Adalet Bakanı Akın Gürlek, TRT Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Bakan Gürlek; Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarında gelinen son durum, yasa dışı bahisle mücadele, FETÖ ile mücadele, Terörsüz Türkiye süreci ve uyuşturucu soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Gürlek’in açıklamaları şöyle;
"Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünde FETÖ izi var”
2009 yılında biliyorsunuz maalesef Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte altı kişinin vefat ettiği bir uçak, helikopter kırım kazası var. Bununla ilgili tabii daha önce dosya başka bir başsavcılıktaydı. Daha sonra Ankara Başsavcılığımız dosyayı aldı, uzman ekipler inceliyor. Burada biz şunu gördük, arkadaşlarımız Başsavcılığımız bunu gördü Ankara Başsavcılığı, burada bir organizasyon var. Bu işi özellikle FETÖ'nün yaptığı konusunda çok ciddi deliller var. Biliyorsunuz geçen bir operasyon yapıldı, 19 kişi tutuklandı, 21 kişi gözaltına alınmıştı. Şimdi burada FETÖ'ye bu özellikle kırımın FETÖ'nün organizasyonu olduğunu gösteren, ben kendim de inceledim delilleri, çok ciddi emareler var.
Nasıl emareler var? Özellikle helikopterin kazaya uğramadan önce, yani düşmeden önce üzerinden bir F-4 uçağının geçmesi durumu var. Tabii daha önce bu konuda raporlar alınmıştı. Özellikle bu F-4 uçağının geçmesinden dolayı mı helikopter düştü, ya da hava şartları, ya da helikopterin diğer eksikliklerinden dolayı mı diye. Burada F-4 uçağının geçmesinden dolayı helikopterin düştüğü konusunda Başsavcılığımızda bir kanaat oluştu. Tabii burada F4 uçağını kullanan pilot ve diğer bağlantıları araştırılıyor. Özellikle o tarihte F-4 uçağını kullanan pilotun eşinin özellikle Adil Öksüz'ün evinde parmak izi çıkıyor. Daha sonra bu pilotun işte Hava Kuvvetleri imamıyla, mahrem imamıyla o tarihlerde telefon görüşmeleri çıkıyor.
"Deliller ortaya çıktıkça Başsavcılık durumu değerlendirecektir"
Ve en son biliyorsunuz Elazığ il imamı tutuklanmıştı, onun ByLock yazışmaları çıktı. Elazığ il imamının özellikle mülkiye yapılanmasından birisiyle ByLock yazışmasında "Tereyağından kıl çeker gibi bu işi hallettik. Büyüğümüz özellikle bu sürecin, bu süreçten çok endişeliydi, bu şekilde sonuçlanmasından çok memnun." şeklinde bir yazışması var. Buradan arkadaşlar bütün delilleri araştırıyorlar. Şu an soruşturma devam ediyor ama gördüğümüz kadarıyla burada bir organizasyon var. Özellikle rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun FETÖ'nün hedefine konup daha sonradan örgütün bu şekilde bir eylem yaptığı konusunda Ankara Başsavcılığı tarafından bir kanaat oluştu.
Başsavcılık ilk operasyonunu yaptı, muhtemelen diğer devamı da gelecektir. Ama burada ilk deliller, yani ben kendim de inceledim dosyayı biliyorsunuz ben savcılık, başsavcılık da yaptım, gördüğüm kadarıyla bir FETÖ tarafından bir organizasyon sonucunda rahmetlinin cinayet eyleminin işlendiği konusuna bir şüphe var, ciddi şüphe var, kuvvetli şüphe var. Muhtemelen deliller ortaya çıktıkça da tekrardan Başsavcılık durumu değerlendirecektir.
Soruşturmayı Ankara Başsavcılığımız yürütüyor, orada bir uzman ekip var. Tabii aileyle de görüştüler, onlar da ilk özellikle 2009 yılındaki ilk gözlem anlarını anlattılar. Onu bilemiyoruz, şimdi Savcılık elbette soruşturma yapıyor. Yeni deliller kapsamında tekrardan operasyon yapabilir. Yani FETÖ'nün irtibatları araştırılıyor. Özellikle gözaltında, tutuklama kararı verilenlerin FETÖ'yle irtibatları, bunların tekrardan bir HTS analiz çalışmaları, en son kimlerle görüştüğü, yani bu organizasyonun mutlaka devamı gelecektir. Sonuçta bir FETÖ organizasyonuysa ama burada Başsavcılığımızın takdirinde soruşturmayı yürüten makam Başsavcılık makamı. Devamı gelir ya da ne zaman yapar onu bilemiyoruz.
"Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk"
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk. Burada tabii başkanımız var, hakim-savcı kökenli, aynı şekilde de yeteri kadar tetkik hakimi arkadaşımız var. Soruşturma yapma yetkisi ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına ait. Buradaki arkadaşlar tamamen yani farklı bir gözle, profesyonel bir ekip var, farklı bir gözle bakış açısı sağlıyorlar. Yani burada soruşturma yapmıyor arkadaşlar, öncelikli olarak bunun altını çizmek lazım. Başsavcımızla sürekli olarak istişare halindeler, delilleri beraber tartışıyorlar, delilleri beraber gözlemliyorlar. Tecrübeli arkadaşlar bunlar, alanında uzman arkadaşlar.
Tabii burada özel ekipler de kurabiliyoruz. Biliyorsunuz en son Gülistan Doku'da Tunceli'de özel bir ekip görevlendirildi. Bunun görevlerinin içerisinde polis, jandarma personeli de var. İşte aynı şekilde Adli Tıp'tan özel bir ekip görevlendirildi. Bu şekilde tamamen faili meçhul kalmış, zamanında çözümlenmemiş cinayetlerin çözümlenmesine ilişkin soruşturma yapma yetkisi yok, arkadaşlar bir istişare ortamı yapıyorlar. Başsavcı beye yol gösteriyorlar, özellikle bu farklı bir bakış açısı. İşte yeni teknolojiler var biliyorsunuz, şu an DNA incelemesi yapılabiliyor, o konuda pratik çözümleri var ya da işte baz istasyonu çakışması yapılabiliyor.
"28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı"
Faili meçhul suçlarla mücadeleyi ben şahsen çok önemsiyorum. Şu ana kadar ben göreve geldikten sonra bu büro kurulduktan sonra 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Bu çok önemli ve bunlar 20-25 yıl önce işlenmiş olan cinayetler. Bu çok önemli, yani devlet mutlaka hesabını sorar. O zaman ortaya çıkmamıştır ama daha sonradan mutlaka bunu yapanları ortaya çıkarmak devletin en büyük görevidir. Bizim buradaki asıl mesajımız da, asıl yani bu büroyu kurma amacımız da suçlarla ve suçluyla mücadele konusunda kararlılığımızı ortaya koymak. Burada biz arkadaşlarımız faili meçhul dosyaları 680 civarında bir dosyayı büroya aldık. Bunların hepsi tek tek inceleniyor, oradaki savcı arkadaşlarımızla da sürekli istişare halindeyiz. Yani vatandaş nezdinde çok olumlu bir hava oluştu.
Özellikle 15-20 yıl önce işlenmiş bir cinayetin elbette ortaya çıkarılması, failin ortaya çıkarılması, adalet önünde hesap vermesi vatandaş için gerçekten çok önemli. Büro çalışıyor, yani burada önemli soruşturmaların dosyalarını da aldık. Tabii burada zaman aşımı olayı var, zaman aşımına uğramamış dosyaları alıyoruz, 680 civarında. Kısa sürede de az önce söyledim, 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Burada tabii büroda olan önemli dosyalar da var. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir.
Tekrar vurgulamak istiyorum, bu büronun kuruluş amacı tamamen vatandaşlarımızın gönlünde, özellikle karanlık kalan bir cinayet varsa bunun aydınlatılması, vatandaşımızın adalete olan güven duygusunu en üst seviyede hissetmesi, bu amaçla kurmuştuk. Çok faydalı olduğunu da gördük. Sağ olsun Başsavcılığımız da, Başsavcı arkadaşlarımız da üzerine kararlılıkla gidiyor. Çünkü biz onlara da her zaman destek oluyoruz, bu soruşturmaların arkasında olduğumuzu söylüyoruz. Yani şu an olumlu gidiyor, toplumda güzel bir algı var.
GÜLİSTAN DOKU DOSYASINDA SON DURUM
Gülistan Doku hem Tunceli Başsavcılığımız hem de Erzurum Başsavcılığımız bakıyor, iki Başsavcılık bakıyor. Tabii orada bir vali olduğu için valilerle ilgili soruşturma yapma yetkisi en yakın il başsavcılığına ait. Ona Erzurum Başsavcılığı bakıyor, bir de suçun işlendiği yer Tunceli Başsavcılığı bakıyor. En son bildiğim kadarıyla yeni bir operasyon yapıldı, burada o dönemki Tunceli Valisi'nin eşi, koruyucular, bir kısım işte hastane kayıtlarını silen personel şu an gözaltında ya da tutuklamaya sevk edildi diye biliyorum.
Soruşturma devam ediyor. Özellikle Umut Altaş var, bununla ilgili bizim kilit ismimiz bu, kırmızı bülten çıkartmıştık biliyorsunuz, şu an Amerika'da, ABD'de tutuklandı. Onun cezaevinde görüştüğü bir şahsın ses kaydı dosya delili olarak sunuldu, takip ettiniz mi bilmiyorum. Burada özellikle Umut Altaş'ın çok önemli itirafları var. Ama tabii Umut Altaş'ın biz ısrarla Türkiye'ye getirilmesini istiyoruz. Burada ABD makamlarıyla da görüştük, orada bir iade yargılaması yapılıyor, şu an olumlu gidiyor süreç.
Umut Altaş bence olayın en önemli görgü tanığı. Özellikle çocuğun, yani şüpheli şahsın yakın arkadaşı, aynı zamanda Gülistan Doku'nun da yakın arkadaşı. Yani burada Gülistan Doku hayatının baharında gencecik bir kardeşimiz, umutları var, geleceği var. Aynı şekilde Rojin Kabaiş, diğer kardeşlerimizin de dosyalarını ele aldık. Yani Gülistan Doku'da şu an devam eden bir süreç var, iki Başsavcılığımız devam ediyor.
Özel bir birim kurduk, özel bir ekip kurduk, bu alanında uzman hem jandarma personelimiz var hem emniyet görevlilerimiz var, Adli Tıp'tan da uzman arkadaşlarımız var. Elbette işte bu en son operasyonda yapılan koruyucular özellikle cenazenin gömüldüğü yeri bilen kişiler olarak Başsavcılık bu şüpheden dolayı gözaltına aldı. Bilmiyoruz yani belki onlar itirafta bulunacaklar. Çünkü öyle bir iddia var, cenazenin yerinin koruyucular tarafından gömüldüğü, yer birkaç defa yer değiştirildiği iddiası var.
Soruşturma devam ediyor. Bu konuda biz de elbette eğer bir cenaze yeri varsa bunun ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Çünkü sonuçta Gülistan Doku'nun ailesinin de en azından kabrinin başına gidip bir dua etme hakkı var. İnşallah ben bunun da çözüleceğini düşünüyorum, yani cenazenin yerinin de bulunacağını düşünüyorum.
"Rojin Kabaiş soruşturmasında cep telefonu önemli bir delil"
Rojin Kabaiş'le ilgili soruşturma devam ediyor. Tabii en son DNA örnekleri alındı biliyorsunuz, orada çok sayıda kişiden DNA örnekleri alındı. Cep telefonunun özellikle açılması için önce Çin'e göndermiştik, Çin'de çözümleme yapılamadı. Tekrar özel bir ekip kurduk. Şu an inşallah cep telefonunu açmayı düşünüyoruz. HTS baz istasyonu çalışması yapıyoruz. Aynı şekilde az önce söylediğim gibi Tunceli'de kurduğumuz özel ekip, aynı şekilde benzerini Rojin Kabaiş soruşturması için kurduk. Başsavcılarımız, savcı arkadaşlarımız kararlı bir şekilde çalışıyor, soruşturma devam ediyor. İnşallah yakın zamanda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum ben.
Cep telefonunun açılması anlamında da özellikle baz istasyonunun daraltılmış baz çalışmasından da olumlu şeyler çıkacağını da düşünüyorum. Burada şunu söylemek istiyorum ortada bir cinayet varsa devletin temel görevi bu cinayeti aydınlatmaktır. Yani zaman geçmiş olabilir elbette, yani zamanında suçlar ortaya çıkarılmamış olabilir ama devlet mutlaka bu cinayetleri ortaya çıkarmak zorundadır. Bunlar Rojin Kabaiş, Gülistan Doku az önce söyledim, bunlar gencecik hayatının baharında insanlar. Elbette ailelerinin de ortada bir cinayet varsa bunun sonuçlarının, faillerinin ortaya çıkarılma hakkını bilme hakkı vardır. Bu konuda biz zaten aileleriyle de görüşüyoruz, ben Ankara'ya da çağırdım, burada özellikle mağdur ailelerimizle de görüştüm. Bu faili meçhul suçlarla mücadele birimi özellikle önemli şeyler yapıyor. İnşallah yakın zamanda da diğer aydınlatılmamış cinayetlerin çözüldüğünü göreceksiniz.
Faili meçhul suçlarla mücadele biriminden az önce söylediğim 28 tane cinayet çözümlendi. Genelde bunlar eski dosyalar, eski dosyalar dediğim işte 15-20 yıl önce işlenmiş olan cinayetler var. Yani sıcağı sıcağına oradaki başsavcılarımızın, başsavcının soruşturma yapması gerekiyor ama bazen deliller toplanmıyor, eksik toplanıyor ya da günümüz teknolojisi gelişti, artık çok fazla farklı yöntemlerle delilleri toplama, eşleştirme yöntemi var. Bunlar yapılabiliyor, yani bu teknolojik olayları da sonuna kadar kullanıyoruz. Mesela şu an DNA eşleştirmesine çok önem verdik. Özellikle Rojin Kabaiş'te DNA eşleştirme sonuçlarını bekliyoruz. Yani günümüz teknolojisi kullanıp uzman ekiplerle gerekirse özel ekip kurarak yerine giderek, olay mahalline giderek delilleri tekrardan toparlıyoruz. Dosyayı en ince ayrıntısına kadar okuyoruz. Yani burada bizim kurmuş olduğumuz birimdeki arkadaşların tek görevi bu cinayetlere bakmak, bu suçların ortaya çıkarılmasını sağlamak. Ama tabii zamanında bunlar teknolojik imkanlardan dolayı aydınlatılmamış olabiliyor. Özellikle bunlara ortaya çıkartmak devletin temel görevi. Bu konuda da inşallah yakın zamanda çıkartacağız.
"Belediyelerle ilgili süreçlerde maddi deliller değerlendirilerek operasyon aşamasına geçiliyor"
Suçun işlendiği yer Başsavcılığı; gelen ihbarlar, şikayetler, etkin pişmanlıkta bulunan şahısların beyanları, MASAK raporları, para trafikleri, deliller... Yani genelde maddi deliller de oluyor bunlar. Maddi delilleri değerlendirerek bir operasyon aşamasına geçiyor. Belediyelerle ilgili süreçler bu şekilde devam ediyor ama genelde etkin pişmanlık beyanları etkili oluyor. Başsavcılığım zamanında da özellikle İBB operasyonlarında da gördük. Yani içeriden çözülme önemli. Çünkü bir yerden sonra artık itirafçı olmak istiyor, karar veriyor, anlatıyor. Özellikle kendisinin yapmış olduğu eylemleri anlatıyor, başkasının yapmış olduğu eylemleri anlatıyor.
Ama şunu söyleyeyim, kesinlikle vurgulamak istiyorum: Tek başına bir itirafçının beyanına dayalı olarak hiçbir operasyon yapılmıyor. Yani bütün Başsavcılarımız bu şekilde, bunu somutlaştırması lazım. Maddi delil gerekiyor. Yani MASAK raporu alınıyor, HTS trafiğine bakılıyor, söylediği gibi bir para hareketi olup olmadığına bakılıyor. Teyitli olarak yapılıyor. Aynı şekilde bazen teknik takip yapılabiliyor; işte suçüstü yapabilmek için parayı taşıyıp taşımadı, parayı alıp almadı... Bunlar yapılabiliyor. Bu kapsamda Başsavcılarımızın takdirinde olan, devam eden süreçler.
“Mahkemeler kesinlikle siyasi propaganda arenası değildir”
Ben mahkeme başkanlığı da yaptım, büyük davalara bakmak nasip oldu. Ya şimdi bu olmaz. Yani mahkemeler kesinlikle siyasi propaganda arenası değildir. Mahkemelerde, özellikle yargılama yapan heyete, savcıya kimse parmak sallayamaz, "İşte iki gün sonra sen yargılanacaksın" diye hesap soramaz. Yani bu şahıs, sanık Ekrem İmamoğlu dosyada sürekli olarak bunu yapıyor, polemik yapıyor. Yani şu an bence Ekrem İmamoğlu'nun üzerine atılı suçlardan dolayı aslında savunmasını yapması lazım. Onları çürütmesi yani iddia makamı bir iddia sundu, dedi ki "143 eylemden hakkında isnat ediyoruz". Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarıyla birlikte bu eylemlerin böyle olmadığını, işte bu şekilde olduğunu ispat etmesi gerekirken tam tersi olayı farklı mecralara çekmek istiyor.
Mahkemelerde kesinlikle propaganda yapılmaz, yargılama yapılır. Mahkeme heyetleri de bu propagandadan etkilenmez. Yani Ekrem İmamoğlu şu an açıkçası resmen siyasi arena olarak, siyasi şov malzemesi haline getirmeye çalışıyor bunu. Yani mahkeme başkanıyla biz de takip ettik kamuoyundan, sürekli olarak polemik çıkartıyor. Yani işi ileriye götürüyor hatta. "Sizi yargılayacağız" diyor, işte "Bana da" diyor, "Sizi yargılayacağız" diyor, "Günü gelecek" diyor, "İşte yargılanacaksınız" diyor. Bu şekilde olmaz, yani bunlar olmaz. Mahkemelerin kuralları vardır.
Yargılamalar yapılır Türk milleti adına, dosyadaki somut delillere göre, vicdani kanaate göre karar verilir. Ama burada Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı hoş şeyler değil. Mahkeme de eğer mahkemenin huzur ve disiplinini bozuyorsa gereğini yapmak zorunda ki yaptı. En son duruşmada anladığım kadarıyla duruşma salonundan atıldı. Ya bunu yapmak zorunda. Yani burada mahkemelerde savunma yapılır, deliller tartışılır. Sırasıyla avukatlar delilleri çürütmeye çalışır, söz hakkı ister. Ama Ekrem İmamoğlu tamamen burada, yani normalde savunma sırası da kendisine olmamasına rağmen olayı farklı mecralara çekip siyasi bir arenaya çekmek istiyor, olayı siyasileştirmek istiyor. Sanki yani 143 tane eylem söz konusu değil de, "Efendim ben siyasi kişiliğim, bu yüzden bana operasyon yapıldı, bu yüzden dava açıldı", bunu söylemeye çalışıyor. Ama bu tavır yanlış. Mahkemeler de bundan etkilenmez, dosyadaki delillere göre karar verir. Bildiğim kadarıyla yargılama aşaması devam ediyor, sadece bir aylık bir ara verildi herhalde adli tatilden dolayı. Yani sırasıyla savunmalar yapılıyor. Mahkeme burada bir yöntem belirledi; önce tutuklu sanıkların savunmalarını aldı, daha sonra tutuksuzların savunmalarını alacak, daha sonra da tabii avukatlara söz verilecek, tanıklar dinlenecek. Yani yargılama aşaması bellidir.
Ama burada yani bu kadar her duruşmada olay çıkartmak, her duruşmada siyasi bir polemik yapmak, "İşte sizden hesap soracağız" demek, savcıya parmak sallamak, mahkeme heyetini tehdit etmek... Bunlar yakışık şeyler değil. Mahkemeler de bunlardan etkilenmez. Ben de mahkeme başkanlığı yaptım, önemli davalara bakmak nasip oldu.Dosyadaki delillere göre karar verirsiniz, vicdani kanaatinize göre karar verirsiniz. Ben buradan da özellikle Ekrem Bey'in ve diğer yargılanan kişilerin yani siyasi polemiğe girmeden dosyadaki delillere göre savunma yapmasını istiyorum. Yani burada mahkeme de buna riayet ediyor; yani sonuçta duruşmanın huzur ve düzenini bozamazsınız. Huzur ve düzenini bozarsanız da kanunda hakime, mahkeme başkanına yetkiler tanınmış. Bunları uygulamak zorunda.
Terörsüz Türkiye süreci
Terörsüz Türkiye süreci bence çok önemli, güzel bir aşamaya geldi. En son bildiğim kadarıyla Sayın Meclis Başkanımız Numan Bey de bir açıklama yaptı. Önümüzdeki hafta önce Adalet Komisyonu'na gelecek, daha sonra da mecliste Genel Kurul'a gelme aşamasına geldi.
Terörsüz Türkiye, milli birlik ve kardeşlik projesi. Yani bu bizim için çok önemli. Burada terör sadece bir ülkeye maddi anlamda zarar vermiyor, bir güvenlik anlamında zarar vermiyor. Ülkeye gelecek yatırımlar, demokratik ortam, hukuk güvenliği… Bunlar çok geniş katmanlar. Buna önem veriyoruz.
“Terör belasından ülkemiz, vatanımız kurtulacak”
Bildiğim kadarıyla bir 15 maddelik metin var. Şu an herhalde önce Adalet Komisyonu'na gelecek, daha sonra da artık Meclis Genel Kurulu'na gelecek. O süreci meclis takip ediyor, biz bu süreçte dahil değiliz. Sadece biz teknik olarak, daha önce de ben çeşitli programlarda söylemiştim, teknik olarak Adalet Bakanlığı olarak kanunların yapılması aşamasında biz öneri sunabiliyoruz istedikleri şekilde. 15 maddelik bir taslak olduğunu biliyorum. Elbette buradaki takdir tamamen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, değerli milletvekillerimizin takdiri. Ama bir an önce bu sürecin tamamlanması lazım. Anladığım kadarıyla da meclis kapatılmadı, süre uzatıldı. İnşallah meclisten de geçip terör belasından inşallah ülkemiz, vatanımız kurtulacak. Milli birlik ve kardeşlik duygusuyla hep beraber kucaklaşacağız.
Eğer terör varsa bir ülkede, az önce de söyledim, huzur, sadece huzur anlamında değil; ülkenin demokratikleşmesi, hukuk güvenliği, yatırımcının gelmesi... Bunların hepsini çok etkileyen bir süreç. Türkiye bu süreçlerden geçti, şu an olumlu bir netice alınacağını düşünüyorum kısa sürede.
"Genel af düzenlemesi yok"
(Genel af) Bu konuda bu ayrı bir paket olarak geldi. Özellikle sadece işte PKK silahlı terör örgütüne ilişkin bir paket olarak geldi. Burada tabii genel af düzenlemesi yok, şahsa özgü bir düzenleme yok. Bunlar meclisin takdiri, yani genel afa ilişkin şu an bir düzenleme, bir çalışma yok. Ama meclis biliyorsunuz ne zaman kanun düzenlerse gündeme gelebilir. Ama şu anki bu pakette sadece PKK mensuplarına ilişkin bir düzenleme var, genel afla ilgili şu an bir düzenleme yok.
“Yeni nesil suç örgütleri çocuklarımızı kullanıyor”
Ben göreve gelir gelmez 81 il Başsavcılığımıza özellikle uyuşturucu, yasa dışı bahis, sanal kumar ve aynı şekilde sokak çeteleriyle mücadele konusunda genelge gönderdim. Yani çok önemsiyorum. Özellikle sokak çeteleriyle mücadele çok önemli. Vatandaşımızın huzuru, kamu düzenini sağlamamız çok önemli. Burada maalesef şunu gördük: Özellikle isim vermeyeyim, bazı suç örgütleri, yani yeni nesil suç örgütleri maalesef çocuklarımızı kullanıyorlar. Yani çocuklara verilen cezaların azlığından dolayı çocukları suça teşvik ediyorlar, yönlendiriyorlar, azmettiriyorlar. Aslında bu paket tam onu içeriyor. Daha önce de zaten azmettirenler hakkında 11. Yargı Paketi'nde bir düzenleme yapılmıştı. Şu an komisyonda, kısa sürede herhalde Genel Kurul'a gelecek.
"Suça sürüklenen çocuk" kavramı değişiyor
"Suça sürüklenen çocuk" kavramı da değişiyor. En baştan itibaren özellikle 12-15 yaş aralığındaki çocuklar, 15 yaş-18 yaş aralığındaki çocukların işlemiş olduğu bazı suçlardan dolayı almış olduğu cezaların toplumda genel cezasızlık algısı oluşturmasından dolayı rahatsızlık da dikkate alınarak bir düzenleme yapılıyor. Burada cezalar artırılıyor. Özellikle 15-18 yaş aralığındaki çocukların adam öldürme ve diğer suçlardan dolayı işlediği cezalarda yetişkinlerle aynı oranda ceza alması sağlanıyor. Bu önemli. Yani suç örgütleri artık maalesef çocuklarımızı kullanamayacak.
16-17 maddelik bir paket var anladığım kadarıyla. Bu herhalde komisyondan geçti, kısa sürede de Genel Kurul'a gelecek. Biz de takip ediyoruz. Bunun elbette suçla mücadelede, suç örgütleriyle mücadelede, sokak çeteleriyle mücadelede ben etkili olacağını düşünüyorum.
Maalesef son zamanlarda üzücü olaylar oldu. Özellikle suç örgütleri çocukları kullanmaya başladı. Bu konuda bu paketi önemsiyorum. Biz de katkı sunduk zaten, hazırlanması aşamasında biz özellikle. Arkadaşlarımız mutfağındaydı. "Suça sürüklenen çocuk" kavramı değişiyor. Burada ailelere de artık sorumluluk yükleniyor.
Bazı işlenen eylemlerden dolayı, "suça sürüklenen çocuk" değil artık o kavram da değişiyor, "adli süreç..."
"Adli süreç altındaki çocuk"un eylemlerinden dolayı, her suçta değil, bazı suçlarda ailenin özen yükümlülüğü, velayet görevini yapmamasından dolayı artık ailenin de cezai anlamda bir sorumluluğu olacak. Bu pakette buna ilişkin düzenleme var. Her suçta değil, sadece bazı suçlarda; orada velayet görevinden dolayı, ailenin velilik görevinden, özenli bakım görevinden dolayı bunu eksik yapmasından dolayı, ihmal etmesinden dolayı bu pakette ailelerin de sorumlu olmasını gerektiren bir cezai müeyyide düzenlendi.
Yeni nesil suç örgütü
Bizim klasik anlamda suç örgütü dediğimiz eskiden tabii mafyaydı. Bunlar şimdi daha farklı oldu. Burada yeni nesil suç örgütleri hedef gözetmeksizin... Yani mafya eskiden nasıldı? Bunun bir raconu vardı. Nasıldı? Genelde zengine giderlerdi, işte ondan para isterlerdi silah zoruyla vesaire. Ama burada bu yeni nesil suç örgütü dediğimiz genellikle bir hedef gözetmiyorlar. Burada mağdurda bir hedef yok. Yani bir sokaktaki esnaf da olabiliyor, bir iş adamı da olabiliyor, başka birisi de olabiliyor. Bunlar çeşitli yöntemleri kullanıyorlar. Burada özellikle yabancı hatlardan önce bir cep telefonuna mesaj gönderiyorlar, işte tehdit mesajı oluyor bu, "İşte şu kadar parayı vermezsen, şu kadar süre içerisinde şu eylemi yapacağız" diye.
Tabii burada son yaptığımız operasyonlarla bunların belini kırdık. Suç örgütleriyle mücadelede kararlıyız. Hem uyuşturucuda hem suç örgütleriyle mücadelede sonuna kadar gideceğiz. Yani biz özellikle İçişleri Bakanımızla da bu konuda sürekli toplantılar yapıyoruz. Adli kolluk anlamında da kolluk teşkilatımızla da sürekli istişare halindeyiz.
Uyuşturucu, yasa dışı bahis, suç örgütleriyle mücadele bu konuda bizim için çok önemli. Yani sanal kumar, bunlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ben bütün Başsavcılarımıza da özel tek tek görüştüğümüzde de, geçen Başsavcılar toplantısı vardı orada da söyledim, bu bizim kırmızı çizgimiz. Yani sokaklarda kesinlikle vatandaşlarımız huzurlu dolaşacak. Yeni nesil suç örgütü olsun, adı ne olursa olsun bunları tamamen sileceğiz. İçişleri Bakanımızla da koordine halindeyiz. Kolluk görevlilerimiz de bu konuda hassas. Yani yeni yöntem bulsalar da savcılarımız sık sık operasyonlar yaparak bu örgütlerin belini kıracak.
"(Yasa dışı bahis operasyonu) Futbolda yapıldı, basketbolda da yapılabilir"
"(Yasa dışı bahis) Ben İstanbul Başsavcısıyken bu konuya önem verdik. İstanbul'da da özel bir birim kurmuştuk Başsavcılık bünyesinde, sadece bu suçlara bakan bir birim kurduk. Şu an Türkiye'nin tamamında bu birimi kurduk. Sadece yasa dışı bahis, şike, teşvik, bunlara bakıyor bu görevli birimimiz. Burada elbette önemli, yani futbol hepimiz izliyoruz, takip ediyoruz. Bunun temiz kalması lazım. Yasa dışı bahis derken sadece futbolda değil. Yani burada basketbol alanında da var, biz bunu da gördük yani, arkadaşlar da şu an çalışıyor.
Burada emeğe, alın terine saygı duymak lazım. Şimdi burada futbolcularımız sahada mücadele ediyor. Taraftar çok büyük bir camia, futbolcuyu destekliyor, futbol takımını destekliyor. Futbolun temiz olması lazım, sporun temiz olması lazım. Burada yasa dışı bahis operasyonları, şike, teşvik operasyonları çok önemli. En son İstanbul Başsavcılığımız, sizin söylediğiniz gibi yöneticilere bir operasyon yapmıştı. Özellikle kendi maçlarında işte bahis oynayan yöneticilere bir operasyon yapmıştı. Kararlılıkla bu konuda mücadele devam edecek. Başsavcı arkadaşlarımız da bu işin farkında. Biz sporun, sadece futbol demiyorum çünkü yasa dışı bahis, teşvik futbol dışında da var, basketbolda da var, başka organizasyonlarda da var, sonuna kadar Başsavcı arkadaşlarımız mücadele edecek. Biz de önem veriyoruz.
Futbol Federasyonu'ndan veriler geliyor, arkadaşlarımız MASAK incelemesi yapıyor, para hareketleri, para trafiklerine bakıyorlar. Aynı şekilde gerekirse HTS çalışması yapılıyor. Bunlar birden olmuyor, operasyon aşaması için bir hazırlık yapılması gerekiyor. Burada zaten hazırlık yapıldığında da Başsavcı arkadaşlarımız operasyonu yapıyor. Futbolda yapıldı, basketbolda da yapılabilir, diğer şeylerde de yapılabilir. Biz kesinlikle sporun temiz olmasını istiyoruz. Çünkü çok büyük bir camia. Vatandaşlarımız var burada, emekçilerimiz var yani...
Yasa dışı bahis şu an toplumun kanayan yarası, uyuşturucu toplumun kanayan yarası. Özel birimler kurduk bu konuda. Ben Başsavcılığım döneminde de özellikle yasa dışı bahis ve uyuşturucuyla ilgili çok operasyon yapmıştım. Şu an arkadaşlara da bu konuda sürekli olarak Başsavcılarımıza da zaten genelge gönderdik bu konuların hassas olduğunu, toplumda hassasiyet göstermeleri gerektiğini söyledik. Kararlılıkla mücadele edeceğiz.
Yasa dışı bahis sürekli olarak yöntem değiştiriyor. Ben Başsavcılık yaptığım dönemden biliyorum. Şimdi bir site... Yani genelde bunların biliyorsunuz yurt dışında şeyleri var. Ama tabii paranın gönderilme yöntemi çok önemli. Yani bir kullanıcı, yasa dışı bahis oynayan kişinin bu sisteme, siteye para göndermesi lazım. Önceden öğrenci hesaplarını kullanıyorlardı, kiralıyorlardı öğrenciler çok cüzi miktara. Daha sonra ödeme sistemlerini kullandılar, biz de bu yöntemi çözdük. Şu an farklı yöntemler kullanıyorlar. Yani sürekli olarak bir yöntem değiştiriyorlar. Başsavcılıkta yeni yöntemleri öğrenince yeniden operasyon yapıyor. Ama genelde bunlar özellikle yasa dışı bahiste bizim bu ağlar yurt dışında... Bu yurt dışındaki ağları bulmamız lazım. Zaten onunla ilgili de çalışmalar yapıyoruz. Biliyorsunuz yakın zamanda da büyük operasyonlar yapıldı yasa dışı bahisle ilgili. Yani biz tamamen yasa dışı bahsin kökünü kazıyacağız.
Dünya Kupası finali sırasında suçüstü
Herkes futbol maçına kilitlenmiş, tabii burada bir bahis sitesi, bir panel üzerinden işte bahis oynatıyor. Yani işte "Şu takım kazanacak, bu takım kazanacak" diye. Arkadaşlarımız daha önceden çalışmıştı burada. Bu evler, bunların evleri oluyor genelde, evler üzerinden de paneller kuruyorlar. Yani burada tam maçın başladığı anda İstanbul Başsavcılığı operasyon yaptı ve ciddi bulgular buldu, paralar ele geçirildi. Ana hafızayı aldık, özellikle daha önceden bunların kullanmış olduğu yöntemlerdi özellikle. Maç başlamadan operasyonun yapılması, aslında onların daha önceden yapmış olduğu hazırlıklar takip ediliyordu, bir anlamda suçüstü yapılmış oldu.
“Uyuşturucuyla mücadelede kararlıyız”
Başsavcılığın takdirinde yeni bir soruşturma yapmak, yeni bir operasyon yapmak. Ama şu mesajı vermek istiyorum: uyuşturucuyla mücadelede biz kararlıyız. Yani burada vatandaşlarımız şundan emin olsunlar. Kim olursa olsun, burada kullanıcıdan torbacı, dağıtıcı, ana dağıtıcı, uyuşturucu baronuna kadar giden yapının tamamını çökerteceğiz. Tamamını yani kökünü kazıyacağız.
Sistem şu şekilde oluyor. Yani kullanıcı var, kullanıcının üzerinde torbacı, ana dağıtıcı, daha sonra yani bu barona birden ulaşamıyorsunuz. Yani bunun sisteme bir şekilde sizin girmeniz lazım. Yani ben savcı gözüyle bakıyorum. Sisteme girebilmeniz için kullanıcıyı alıyorsunuz. Kullanıcı maddeyi kimden aldığını söylüyor. O daha sonra maddeyi alan kişinin üzerinde mutlaka bir torbacı var. Torbacının üzerinde bir ana dağıtıcı var. Ana dağıtıcının üzerinde ülkeye getiren var. Bu iş bu şekilde silsileyle uyuşturucu baronlarına kadar gidiyor. Burada bu operasyonlar özellikle çok faydalı oldu. Yani vatandaşlarımızın gözünde de, özellikle genç kesim biliyorsunuz sosyal medya fenomenleri, ünlüler, işte sanatçılar vesaire bunları örnek rol model olarak alan kesimdi. Burada bu kişilerin aslında örnek değil de kötü örnek olduğu görülmüş oldu. Bu bir anlamda özellikle testlerin pozitif çıkmasından dolayı bunların uyuşturucu kullanmaları gençlerimiz bazında bunların rol model alınmamaları gerektiği konusunda iyi bir örnek oldu. 100 kişiden 96'sı pozitif çıktı.
Şimdi birden çağrılmıyor. Yani burada önceden bir istihbari bilgi oluyor. Daha sonra bir tanık beyanı oluyor. Daha sonra torbacının ifadesi oluyor. Şimdi torbacıyı yakaladığınız zaman torbacı diyor ki "Ben şu şahsa uyuşturucu verdim." diyor. "Evine paket servis olarak gönderdim." diyor. Bu şekilde oluyor yani birden bir beyanla olmuyor. Bir çalışılmışlığı oluyor. Daha sonra tabii bunun operasyon aşaması oluyor. Son zamanlarda dikkat ettiniz, arkadaşlarımız önemli delil olmayanları doğrudan doğruya operasyon yapmıyor. Sadece teste davet ediyor. Test veriliyor, Adli Tıp Kurumu'nda test veriliyor. Daha sonra pozitif çıkarsa tekrardan ifadeye başvurulabiliyor. Ya da ciddi bir delil varsa operasyon yapmak zorunda kalıyor. Bu şekilde yani başarı oranı yüzde 96'ydı. Tabii elbette yeni yöntemler kullanıyorlar. Şimdi bu genelde uyuşturucu özellikle kokain saçta çıkıyor, kanda çıkıyor biliyorsunuz. Yani saçta son zamanlarda maalesef saç örneği alınmaması için saçını sıfıra kazıtanlar çok vardı. Bunu ben görmüştüm, şu anda aynı şekilde var. Yani vücuttan başka örnek alınması için aynı şekilde biliyorsunuz savcılığımız yazı yazıyor, vücuttan kıl ve benzeri örnek alınması için mutlaka çıkıyor. Kullandıysa zaten Adli Tıp'ta başarı oranı çok yüksek.
Sosyal medya yasası
Bizim için sosyal medya yasası vardı. Ben daha önceki programlarda da söylemiştim, kamuoyunda da söyleyeyim, bu çok önemli. Tabii nasip olmadı, meclis bir iki hafta içerisinde kapatılacak, inşallah açıldığı zaman bu konuda bizim paket çalışmamızı sunmuştuk meclise.
Şimdi sosyal medya özgürlük alanı değil, bunun da mutlaka kuralları olması lazım. Yani orada bir suç işlediğiniz zaman burada bir sorumluluk, bir hesap verilebilirlik olması lazım. Şimdi burada çok güzel bir düzenleme yapmıştık. Özellikle sosyal medya platform sunucularıyla da toplantılar sonucunda, Siber Başkanlığımızla da toplantılar sonucunda güzel kanun maddesi yazdık. İnşallah ekim ayında bu kanun maddesi meclise gelecek. Mecliste de artık meclis milletvekillerimizin takdiriyle inşallah, yasalaşacak. Burada bir geçiş süreci var tabii. Biz özellikle sosyal medyada kullanılan hesapların gerçek hesaplar olmasını istiyoruz. Burada fake hesap, sahte hesap açılıp işte itibar suikastleri yapılması, işte suç işlenmesi olmaz. Mutlaka sosyal medyada bir suç varsa sen bunun hesabını vermek zorundasın. Yani şimdi normal sosyal medya kullanıcısıysan zaten suç yoksa ortada burada işte başsavcılık zaten bu hesabın kullanıcısını istemeyecek.
Gerçek kimlikle girdiğiniz zaman, mutlaka o sosyal medya kullanıcısının hesabının kim olduğu ortaya çıkmış olacak. Ama vatandaşlarımızın şöyle bir endişesi var, ben buradan tekrar ediyorum. "İşte bizim kimlik bilgilerimiz sosyal medya platform sunucularına mı verilecek?" Öyle bir şey yok. Burada her suçta değil, bazı suçlar, katalog suçlar belirlendi. Eğer bu suçlar işlendiğine ilişkin bir şüphe varsa, orada savcı arkadaşımız işte mahkememiz istediği zaman "Bu sosyal medya hesabını kim kullanıyor?" dediği zaman burada Siber Başkanlığı bu sosyal medya hesabının bilgilerini, gerçek kullanıcısını savcıya verecek. Burada normal olarak işte siz aynı şekilde yorum yaptınız, sosyal medya kullandınız sizin bilgileriniz deşifre olmayacak. Ve bunlar kesinlikle, işte vatandaşlarımız bana da soruyor, "Bizim işte kimlik bilgilerimiz, özel bilgilerimiz işte sosyal medya kullanım genelde yabancı biliyorsunuz platform sunucuları, onların eline mi geçecek?" Hayır, böyle bir şey yok. Kesinlikle bunlar bizim devletimizde kalacak ve suç varsa ancak bu kayıtlar savcılık ya da mahkeme tarafından istenecek.
"Yeni nesil suç örgütleri tehditleri de genelde yurt dışı hatlardan yapıyor"
Siber Başkanlığımızla da toplantı yaptık yeni yöntemler konusunda. Genelde yurt dışı hatlarından kullanılıyor. Bu sokak mafyaları, yeni nesil suç örgütleri de tehditleri de aslında genelde yurt dışı hatlardan yapıyor. Burada Siber Başkanlığımızla da bir görüşme yaptık, yasal düzenlemesine gerek olmadan uygulama geliştirmeyi düşünüyoruz. Yani şu demek: Ben kendi cep telefonumdan işte yurt dışı araması engelleyebilirim. İşte ya da bir haberleşme programı kullanıyorsam bu haberleşme programı sunucusuyla da toplantı yaptık, onlar da kabul ettiler, yakın zamanda da inşallah bunu kamuoyuna açıklayacağız. Yani yurt dışından ben aramayı engellediğim zaman ya da haberleşme programından ben yurt dışı mesajı alınmasını engellediğim zaman kesinlikle o tehdit mesajı ya da dolandırıcılık mesajı bana gelmeyecek. Biz bu konuda Siber Başkanlığımız, işte bu uygulama programlarının platform sunucularıyla birlikte toplantılar yaptık. Bu konuda da inşallah kısa sürede de hayata geçireceğiz.
Şimdi genelde tehdit mesajları, özellikle yeni nesil suç örgütü dediğiniz tehdit mesajları yurt dışından kullanılan hatlardan geliyor sizin hesabınıza, işte sizin telefon numaranıza, kişisel bilgilerinizle bu tarz tehdit mesajları geliyor. Burada bunu engelleyeceğiz. Yani ben yurt dışı aramalarını kapatmak istiyorum, ben ya da işte sohbet uygulamasından yurt dışı sohbetlerini kapatmak istiyorum diye uygulama getirdiğiniz zaman bunların ben yüzde 95 oranında azalacağını düşünüyorum, özellikle dolandırıcılık suçları bakımından da aynı şekilde tehdit suçları bakımından da azalacağını düşünüyorum.
“FETÖ aynı zamanda bir casusluk örgütü”
FETÖ'yle mücadeleyi bırakmamamız gerekiyor. FETÖ sadece devletimizin, milletimizin canına, malına kastetmiş bir örgüt değil, aynı zamanda bir casusluk örgütü. Bunun altını çizmek istiyorum. Zaten bu Yargıtay'ın vermiş olduğu kararlarda da FETÖ'nün bir casusluk örgütü olduğu kararlaştırıldı, karara bağlandı.
En son 13 Temmuz günü bir operasyon yapılmıştı, 890 civarında bir gözaltı oldu. FETÖ'yle mücadeleyi bırakmamamız lazım. Yeni yapılanma var, o konuda arkadaşlarımız da çalışıyor, başsavcı arkadaşlarımız da çalışıyor. Bu örgüt amacından vazgeçmez. Amacından vazgeçmeyeceği için mutlaka yeni yöntemler deneniyor, deniyorlar. Bu konuda da çalışmalarımız var, özellikle başsavcılarımız da yeni yöntemler, yeni yapılanma, örgütün güncel yapılanmasına ilişkin bir kısım yeni bilgiler, bulgular buldular. Bunlar da yakın zamanda somut olarak ortaya çıkarılacaktır.
Daha önceden himmet topluyorlardı, parayı sisteme sokuyorlardı. Bu konuda yeniden para kaynaklarının, özellikle biz şimdi söylemeyelim burada soruşturma gizli olduğu için, özellikle yeniden para toplanması, sisteme para sokulması, özellikle maddi anlamda örgüt üyelerine bu paranın dağıtılması, finansal anlamda tekrardan bir yapılanmaya girişilmesi konusunda bir kısım tespitler yapıldı. Bunlarla ilgili arkadaşlarımız da çalışmalar yapıyor.
"Süresiz nafaka ile ilgili düzenleme ekim ayında Meclis'e gelecek"
Anayasa Mahkememiz süresiz nafakayı iptal etti. Gerekçeli karar yazılmadı, muhtemelen birkaç gün içerisinde yazılabilir. Yazıldıktan sonra da biliyorsunuz bu kanun maddesinin yürürlüğe girme zamanı ortadan kalkıyor, 6 aylık ya da 9 aylık Anayasa Mahkemesi bir süre belirliyor. O süre içerisinde tekrardan yasal düzenleme yapmanız lazım. Yani Anayasa Mahkemesi süresiz nafakayı iptal etmiş oldu. Burada biz bir çalışma yapmıştık ama tabii ilk pakete yetişmedi, mecliste iki hafta sonra tatile girecek bu süreçten dolayı, Terörsüz Türkiye sürecinden sonra tatile girecek. İnşallah ekim ayında süresiz nafakayla ilgili bir düzenleme yaptık. Burada tabii çok geniş platformlarla toplantılar yaptık. Aile Bakanlığımızla birlikte toplantılar yaptık. İşte kadın derneklerimizle toplantılar yaptık. Önemsiyoruz yani bizim için çok önemli bu konudaki düzenlemeler. Aynı şekilde kadına karşı şiddet eylemleriyle ilgili de bir kısım düzenlemeler yaptık. Özellikle şiddet mağdurlarının derhal korumaya alınması, 6284 sayılı kanunun uygulanmasının kolaylaştırılması konusunda bir kısım düzenlemeler yaptık ama tabii bunlar inşallah ekim ayında meclise gelecek, takdir yüce Türk meclisinde.
Yargılamaların uzun sürdüğü konusunda bir şikayetler var. Vatandaşımız bu konuda da bence haklı. Bu konuda da yakın zamanda inşallah somut adımlar atacağız. 12. Yargı Paketi meclisten geçti. 12. Yargı Paketi'nde özellikle yargının hızlandırılmasına ilişkin önemli düzenlemeler var. Bir kısım düzenlemeler yasayla yapılacak, bir kısım düzenlemeler yasal olmadan normal yapabileceğimiz düzenlemeler var.
"Alo Adalet" projesi
Vatandaşlarımız aslında haklı olduğu konular var. Bakın, bir kira davası yani 4 yıl sürüyor, bir tahliye davası 5 yıl sürüyor, boşanma davası 4 yıl sürüyor. Bu konuda biz kesinlikle yargılama sürelerini kısaltmaya kararlıyız. Hakim arkadaşlarımızla da bu konuda sürekli toplantılar yapıyoruz. Yeni düzenlemeler de yaptık 12. Yargı Paketi'nde, düzenlemeye ihtiyaç olmadan uygulamalar da yapıyoruz. Yani makul süre denen bir kavram var bizde. Yani bir davanın, vatandaşımız bir dava açtığı zaman bu davanın ne kadar sürede bitirileceğini biliyor aslında ama makul süreye uyulmuyor, hedef süreye uyulmuyor. Burada artık hakimlerimize hedef süre aşılmışsa hakime özellikle bir sorumluluk yüklüyoruz. Diyoruz ki "Ya burada hedef süre aşılmış, sistemden mi kaynaklanan problem var, işte personel ihtiyacın mı var ya da senin şahsından kaynaklanan bir sorun mu var?" Bu konuda anlık olarak buna artık müdahale edeceğiz.
"Alo Adalet" projemiz vardı, kısa sürede bu yürürlüğe girecek. Vatandaşlarımız Alo Adalet hattıyla özellikle davaların hangi sürede olduğunu, ne kadar sürede karara bağlanacağını ya da davasıyla ilgili neden karar verilmediğini, neden süresinin uzadığını anlık olarak takip edebilecek, karşısında bir muhatap bulabilecek. Biz özellikle Alo Adalet'i de çok kısa sürede uygulamaya sokmayı düşünüyoruz, bu konuda şu an test aşamasındayız.
Biz özellikle yargının hızlandırılması için gereken adımları attık, makul sürede, hedef sürenin tutturulması konusunda vatandaşlarımızın kaygılarını taşıyoruz. Yargının uzaması, davaların uzun sürmesi özellikle hem vatandaşlarımız mağdur oluyor, her kesim mağdur oluyor. Ticari hayatı da düşünüyoruz, bu konuda bir kısım düzenlemeler yapmayı da düşünüyoruz, özellikle biliyorsunuz konkordatonun kötüye kullanıldığına ilişkin son zamanlarda çok şikayetler var. Bu konuda sürekli olarak Ticaret Mahkemesi başkanlarımızla toplantılar yapıyoruz.
Ticari davaların hızlandırılması konusunda önemli adımlar attık. İstanbul'da bütün ticaret mahkemelerini tek bir yerde topladık, tek bir çatı altında. Şu an bu yürürlüğe girdi, hakimlerimiz atandı, Ticaret Mahkemesi başkanlarımız atandı. Özellikle vatandaşlarımızın ticari davalarda sürelerin uzadığı konusunda artık şikayeti inşallah kalmayacak. Alanında uzman Ticaret Mahkemesi başkanları atadık, gerekirse sadece o olaya özgü davalara bakan müstakar mahkemeler kuruyoruz. Bu konuda vatandaşlarımızın kaygılarını yerinde buluyoruz.
"Terörsüz Türkiye'nin yeni anayasa ile taçlanması gerekiyor"
Buradan yeni anayasa sürecine de vurgu yapmak istiyorum. Gerçekten Terörsüz Türkiye inşallah tamamlanacak. Bu çok önemli bir adım. Terörsüz Türkiye'nin de inşallah yeni anayasayla taçlandırılması gerekiyor.
Biliyorsunuz anayasamız 1980 askeri darbe döneminin bir anayasası. 82 Anayasası tamamen vesayet kurumlarının ön plana çıktığı bir anayasa. Yani artık bu anayasa güncel konulara, güncel olaylara hakim olamıyor. Sürekli olarak değişiklik yapıldı yani sürekli aynı tabiri kullanıyoruz ama yamalı bohça tabiri gerçek. Artık güncel koşullara ulaşan, özellikle toplumun her kesimiyle, her kesiminin kabul ettiği, her kesimin benimsediği bir anayasaya ihtiyaç var. Bu bizim için çok önemli. Hem Terörsüz Türkiye süreci inşallah sona erecek.
Terörsüz Türkiye sürecinden sonra da toplumun tamamını kucaklayan, vesayet döneminin artıklarını, izlerini, kurumlarını tamamen silen bir anayasaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu konuda biz katkı vermeye hazırız. İnşallah milletimizin de böyle bir anayasa ihtiyacının artık bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum. İnşallah yeni anayasa çıkartmak da nasip olur.