İnsanı "en güzel biçimde" (Ahsen-i Takvim) yaratan İslam dini, bireyin temiz, bakımlı ve güzel görünmesini teşvik ederken; doğuştan gelen özellikleri sadece keyfi nedenlerle değiştirilmesini "fıtrata müdahale" olarak değerlendiriyor. Estetik ameliyatların hızla yaygınlaştığı günümüzde, hangi müdahalelerin bir "tedavi" hangi müdahalelerin ise "yasak kapsamına" girdiği konusu, 4 temel kriterle açıklandı.
Güzellik Değil, Tedavi Esas!
Estetik ameliyatlar temelde ikiye ayrılıyor:
Keyfi Müdahaleler: Sadece dikkat çekmek, modaya uymak veya daha güzel görünmek adına sağlam bir organın şeklini değiştirmek fıtratı bozma kabul ediliyor. Hz. Peygamber'in dövme ve diş yontma gibi işlemleri kınaması bu kapsama giriyor.
Onarıcı (Tedavi Edici) Müdahaleler: Doğuştan gelen bir anormallik, kaza sonucu oluşan şekil bozuklukları veya toplum içinde yadırganan fiziksel fazlalıkların düzeltilmesi "tedavi" sayılıyor.

Sahabeden Tarihi Örnek: Altın Burun
Haberde yer verilen tarihi bir anekdot konuyu özetliyor: Bir savaşta burnunu kaybeden Arfece isimli sahabi, önce gümüşten, daha sonra koku yapınca bizzat Hz. Peygamber’in izniyle altından bir burun yaptırmıştır. Bu örnek, kaybedilen bir organın veya fonksiyonun estetikle yerine konulmasının meşruluğunu kanıtlıyor.
Ameliyatın "Caiz" Olması İçin 4 Şart
Bir estetik müdahalenin sakıncalı olmaması için şu şartları taşıması gerekiyor:
Niyet: Yaradılışı bozma kastı değil, bir eksikliği giderme amacı taşımalı.
Fayda-Zarar Dengesi: Yapılmasında bir yarar (psikolojik veya fiziksel) veya yapılmamasında mevcut bir zarar bulunmalı.
Dürüstlük: Ameliyatın amacı karşı tarafı aldatmak (örneğin evlilik öncesi kusur gizlemek) veya karşı cinse benzemek olmamalı.
Hukuki Şeffaflık: Kimlik karmaşasına veya hukuki bir yanlış anlamaya yol açmamalı.