Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Millî birlik ve kardeşlik duygumuzu karartmanın ve kaskatı hâle getirmenin emelini taşıyanlar, tarihin uçurumuna yakın bir yerde durmaktadır. Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olmayacaktır. Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir” dedi.
'Suriye'de yeni bir yapı oluştu'
Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklemin olduğunu söyleyen MHP Lideri Bahçeli konuşmasında şunları söyledi:
“Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum beklenen ve olması gereken bir gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle doğrudan ilişkilidir ve bunu destekleyen, tescilleyen bir gelişmedir. 30 Ocak 2026 tarihinde Şam yönetimi ile SDG ve YPG arasında, 10 Mart mutabakatı ile 18 Ocak mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ve askerî ile idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varılmıştır. Bu gelişme, Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır. SDG-YPG’li teröristler bulundukları mevcut hatlardan çekilecek, hükümete bağlı birlikler Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlanacaktır. SDG-YPG’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacak, Ayn el-Arab’daki silahlı unsurlar ise Halep’e bağlı birer tugay olarak yapılandırılacaktır. Askerî ve güvenlik entegrasyonunun tugaylar içinde bireysel bazda gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır. Yapılan anlaşmanın uygulama süreci dün başlamıştır.”
‘ÇOK ÖNEMLİ BİR ETAP GEÇİLDİ’
"Suriye’de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağı netleşmiştir. Artık komşu ülkemiz Suriye’nin haritası tek bir renge bürünmüş, Siyonist emperyalizme kiralık tetikçilik yapanlar işgal ettikleri alanlardan çıkarılmıştır. 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan Barış ve Demokratik Toplum çağrısı, 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığını bulmuş ve böylelikle çok önemli bir etap geçilmiştir. Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış mühtemelere aldırış etmeden, elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım: PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK ile birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat tahassül oldu, o hâlde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine, DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir."

'Dönen dönsün ben dönmezim yolumdan'
“Araplar, Kürtler, Türkmenler ve diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihî bir fırsat kapısı aralanmış, herkes somut gelişmeleri benimsemiştir. Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir, buna karşı azami derecede ve düzeyde sabırlı, tedbirli ve temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır. Nusaybin’de bayrağımızı indiren alçaklar, Diyarbakır ve Tarsus’ta sahaya çıkan provokatörler, aynı amaç üzerinden millî birliğimizi yaralamaya kalkışan siyasî odaklar ne yaparlarsa yapsınlar, Pir Sultan Abdal’ın sözleriyle alayına sesleniyorum: “Koyun beni Hak aşkına yanayım / Dönen dönsün ben dönmezim yolumdan / Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım / Dönen dönsün ben dönmezim yolumdan.” Merhum fikir pınarımız Hüseyin Nihal Atsız’ın haykırdığı gibi, yufka yüreklilerle çetin yollar açılmaz çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı’na; hâlbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin değeri topu topu bir sokak kaltaklığına iner.”