Türkgün | Gündem | MHP Lideri Devlet Bahçeli tek tek sıraladı... İMECE'den KAAN'a, Türkiye savunmada yeni bir çağ açtı

MHP Lideri Devlet Bahçeli tek tek sıraladı... İMECE'den KAAN'a, Türkiye savunmada yeni bir çağ açtı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Türkiye'nin savunma sanayiindeki yerli ve millî hamlelerini değerlendirdi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Türkiye'nin savunma sanayiindeki yerli ve millî hamlelerini değerlendirdi.

KAYNAK: TÜRKGÜN

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin savunma sanayiinde ulaştığı seviyenin yalnızca askerî bir başarı olmadığını, aynı zamanda bağımsızlık iradesinin en somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Yeni güvenlik anlayışının uzay, siber güvenlik, veri ve istihbarat alanlarını da kapsadığını belirten Bahçeli, bu kapsamda İMECE uydusunun NATO'nun uzay vizyonunda yeni bir kabiliyet olarak öne çıkmasının Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.

İMECE'nin, Türk mühendisliğinin ve Millî Teknoloji Hamlesi'nin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini dile getiren Lider Bahçeli, Türkiye'nin artık savunmayı sadece karada, denizde ve havada değil, uzay boyutunda da planlayan bir devlet vizyonuna sahip olduğunu vurguladı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin konuya ilişkin konuşmaları şöyle:

Yeni güvenlik çağının en dikkat çekici taraflarından biri de uzay, veri ve istihbarat boyutunun artık savunmanın ayrılmaz parçası haline gelmesidir. Bu bakımdan İMECE başlığı son derece anlamlıdır. İMECE’nin NATO’nun uzay ufkunda yeni bir kabiliyet olarak gündeme gelmesi, Türkiye’nin savunmayı yalnızca karada, denizde ve havada değil, uzayda da düşünen bir devlet aklına ulaştığını göstermektedir.  

“devasa bir envanter”

İMECE, Türk mühendisinin mavi gökleri aşan kabiliyeti, semaların ötesini görüp feza karanlığını al bayrağımızla aydınlatmayı düşleyen milli teknoloji hamlesidir. Uzayın zifiri karanlığını delip geçen İMECE, gök kubbeyi yırtan KAAN’ın çelik kanatlarında kendini gösteren irade, yerli ve milli savunma davamızın insansız muharebe sahasındaki öncüsü KIZILELMA, göklerdeki yeni nizamın habercisi olan AKINCI ve AKSUNGUR, Mavi Vatan’ın engin sularında tüm heybetiyle süzülen TCG ANADOLU ve MİLGEM şaheserleri, karada düşmanın yüreğine korku salan ALTAY tankımız, tehditleri berhava eden Tayfun ve Bora füzelerimiz, Vatan sathını uçtan uca saran çelik kubbemizin kilit taşları mesabesindeki Siper ve Hisar sistemlerimiz; karada, denizde, havada ve uzayda hükümranlık haklarımızın tavizsiz muhafızlarıdır. Böylesi devasa bir envantere elbette kolay ulaşmadık. Can Azerbaycan Türkü merhum şair Hüseyin Cavid’in dizelerinde ifade ettiği gibi: “Her karanlıkta çırpınır bir nur, her hakikatte bir hayal uyur.”

Türk’e imkânsız de sonra da otur izle”

Karşımızdaki bu muzaffer tablo; karanlıkta çırpınan nurun seher vaktine kavuşmasının, sabırla büyüyen hayallerin çelikten hakikatlere dönüşmesinin adıdır. “Türk’e imkânsız de sonra da otur izle” dediğimiz noktada yedi düvele seyrettirdiğimiz nihai utkudur. Yıllarca ilmek ilmek dokunan o vakur sabrın, ambargoların paslı prangalarını söküp atan Türk mühendislerimizin keskin zekalarının, savunma sanayinde ter döken işçilerimizin emeklerinin bereketli mahsulüdür. Atalarımızın dediği gibi kimi komşular, insanı mal sahibi yapar. Savunma sanayiindeki bu emsalsiz şahlanışın kökleri, doğrudan doğruya maruz kaldığımız tarihi dayatmaların o çetin tecrübelerinde aranmalıdır.  

“Türk ordusunun şanı”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın hemen ardından boynumuza dolanmak istenen ambargo kementleri, terörle mücadelede sahnelenen o ikiyüzlü diplomasi, F-35 dehlizlerinde kurulan sinsi tuzaklar ve CAATSA yaptırımlarıyla örülen suni duvarlar, asil milletimize kendi göbeğini kesmekten başka hiçbir yol bırakmamıştır.  Ram olmayı elinin tersiyle iten Türk devleti, asil fıtratının gereğini layıkıyla yerine getirmiş, kendi öz cevherine rücu ederek etrafındaki muhasara çemberini paramparça etmiştir.  Asırlar evvel otağını bizzat kuran, kılıcını kendi örsünde döven, sancağını en ön safta göğüsleyen o kudretli ruh; çağımızda yerli ve milli savunma sanayimizle yeniden hayat bulmuştur. Şunu çok iyi biliyoruz ki; semaları titreten füzelerimizin, ufukları Türk milletinin hasımlarına dar eden savaş uçaklarımızın ve deryaları yaran gemilerimizin asıl kudreti, o çeliğe can veren Türk ordusunun şanından neşet etmektedir.

Bu muazzam gurur, merhum şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın o muazzam dizelerinden bizlere seslenmektedir:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi,

Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi,

Ta ki, yükselen ezanlarla müeyyed namın

Galib et, çünkü bu son ordusudur İslamın.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...