Şanlıurfa'da 24 Eylül Perşembe günü meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki depremin ardından gözler yeniden İstanbul'a çevrildi. İstanbul'da beklenen depremin ne zaman meydana geleceği merak edilirken, uzmanlardan konuya ilişkin değerlendirmeler gelmeye devam ediyor.
Marmara Bölgesi'nde beklenen büyük depreme ilişkin açıklamalarıyla dikkat çeken Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, son paylaşımında İstanbul ve İzmit'te meydana gelebilecek depremlerin farklı özellikler taşıyabileceğine dikkat çekti.
Bektaş, 6,2 büyüklüğündeki Silivri depremini örnek göstererek, fayın daha yavaş ve parçalı şekilde kırılmasının yanı sıra Marmara'daki kalın ve genç sediman tabakasının da yer hareketlerinin frekansını etkileyebileceğini belirtti.

DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Bektaş, Marmara'daki deprem riskinin yalnızca depremin büyüklüğüne bakılarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle uzun periyotlu yer hareketlerinin İstanbul'daki yüksek ve esnek yapılar açısından önem taşıdığına işaret etti.
“Asıl soru: İstanbul hangi frekansta ve ne kadar süre sallanacak?” diyen Bektaş, deprem sırasında farklı yükseklik ve yapı özelliklerine sahip binaların sarsıntıya farklı tepkiler verebileceğini ifade etti.
Bektaş'a göre İzmit'te meydana gelebilecek bir depremde yüksek frekanslı ve kısa periyotlu hareketlerin öne çıkması halinde yüksek yapılar görece daha sınırlı etkilenebilir. İstanbul'da ise uzun periyotlu hareketlerin baskın hale gelmesi, yüksek ve esnek binalar üzerindeki deprem etkisini artırabilir.

BİNALAR SARSINTIYA FARKLI TEPKİ VEREBİLİR
Bektaş ayrıca alçak ve daha rijit yapıların da uzun periyotlu sarsıntılara yüksek yapılardan farklı tepki verebileceğini belirtti.
Bu nedenle deprem tehlikesinin yalnızca depremin büyüklüğü üzerinden değil, binaların özellikleri ile yer hareketinin süresi ve frekansıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.