Türkgün | Gündem | Şark Fatihi’nden Yetimlerin Babası’na: Kazım Karabekir

Şark Fatihi’nden Yetimlerin Babası’na: Kazım Karabekir

Milli Mücadele’nin kaderini belirleyen sarsılmaz sadakatiyle “Şark Fatihi” unvanını kazanan, savaşın en çetin günlerinde binlerce kimsesiz çocuğa kol kanat gererek “Yetimlerin Babası” olarak anılan Kazım Karabekir; askeri dehası, entelektüel birikimi ve eğitimci yönüyle vatan sevgisinin ete kemiğe bürünmüş hali oldu.

Milli Mücadele’nin kaderini belirleyen sarsılmaz sadakatiyle “Şark Fatihi” unvanını kazanan, savaşın en çetin günlerinde binlerce kimsesiz çocuğa kol kanat gererek “Yetimlerin Babası” olarak anılan Kazım Karabekir; askeri dehası, entelektüel birikimi ve eğitimci yönüyle vatan sevgisinin ete kemiğe bürünmüş hali oldu.

KAYNAK: TRT Haber

Türk tarihinin en kritik safhalarında iz bırakan Kazım Karabekir, yalnızca bir asker değil; aynı zamanda bir milletin vicdanını temsil eden ve geleceğini inşa eden öncü bir şahsiyetti.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Doğu Anadolu’yu işgalden kurtararak “Şark Fatihi” unvanını kazanan bu büyük komutan, Milli Mücadele’nin en çetin günlerinde Mustafa Kemal Paşa’ya gösterdiği sarsılmaz bağlılıkla Kurtuluş Savaşı’nın kaderini belirleyen isimler arasında yer aldı.


 

Kazım Karabekir savaşın yakıcı yıkımı altında kimsesiz kalan binlerce evlada sahip çıkarak okullar açtı ve modern bir eğitim sistemi kurdu.

Kimsesiz çocuklara bir gelecek sunan ve halkın gönlünde "Yetimlerin Babası" olarak ölümsüzleşen Karabekir Paşa; askeri dehası, devlet adamlığı ve eğitimci kimliğiyle bugün hala vatan sevgisinin ve toplumsal şefkatin en güçlü sembollerinden biri olarak anılıyor.

Kazım Karabekir: Hem kalem ehli, hem silah ehli

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Uzman ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ü. Gülsüm Polat Kazım Karabekir’i TRT Haber'e anlattı.

Prof. Dr. Nasrullah Uzman, Kazım Karabekir için "Fotoğraflarda gördüğümüz ciddi ve üniformalı bir portreden çok daha fazlası." diyor.


Sahibi seyf-ü kalem. Yani hem kalem ehli, hem silah ehli. Aslında bu söz Kazım Karabekir Paşa’nın şahsında somutlaşıyor. Kazım Karabekir Paşa, standart bir askerden çok daha fazlası.

Prof. Dr. Nasrullah Uzman

Prof. Dr. Uzman, Kazım Karabekir Paşa'nın sorgulayan, merak eden bir kişi olduğunu söyledi:

"Askeri liseden itibaren Kuleli’de, Harbiye’de girdiği bütün okullardan birincilikle mezun oluyor. Akademik olarak çok başarılı. Akademik başarısını entelektüel birikimle eş zamanlı kurguluyor ve ciddi bir birikime sahip. Birçok kez altın madalyayla ödüllendiriliyor ve aldığı madalyalar göğsüne sığmayacak derecede büyük. Entelektüel birikimi yüksek bir portreden bahsediyoruz. Kazım Karabekir Paşa, babasının ifadesiyle sorgulayan, her şeyin nedenini, nasılını merak eden, olayların tarihi arka planına ve sonuçlarına odaklanan farklı bir bakış açısı geliştiriyor.

Nitekim askeri kariyeri boyunca aldığı emirleri doğrudan uygulayan değil, sorgulayan, yeri geldiğinde inisiyatif alabilen, aldığı inisiyatif neticesinde de tarihin kaderini olumlu yönde değiştirebilen bir portreye sahip olduğunu görüyoruz.

Kazım Karabekir Paşa, Mondros Mütarekesi imzalandığı an itibarıyla Batum’daydı ve Milli Mücadele özelinde 1918’den 1923’e uzanan zaman diliminde Doğu Cephesi’nden birinci derecede sorumlu yegâne isimdi. Kırılma noktası olarak değerlendirilebilecek birçok noktada Kazım Karabekir Paşa’nın inisiyatif aldığını ve aldığı kararların Milli Mücadele’nin ve tarihin seyrini olumlu yönde değiştirdiğini görüyoruz."


Prof. Dr. Gülsüm Polat, Kazım Karabekir Paşa'nın hayatının her aşamasında vatanını sevdiğini ve askeri kimliğinin onun en önemli yanı olduğunun altını çiziyor...

Karabekir Paşa'nın subaylar içerisinde mutedil bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Yapı itibariyle çok sert, ani çıkışları olan bir subay görünümü vermiyor; çok düşünüp karar mekanizmasını çalıştıran ama fikirlerinde de ısrarcı olduğunu, örneğin Doğu'daki harekatı yönetmek adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden defaatle üst üste taleplerini yinelediğini görüyoruz. Yani asker kişiliği onun kimliğinin bence en önemli yanı; ama her aşamada aynı zamanda da vatanını çok seven bir yapısı var.
Prof. Dr. Ü. Gülsüm Polat

İngiliz General Rawlinson'u tutukladı

"Milli Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı" görülenlere verilen İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Karabekir, 1. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı yıllarında özellikle Doğu Anadolu'da gösterdiği kahramanlıklar dolayısıyla "Şark Fatihi" unvanı ile anıldı.

Prof. Dr. Gülsüm Polat, Kazım Karabekir'in gözü kara bir asker olduğunu şu örnek ile anlatıyor:

“16 Mart 1920'de İstanbul'da Meclis basılıp milliyetçi ve vatansever vekiller tutuklanıp Malta'ya gönderilince buna karşılık olarak Mustafa Kemal Paşa ile iş birliği, daha doğrusu istişare ederek İngiliz General Rawlinson'u tutuklamıştır. Milli Mücadele'ye her aşamasında büyük katkıları var; Doğu Cephesi Komutanı olması tabii ki oradaki harpler dışında da gerçekten sosyal hayatla ilgilenen bir komutan.”

Prof. Dr. Uzman ise Kazım Karabekir'in Atatürk'e desteğini şu sözlerle anlatıyor:

"Milli Mücadele tarihindeki en önemli anekdot aslında Atatürk’le yaşadığı hadisedir. 8 Temmuz’da Atatürk askerlik mesleğinden istifa ettiğinde Kazım Karabekir, Mustafa Kemal Paşa’ya topuk selamı verir; 'Paşam, ben ve kolordum emrinizdeyiz' der. Bu aslında Milli Mücadele’nin dönüm noktasıdır. Milli Mücadele hareketinin liderinin Mustafa Kemal Paşa olduğu noktasında meşruiyetin artık tartışılmaz olduğunu bize göstermektedir."


Şark Fatihi

Kazım Karabekir Paşa'nın, "Doğu’nun Fatihi", "Şark Fatihi" ünvanını hak ederek almış bir komutan olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nasrullah Uzman, Kazım Karabekir'in bu ünvanları almasındaki başarılarından bahsetti:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) uluslararası arenada ilk imzaladığı anlaşma olan Gümrü Anlaşması’nın imzalanmasını sağlamıştır. Diplomasi alanında sürekli kaybeden; Trablusgarp Harbi’nde, Balkan Savaşları’nda, Birinci Dünya Savaşı’nda sürekli mağlup olan ki öncesinde cephede kazansa bile masada ödün vermek durumunda olan Türk milleti, Gümrü Anlaşması’yla birlikte diplomasi alanında da bir zafer kazanmıştır.


Biz Milli Mücadele tarihini bir bütün olarak ele aldığımızda; Güney Cephesi’nde, Batı Cephesi’nde Kuvâyi Milliye birliklerinin olduğunu görürüz ama Doğu Cephesi’nde Kuvâ-yi Milliye birlikleri yoktur. Bunun sebebi 15. Kolordu ile birlikte Kazım Karabekir Paşa’nın o bölgede asayişi sağlaması, güvenliği sağlaması ve düşmanla mücadele noktasında düzenli ordu birliklerine hükmetmesidir. Nitekim Doğu Cephesi’ni güvenlik altına aldığı andan itibaren Batı Cephesi’ni hem asker bakımından hem lojistik bakımdan takviye etmiştir.

Yani önce Doğu Cephesi kazanılmış, güvence altına alınmış, ondan sonra Batı Cephesi kazanılmıştır. Biz Batı’da kahramanca bir destandan ve bir başarıdan bahsedebiliyorsak, bu Kazım Karabekir Paşa ve askerlerinin Doğu Cephesi’nde verdiği kahramanca mücadeleden kaynaklanmaktadır."

Çocuklara 'Kazım' adı verildi

Milletvekilliği döneminde de Doğu’yla ilgilenen Kazım Karabekir, 1945 sonrasında Sovyet taleplerine Büyük Millet Meclisi sıfatıyla, Büyük Millet Meclisi kürsüsünde kesin bir şekilde karşı çıktı.

Kars ve Ardahan’ın Türkiye’nin bel kemiği olduğunu vurgulayan Kazım Karabekir, bölgeyle olan bağlantısını da düzenli olarak sürdürdü. Prof. Dr. Uzman, nüfus kayıtlarına bakıldığında bölgedeki birçok çocuğa Kazım Karabekir Paşa’ya atfen Kazım adının verildiğini söyledi.

Yetimlerin Babası

Kazım Karabekir Paşa, savaşın ardından yetim kalan binlerce çocuğa sahip çıkarak onları eğitmiş, bu sebeple "Yetimlerin Babası" olarak da tanınıyor.

Prof. Dr. Nasrulah Uzman,  Kazım Karabekir'in çocuklara olan ilgisi ve sevgisini şu sözlerle anlatıyor:

"Kazım Karabekir Paşa, Manastır’da askeri öğrenciyken kışlada kalırken bir çarşı izninde köprü üzerinde bir yetim kızla karşılaştığını anlatır. Ve yetim kızın kendisine, kendisini işe almasını, oradan elde ettiği kazançla annesine bakabileceğini ifade etmiştir.

Kazım Karabekir Paşa bekar olduğu için ve kışlada kaldığı için o çocuğa yardım edememiştir. Cebindeki bütün parayı o çocuğa vermiş ve hızla oradan uzaklaşmıştır. Ama o gün o çocuğa kendi içsel dünyasında bir söz vermiştir. O söz de baba himayesinden muhtaç çocuklara yardım eli uzatmaktır.

Aslında bunu hayatının son gününe kadar da Kazım Karabekir Paşa yapmıştır. Balkan Savaşları’nda, Trablusgarp Harbi’nde, Birinci Dünya Savaşı’nda; yani onlarca yıl savaşan, kesintisiz savaşan bir milletin olağanüstü koşullarda insanlık tarihine altın harflerle geçecek bir kahramanlığın ifadesidir.

“Gürbüzler Ordusu”

Savaş koşulları sebebiyle etnisitesi, inancı fark etmeksizin binlerce çocuk öksüz ve yetim kalmıştır. Kazım Karabekir Paşa bulunduğu coğrafyada, hakimiyeti altına aldığı coğrafyada öncelikle bu çocukların güvenliğini sağlamıştır. Bu çocukları bir araya getirmiştir.

'Dârüleytâm' adını verdiğimiz, günümüzün çocuk esirgeme kurumlarına benzer yerlerde bu çocukları himaye etmiştir. Ve bu çocukları sadece gıdayla, sadece kıyafetle, sadece güvenlikle, sadece kalabilecekleri bir mekanla sınırlandırmamıştır. Bu çocukları geleceğe hazırlamıştır. Aslında Kazım Karabekir Paşa’nın yaptığı Cumhuriyet Türkiye’sinin yönetici neslini yetiştirme noktasında çok önemli ve anlamlı bir projedir.

Kazım Karabekir Paşa bu çocuklara o okullarda zanaat öğretmiştir. Zanaat öğretmesinin yanı sıra müzikle bunları haşır neşir etmiştir. Birçoğu bu okullarda aldıkları eğitimlerle birlikte meslek edindikleri gibi bir müzik enstrümanını çalar hale gelmiştir. Hayata hazırlanmıştır, ciddi bir eğitim almıştır ve Cumhuriyet’in inşa sürecinde, kuruluş sürecinde bu çocukların ilerleyen yıllarda çok önemli yerlere geldiğini görüyoruz.

Kazım Karabekir Paşa bu çocuklarla bağlantısını hayatının sonuna kadar sürdürmüştür. Ve bu anlamda 3 ile 5 bin arasındaki çocuğu himaye etmiştir. Bunlara 'Gürbüzler Ordusu' demektedir. Bu anlamda hem askeri başarısıyla hem insani yönüyle hem de sosyal sorumluluk anlamındaki rolüyle 'Şark Fatihi', 'Yetimlerin Babası' unvanlarını almıştır."

Prof. Dr. Gülsüm Polat, "İmparatorluğun son çeyreğinde, yüzyılının son çeyreğinde yetişen subay grubunun inanılmaz bir bütüncül bir saha tecrübesi, eğitim açısından çok yönlülüğü var ve bunların hepsi Karabekir Paşa'da mevcut. Zaten dönem birincisi, Maarif Madalyası ile taltif edilmiş. Hal böyleyken yani üst düzey bir subay ama aynı zamanda kurucu kadrolar içerisinde çok değerli bir isim." dedi.


Prof. Dr. Nasrullah Uzman, resimlerde gördüğümüz ciddi ve üniformalı Kazım Karabekir portresinin arkasında bir de entelektüel Kazım Karabekir olduğunu söylüyor:

"Yazar Kazım Karabekir var, Yetimlerin Babası Kazım Karabekir var, siyaset adamı Kazım Karabekir var, devlet adamı Kazım Karabekir var. Dolayısıyla Kazım Karabekir özelinde çok yönlü bir portreden bahsediyoruz."
Prof. Dr. Nasrullah Uzman

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...