Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin milli birlik, kardeşlik ve ülke güvenliğinin teminatı olduğunu belirterek, sürecin sabır, sağduyu ve hukuki adımlarla ilerleyeceğini vurguladı.
MHP Lideri Devlet Bahçeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
İşte bu yüzden “Terörsüz Türkiye” hedefimizin hem Allah’ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamd olsun teyit edilmiştir.
“Terörsüz Türkiye” hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır.
“Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz Bölge” çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donakalmışlardır.
Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz.
Biz yine de onların huzurlu, güvenli, istikrarlı, ekonomik refaha ulaşmış, diplomaside altın çağını yaşayan, güçlenen ve gürbüzleşen Türkiye için harekete geçmelerini bekliyoruz.
Terörsüz Türkiye, ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında, ülkemin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyudur.
Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt’ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yekvücut olma halinin sudur etmesidir.
Kukla ile kuklacı aynı maldır; birinin tıyneti, ötekinin suretidir.
Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan sürüp çıkarıyoruz.
Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir.
Dinimiz birdir, itikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir.
Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulmayacak kardeşliğin nişanesidir.
Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz.
"Yola çıktık, inşallah varacağız"
Coğrafyalar deprem geçirirken, jeopolitik fırtına devleşmişken, savaş ve çatışmalar dönemi hızla tetiklenmişken; bize başkasından fayda yok diyeceğiz, onun bunun şeytan planlarına aldırış etmeyeceğiz, bozguncuları güldürmeyeceğiz, birlikte ve beraberce bayrağımızı asla indirtmeyeceğiz.
Kimlik siyasetinin sonu yoktur.
Etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananın yoktur.
Ancak her şeyden önce Türkiye demenin beka düzeyinde önceliği vardır ve olacaktır.
“Terörsüz Türkiye” hedefimiz kapsamında ihtiyaç duyulan, ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir.
Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır.
On yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış terör musibetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk milleti ortak paydasında buluşmuş her insanımız kazançlı çıkacaktır.
Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur.
Yola çıktık, inşallah varacağız.
Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız.
“Terörsüz Türkiye” dedik, Allah’ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız.
Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur.
Terörsüz Türkiye, haramı geçim kapısı yapanlara karşı helalin şuurudur.
Terörsüz Türkiye, batıla hizmet edenlere karşı hakkın teslim olmaz ruhudur.
“Terörsüz Türkiye” mevsimlik bir macera değildir
Menfaatine düşkün olan milletine yabancıdır.
Biz siyasi menfaatlerimizi değil vatan ve millet onurunun yarınlarını düşünüyoruz.
Buna da sonuna kadar devam edeceğiz.
1954 yılında elim bir uçak kazasında hayatını kaybeden, fikriyatımızın büyük isimlerinden Merhum Remzi Oğuz Arık Hocamız demişti ki:
“Vatan alelade bir toprak parçası değildir.
Hakiki kimliğini üstünde yaşayan insanlardan, onların eserlerinden alır…
Müşterek tarih toplumları millet yapar…
Yaşanılan acı tatlı hatıralar bir potada eriyip dökülerek coğrafyayı vatan yapar.
Toprak çiğnene çiğnene vatan olur…
Coğrafyamız her yandan o kadar düşmanla, rakiple sarılmıştı ki felaketler arasında durmadan bilendik.
Bir toprağın coğrafyadan vatana yükselişi kaç milyon faciaya, acıya, hatıraya mal olmuştur.
Çocuğun doğarken kaç kere anasını öldürüp öldürüp dirilttiği gibi, coğrafya da vatan olurken üstündeki milleti öldürüp öldürüp diriltir.”
Muhatap olduğumuz her müşkülat, katlandığımız her müessif olay daha huzurlu ve daha güvenli bir geleceğin kefaretidir.
Türk milleti kesin hükmünü Malazgirt’te vermiş, ayak bastığı toprakların ruhuna vatan sedasını can pahasına üflemiştir.
Bu emaneti Türküyle Kürdüyle, velhasıl büyük bir millet müktesebatıyla istikbale taşımak milli görevimizdir.
Bunu da istiklalimizin onuruyla gerçekleştirmek yegane seçenektir.
İnanıyorum ki, bayramın ardından, dört başı mamur reformlar aşama aşama hayata geçecektir.
Ucuz hesaplara tevessül etmeden, cılız anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan maşeri vicdanın beklentisine müzahir yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır.
Türkiye’mizin yeni yüzyılda kronikleşmiş ve kökleşmiş sorunlarından kurtarılması gerçek vatanseverliktir, gerçekçi milletseverlik ve milliyetçiliktir.
Türk ile Kürt anca beraber kanca beraberdir.
Birliğin olduğu yerde dirlik vardır, esenlik vardır, gelişmişlik vardır, kuvvet vardır, kudret vardır, ölmüşlere rahmet, yaşayanlara ise selamet vardır.
Tevazu ve teenni ile yol alacağız.
Dayanışma ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Konuşarak, dinleyerek, işbirliği kanallarını işleterek, sağduyuyla hareket ederek, empatiyle ilerleyerek, temkinli iyimserliği de elden bırakmayarak; devletin ve milletin tartışılamaz, tartılamaz haklarını hep birlikte koruyup kollayacağız.
Türkiye’miz bölgesinde ve dünyada her alanda örnek gösterilecek.
İstikrarımız, itibarımız, milli irademiz parmak ısırtacak.
Türk milleti kardeşliğine ve kaderine önşartsız sahip çıkacak.
“Terörsüz Türkiye” belirli süreli ve çekişmeli bir spor müsabakası değildir; bu yüzden mağlup olan ve sahadan boynu eğik çıkacak taraflar da asla olmayacaktır.
“Terörsüz Türkiye” doğaçlama nitelikli tuluat tiyatrosu değildir; özünde ve ağırlık merkezinde devlet aklı vardır, millet ahlakı hâkimdir.
“Terörsüz Türkiye” mevsimlik bir macera değildir; zamanlar üstü bakış ve kavrayış özelliğiyle Türk milletinin topyekûn barış ve kardeşlik sancağının altında toplanmasını esas almaktadır.
Pek tabiidir ki, gayret bizden tefvik Allah’tandır diyoruz.
Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinde açık açık anlatılan ve aslında herkesin bildiği veya bilmesi gerektiği hakikat şunlardır:
Her kim ilmiyle övünüyorsa İblise bakmalıdır.
Her kim mevkiiyle övünüyorsa Firavun’dan ibret almalıdır.
Her kim servetiyle övünüyorsa Karun’dan ders çıkarmalıdır.
Her kim rütbesiyle övünüyorsa Firavun’un veziri Haman’a kafa yormalıdır.
Allah katında üstünlük şüphesiz takvadadır.
Dahası galip olan yalnızca ve yalnızca Allah’tır.
Merhum halk ozanımız Aşık Veysel’in şu sözü ne kadar de mühim ve müstesna mahiyetlidir:
Diyor ki: “Başkasının baharını çalanın bahçesi çiçek açmaz.
Başkasının hakkına girenin mutluluk kapısını çalamaz.
Başkasının güneşini kesenin üzerine güneş doğmaz.
Hala anlamadınız mı, kötü niyetle iyi murada varılamaz.”
Niyetimiz halis, mücadelemiz hasbi, çabamız haysiyetli ve huzur dolu bir geleceğin mimarisidir.
Siyasi ikbali için Türkiye’nin istikbaline gölge düşürmeye azmetmiş zevatın çürümüş ve yozlaşmış siyasi ezberlerini çiğneye çiğneye sıratı müstakim üzere duruşumuzu bihakkın koruyacağız.
PKK’nın kurucu önderliği ile aramızda kırmızı bir hattın olduğunu iddia eden müfterilerin bizatihi büyük Türk milleti tarafından kırmızı kalemle üzerlerinin çizileceğine de mutlaka şahitlik edeceğiz.
Zaman en büyük ilaçtır.
Sabır en güçlü silahtır.
Çok şükür ilacımız da, silahımız da tamdır.