Özgür çelişkiler...

YAYINLAMA:
Özgür çelişkiler...

Özgür Özel, CHP’den istifa ederek AK Parti’ye katılan Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır hakkında konuştu.

“Ne geçmişi CHP’li ne bugünü” dedi.

Yetmedi, üstüne bir de partisinin genlerinden gelerek gerçekten CHP’li olan hiçbir milletvekilinin AK Parti’ye gitmediğini savundu.

Hatta Allah göstermesin, böyle bir durumun yaşanması halinde bu ıstıraba katlanamayacağını ifade etti.

***

Hasan Ufuk Çakır’ı CHP’den koparan sürecin fitili, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki protestoyla ateşlendi.

Çakır, CHP’nin tutuklu belediye başkanları için yaptığı “aklanmalılar” açıklamasının hemen ardından başlatılan Halk TV merkezli itibar suikastine tepkiliydi.

İsyanını, “Halk TV benim aleyhime haber yapıp ‘sabıkalı’ diyor. Elin iti ele havlar, bizim itler bize havlıyor. CHP milletvekilleri buna ses çıkarmıyor” sözleriyle dile getirdi.

Şaibelerin gölgesinde siyaset yapılamayacağını gören, haliyle partinin arınması gerektiğini anlatan her CHP’li gibi, skandalların merkezindeki isimlerin “kahraman” olarak pazarlanmasına karşıydı.

Bu karşıtlık, beraberinde ihraç tehdidini getirdi.

Nitekim Çakır, partisinin başlattığı ihraç sürecinin işleyişini beklemeden kendi iradesiyle istifa ettiğini açıkladı.

***

Özgür Özel, Hasan Ufuk Çakır’ın CHP’yle uzaktan yakından ilgisi olmadığını söylerken, bu ismin nasıl milletvekili yapıldığını açıklamadı.

Aynı şekilde “CHP genleri” ifadesiyle kastettiği değerlerin hangi ilkelere karşılık geldiği bahsine de girmedi.

Eğer bugün CHP’de siyaset yapmak, yalnızca yolsuzlukları savunmaktan ibaretse bu genler hangi siyasi mirasın aktarımıydı?

Genetik CHP’liler arasında yabancı devletlere karşı Türkiye aleyhtarlığı yapacak kadar alçalan, beka tehditlerini göremeyecek kadar körleşen, mandacı zihniyeti dışa vuracak kadar fütursuzlaşanlar var mıydı?

Varsa bunlar hangi siyasi ilkeye yaslanıyordu?

Sorular cevapsızdı.

Özel’in aralamadığı kapılar kendi içinde ciddi çelişkiler barındırıyordu.

Ancak çelişkiler yumağına dönüşüm, bambaşka bir konu üzerinden tamamlanıyordu.

***

Özgür Özel, AK Parti’nin transfer kampanyası başlattığını ve partilerine gelen milletvekillerine bir dönem daha seçilme garantisini verildiğini ileri sürdü.

CHP’den gideni “topukluyor” şeklinde uğurlayan bu anlayış, partisinden ayrılanları kişisel çıkarları için her şeyi yapabilecek karakterler olarak tanımladı.

Bu suçlamanın ardından yaptığı açıklama ile çelişkinin dozunu artırdı.

Özel, partisinin ölçme-değerlendirme biriminin önemli anket şirketlerine yaptırdığı çalışmalar neticesinde CHP’nin yüzde 43 oy oranına ulaştığını belirlediklerini söyledi.

Madem son zamanların en yüksek oy oranına ulaşılmıştı, Özel’e göre çıkarları doğrultusunda hareket eden isimler niçin CHP’de değil de AK Parti’de siyaset yapmayı tercih etmişti?

Sadece kişisel çıkarlarını düşünen bir siyasetçinin normal şartlar altında sergileyeceği davranış, oy patlaması yapacağına inanılan ve üstelik milletvekili olma yolunu adı gibi bildiği çatı altında bir kenara sinip beklemek değil miydi? 

***

Özgür Özel, “birinci partiyiz” söylemine o kadar inandı ki partisinin yaşadıklarını sağlıklı biçimde okuyamadı.

Muhasebe yapamadığı anlaşıldı.

“Ben neyi yanlış yapıyorum da bu insanlar gitmeyi tercih ediyor” sorusunu kendisine sormadı.

Kusuru kendinde değil, sürekli başkalarında aradı.

Çünkü arınmanın yolunun, itiraz edenlerin partiden tasfiye edilmesinden geçtiğine inandı.

Çünkü parti içi itiraz baskısı olmadan, yalnızca yolsuzlukları savunma refleksi üzerine kurulu siyasetini daha rahat sürdürebileceğini düşündü.

***

Sonuç olarak…

CHP’deki asıl sorun, çelişkiye düşmeyi sınırsız bir özgürlük alanı sanan bu siyasi anlayıştan kaynaklandı.

Bu anlayış, kendi çelişkileriyle yüzleşmek yerine parti içi muhalefeti kapı dışarı ederek ayakta kalmayı tercih etti.

Kimse yolun sonunun CHP iktidarına değil, siyaseten tükenmişliğe çıkacağını göremedi.

CHP yönetimi, bugünün konforlu alanında yarının siyasetinden koptukları gerçeğiyle yüzleşemedi.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...