Türkgün | Gündem | MHP Lideri Bahçeli Kızılcahamam’da: Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti

MHP Lideri Bahçeli Kızılcahamam’da: Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kurban Bayramı kapsamında Kızılcahamam’daki Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret ederek şehitler için dua etti. Lider Bahçeli, “Ülkücüler çakıllı yolların, sisli gecelerin yılmaz ve sarsılmaz yolcularıdır. Nefsini rafa kaldırmış korkularını arkalarında bırakmış dava arkadaşlarıdır. Mücadelede saf tutan ülkücülerdir. Ülkücülük bir ömür taşınacak en büyük şereftir.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kurban Bayramı kapsamında Kızılcahamam’daki Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret ederek şehitler için dua etti. Lider Bahçeli, “Ülkücüler çakıllı yolların, sisli gecelerin yılmaz ve sarsılmaz yolcularıdır. Nefsini rafa kaldırmış korkularını arkalarında bırakmış dava arkadaşlarıdır. Mücadelede saf tutan ülkücülerdir. Ülkücülük bir ömür taşınacak en büyük şereftir.” dedi.

KAYNAK: TÜRKGÜN

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kurban Bayramı dolayısıyla Kızılcahamam’daki Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti. Şehitler için duaların edildiği programda konuşan Lider Bahçeli, “Milletimizin birlik ve beraberliğini son nefesimize dek gözeteceğiz” dedi.

MHP Lideri Bahçeli, Kurban Bayramı programı kapsamında ilk olarak merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in Beştepe’deki kabrini ziyaret etti. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve duaların ardından kabre karanfil bırakıldı. Lider Bahçeli daha sonra Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen Geleneksel Bayram Kahvaltısı programına katıldı.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ Ülkücü Şehitler Anıtı'NI ZİYATER ETTİ

MHP lideri Bahçeli’nin bayram ziyaretleri kapsamındaki bir diğer durağı ise Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindeki Ülkücü Şehitler Anıtı oldu. Burada Kur’an tilaveti okunurken, ülkücü şehitler için dualar edildi. Lider Bahçeli, şehitlerin isimlerinin yer aldığı anıta tek tek karanfil bıraktı.

Programda konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, 27 Mayıs ülkücü şehitlerinin aziz hatırasını rahmetle andıklarını belirterek, “Bugün oturduğumuz makamların ve üstlendiğimiz vazifelerin ardında büyük fedakarlıklar bulunduğunu yeniden hatırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

"ülkücü şehitlerimizi rahmetle, minnetle, hürmetle yad etmek üzere bir aradayız"

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin konuşmasının tamamı:

Muhterem Dava Arkadaşlarım, Kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler, Basınımızın Değerli Temsilcileri, Konuşmamın başında hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Bugün, fani ömürlerini baki bir sevdanın yoluna seren, alın yazılarını ülkü kalemiyle yeniden yazan, gençliklerini Türk-İslam davasına feda eden, isimlerini Türk milliyetçiliğinin şeref levhasına kanlarıyla nakşeden ülkücü şehitlerimizi rahmetle, minnetle, hürmetle yad etmek üzere bir aradayız. Her yılın 27 Mayıs’ında Ülkücü Şehitler Anıtı’nda gerçekleştirdiğimiz bu cem; toprağa verdiği yol arkadaşlarına bitmek bilmeyen bir hicran duyan ülküdaşlarımızın ve görmeden sevdiği şehit ağabeylerinin acılarını gönüllerinde saklayan genç kardeşlerimizin aynı duada birleştiği, aynı sancağın gölgesinde sadakat ve şuur tazelediği mübarek bir hatırlayış meclisidir.

“davamız dualıdır, himaye edenimiz Allah’tır”

27 Mayıs; şehitlerimizin aziz hatırası karşısında nefsimizi hesaba çektiğimiz, bugün oturduğumuz makamların, üstlendiğimiz vazifelerin, taşıdığımız unvanların ardında nasıl büyük bedeller, nasıl ağır çileler, nasıl mübarek fedakârlıklar bulunduğunu yeniden hatırladığımız kutlu bir muhasebe günüdür.  Bilinmelidir Milliyetçi Hareket Partisi’nin başkanlık divanından ilçe başkanlıklarına; milletvekilliği sorumluluğundan Ülkü Ocaklarımızdaki orta öğretimli genç kardeşlerimizin masa başkanlıklarına kadar bu hareketin her kademesi; şehitlerimizin kanı, dava büyüklerimizin alın teri, taş medreselilerimizin çektikleri ıstıraplar üzerine kuruludur. Bundan dolayı ülkücü için makam, hakkı verilecek bir emanettir. Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde alınan her görev, bir gösteriş payesi değil; hesabı önce Allah’a, sonrasında ise aziz milletimize ve hatıralarıyla mukaddes şehitlerimize verilecek ağır bir mesuliyettir. Bu ağır mesuliyetin altında ezilmeyişimiz, istikametimizin şahsi hesaplara değil; İ’la-yı Kelimetullah davasına, Nizam-ı Alem ülküsüne ve Türk milletinin ebedi istiklal iradesine dayanmasındandır. Çünkü davamız dualıdır, himaye edenimiz Allah’tır.

"nesilden nesle büyüyen iman erlerimiz"

Değerli Dava Arkadaşlarım, Şehadet, bizim inancımızda tükeniş değil diriliştir; kayboluş değil, hakikatin en yüce mertebesinde ebedi bir varoluştur.  Şehitlerimiz, Hakk’ın koluna kuvvet olan, emrine şahitlik eden, son nefesiyle imanını tasdik eden, davasını nefsinin üstüne çıkaran kahramanlardır. Şehitlerimiz; batılın, zulmün ve zilletin karşısında dağ gibi duruşu ve dosdoğru yaşayışıyla hepimize örnek olan; dünya sürgününden ayrılıp ebediyete seferiyle Peygamber Efendimize komşu olma duasını taşıyan yiğitlerdir. Şehitlerimiz, bedeni fani alemden çekilmiş olsa da adıyla ve hatıralarıyla nesillerin yoluna kandil olmaktadır. Şehitlerimizin toprağın altındaki sükutu, nice nutuktan daha gür; yoklukları, aramızdaki nice varlıktan daha diridir.  Zira onlar, lütuf ve keremle sevindirilen; arkalarından gelecek dava arkadaşlarına korkuya ve hüzne burada yer bulunmadığını müjdelemektedir.  Bu müjde bugün saflarımızı sıklaştırmakta, imanımızı tazelemekte, irademizi metinleştirmektedir. Geride kalanlarımızın omuzlarına miras, gönüllerine miyar, yokuşlu yollarına mihver, karanlık zamanlarda ise mukaddes bir meşale olarak parlamaktadır. Ülkücü şehitlerimiz de böyledir. Duruşlarıyla gencecik ömürlerini aşan, binlerce genç kardeşimizin yüreğinde taşan, ocaklarımızda dua dua çoğalan, emanetleriyle nesilden nesle büyüyen iman erlerimiz, davaya hasredilmiş bir varlığın, aziz milletimize vakfedilmiş bir iradenin abideleşmiş isimleridir.

"Ölümün soğuk nefesi puslu havaları sararken ürkenler ülkücü şehitlerimiz değildi"

Kimi üniversite koridorlarında, kimi öğrenci yurtlarında, kimi sokak başlarında, kimi zindan karanlıklarında, kimi darağacının gölgesinde imtihan edildi. Lakin her biri celladın urganına, hainin kurşununa, namerdin pususuna tebessümle yürüdü.  Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler. Can verdiler de canan bildikleri Türk-İslam davasını şahsi ikbal masalarında bozdurmadılar. Ülkücü şehitlerimiz; delikanlı düşlerinden, ana kucağından, baba ocağından, evlat sıcaklığından, kurulamamış yuvalarından, alınamamış diplomalarından geçtiler; dünyalık ne varsa ellerinin tersiyle ittiler, musalla taşını düğün meydanı saydılar.  Ölümün soğuk nefesi puslu havaları sararken ürkenler ülkücü şehitlerimiz değildi. 

"şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi bir kez daha buradan haykırıyorum"

Ülkücü şehitlerimiz idam sehpalarına gülerek yürürken şehitlerimizin imanları karşısında küçülen, zulümlerini korkuyla büyüten o kahpe düzenin sahiplerinin dizleri titrerdi.
Azrail’in nefesi enselerinde hissedilirken dahi kendi canını değil yanındaki dava arkadaşını düşünen; “Önce beni asın, o benim acıma dayanamaz.” diyerek cellatlara dahi sıra nizamı veren ülkücü şehitlerimizin baş eğmeyen iradesi, Hareket’imizin tarihine altın harflerle yazılmış en mübarek satırlardır. Bunun içindir ki ülkücü şehitlerimiz; al bayrağımız ne zaman dalgalansa, üç hilalli sancağımız ne zaman gökleri kaplasa, ezanımız ne zaman gür sesle okunsa, nerede bir ülkücü Türk gencinin gözleri şehit ağabeyleri için dolsa orada yeniden hayat bulacaktır. Ülkücü şehitlerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin fırtınalara rağmen değişmeyen dik duruşunda ve Ülkü Ocakları’nın sönmeyen ateşinde daima yaşayacaktır. 
İlk ülkücü şehidimiz Ruhi Kılıçkıran’dan Şehit Bakanımız Gün Sazak’a, Mustafa Pehlivanoğlu’ndan Cevdet Karakaş’a, Yusuf İmamoğlu’ndan Dursun Önkuzu’ya, Fikri Arıkan’dan Cengiz Baktemur’a, Ahmet Kerse’den son ülkücü şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar uzanan şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi bir kez daha buradan haykırıyorum.

"ülkücülük, bir ömür taşınacak en yüce şereftir"

Değerli Dava Arkadaşlarım, Ülkücüler; çetin zamanların, sarp yokuşların, çakıllı yolların, dar geçitlerin, sisli gecelerin yılmaz ve sarsılmaz yolcularıdır. Nefsini rafa kaldırmış, menfaatlere yüz çevirmiş, korkularını ardında bırakmış dava adamlarıdır. Güce yaslanmayan, istikbal kollamayan, secdeden başka hiçbir yerde alnını yere değdirmeyen bahadırlardır. Yağızlıklarını lafla değil, hayatlarıyla ispat eden; sadakatlerini kalabalık laflarla değil hainin karşısında değişmeyen karakterleriyle gösteren; kamera karşılarında değil mücadelede saf tutanlar ülkücülerdir. İşte bu nedenle ülkücülük, bir ömür taşınacak en yüce şereftir. Şehadet ise o şerefin ebediyetle taçlanmış halidir. Şehitlerimizin huzurunda bir kez daha ilan ediyorum. 

"Türk-İslam ülküsü uğruna toprağa düşen bütün dava şehitlerimizi hasretle ve vefayla anıyorum"

Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin birlik ve beraberliğini, dirlik ve düzenini, milli beka ve maneviyatımızı son nefesimize dek gözeteceğiz. “Devlet-i ebed müddet” şiarımıza, Türk birliği mefkuremize, Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatıyla ilelebet sahip çıkacağız. Bugün aziz şehitlerimizin manevi huzurunda başımız mahzun, gönlümüz müsterih, irademiz işte burada dava arkadaşlarımızla müstahkemdir. Mahzunuz; çünkü nice dava arkadaşımızı kara toprağa emanet ettik. Müsterihiz; çünkü onların her biri tertemiz yaşadı, şahidiz. Müstahkemiz; çünkü Asenasıyla, Bozkurduyla, kudaktaki bebeğinden ak saçlısına dek burada ve onların bıraktığı sancağa omuz vermek için dimdik ayaktayız.  Sözlerime son verirken başta merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey olmak üzere; 27 Mayıs 1980’de menfur bir suikast sonucu şehit edilen merhum Gün Sazak Bey’i, 12 Eylül zulmünde darağaçlarına gönderilen ülkücü şehitlerimizle birlikte münferit tarihlerde Türk-İslam ülküsü uğruna toprağa düşen bütün dava şehitlerimizi hasretle ve vefayla anıyorum. Şehitlerimizin ruhları şad, makamları ali, emanetleri ebediyen aziz olsun. Ne mutlu ülküsünü şahsiyetinin özü sayanlara.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...