İslam dininde faiz; alandan verene, yazandan şahitlik edene kadar geniş bir çerçevede kesin olarak haram kılınmıştır. Ancak ticari hayatta satıcılar, bazen alıcıların mülk edinirken kullandığı finansal yöntemler (banka kredisi vb.) karşısında "sorumluluk payı" endişesi taşıyabiliyor. Fıkhi kaynaklara göre, meşru bir malın satışında tarafların borçlanma yöntemleri, akdin helalliği noktasında farklı sonuçlar doğuruyor. Peki, bir malı faizli krediyle almak isteyen kişiye satmak, satıcıyı günaha ortak eder mi?
İslam hukukunun ticaret ve borçlar hukuku prensiplerine göre, satış işlemindeki sorumluluk dağılımı şu şekildedir:
1. Faizin Genel Hükmü:
İslam’a göre faizin her çeşidi haramdır ve bir zaruret bulunmadıkça faiz akdine taraf olmak caiz değildir. Bu kural, finansal sistemi bir bütün olarak bağlar.

2. Satıcının Sorumluluk Sınırı:
Bir kişi, mülkiyetinde olan menkul (araç, eşya vb.) veya gayrimenkul (ev, arsa vb.) bir malı piyasa değerinde satışa çıkardığında, alıcının bu parayı nereden ve hangi yöntemle bulduğu doğrudan alıcının sorumluluğundadır. Satıcı, malını teslim edip bedelini alma karşılığında meşru bir takas gerçekleştirmiş olur.
3. Günahın Şahsiliği İlkesi:
Faizli kredi kullanarak borçlanan ve bu krediyle mal satın alan kişinin fiili, akdin taraflarından olan satıcıyı bağlamaz. Burada faizli işlem yapma sorumluluğu ve günahı, krediyi çeken ve bu faizli akde imza atan alıcıya aittir.
4. Satışın Geçerliliği:
Kişinin mülkünü, faizli kredi kullanarak satın almak isteyen birine satmasında fıkhen bir sakınca bulunmamaktadır. Alıcının kredi kullanması, satıcının elde ettiği satış bedelini harama dönüştürmez; çünkü satıcı haram olan parayı değil, sattığı malın bedelini tahsil etmektedir.