Dünya barışı...

YAYINLAMA:
Dünya barışı...

Silahların bir an için susmasının bile insan hayatı bakımından kıymetini bilenler, ABD ile İran arasında ilan edilen iki haftalık ateşkesi umutla karşıladı.

Güçlünün güçlü olduğu için haklı sayıldığı, mazlumun haklı olduğu için güçsüz bırakıldığı bir düzenin, insanlığın ortak aklı yerine en karanlık hesapları yaptığının farkında olanlar ise hadiselere temkinli yaklaştı.

Her iki kesimin üzerinde durduğu ortak nokta ise bu ateşkesin köklü bir çözümün değil, geçici bir nefesin adı olduğuydu.

***

Nitekim ABD ve İran yetkilileri, bir anlaşmaya varamadıklarını belirten açıklamalarını eşzamanlı olarak yaptı.

Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilimin tam olarak dinmeyişi ateşkesin barışa evirilemeyeceği noktasında bir işaretti.

Önemli bir işaret daha vardı.

Pakistan’ın başkenti İslamabad’da, ABD ile İran’ın müzakere masasında buluşacağının duyurulmasının ardından terör devleti İsrail’in Lübnan ile ateşkese yanaşmayışı barış görüşmelerini dinamitlemek için elinden geleni ardına koymayacağının kanıtı niteliğindeydi.

***

Şimdi ne mi olacak?

Sözüm ona savaşları bitirme vaadiyle iktidara yeniden gelen Trump’ı peşine takan Netanyahu, Ortadoğu’da kapanması mümkün olmayan yaralar açmak isteyen politikalarına devam edecek. 

Etrafımızı kuşatan savaşlar sebebiyle bölgesel belirsizliğin her sabah yeni bir başlıkla gündeme düştüğü zorlu bir dönem daha başlayacak.

Şayet İsrail’in Ortadoğu’da uygulamaya koyduğu politikaların terki sağlanmazsa bölgesel krizin coğrafi sınırları daha da genişleyecek.

Peki, böylesi bir durumun yaratacağı yangının faturasını yalnızca bölge ülkeleri ödeyecek?

***

Enerji fiyatlarının küresel ölçekte nasıl sıçrayabileceğini öngören var mı?

Tedarik zincirlerinin kopmasından nasıl bir faturanın doğabileceğini hesap eden var mı?

Göç dalgalarının her ülkenin kıyısına nasıl vurabileceğini düşünen var mı?

Savaşın yarattığı ekonomik şokun gelişmekte olan ülkeleri nasıl dize getirebileceğini fark eden var mı?

***

Adil bir dünya düzeninin inşası, çok sesli, çok taraflı ve çıkara değil vicdana dayalı bir uluslararası iradenin ürünü olmak zorunda değil mi?

Tam da bu noktada MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, “BM Genel Sekreteri António Guterres’in çağrısıyla; ABD, Rusya, Çin, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin, ‘Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasıyla yeni bir tedbir geliştirmeli” önerisinin hayata geçmediği müddetçe ateşkeslerin geçici, barışın ise bir hayal olarak kalmaya devam edeceğini anlamayan var mı?

Dünya, barışı hak ettiğini ancak bunu talep edecek ortak iradeyi bulamadığını yeterince ispat etmedi mi?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...