Türkiye'yi sarsan üç olay ve vicdan arayışı
Son dönemlerde Türkiye gündemini derinden sarsan cinayet olayları yaşanmıştır. Bu olayların sebep sonuç ilişkisi hala tartışılmaya devam etmektedir.
Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayeti de bunlardan biridir. Biliyorsunuz 8 yaşındaki Narin’in cansız bedeni 19 gün sonra bulunmuştu. Olayla ilgili olarak annesi, babası, ağabeyleri, amcaları ve köyün imamının da aralarında bulunduğu 24 kişi gözaltına alınmış, bu kişilerden birçoğu tutuklanmıştı. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen Narin Güran’ın neden öldürüldüğü ve cinayetin asıl failinin kim olduğu hâlâ netlik kazanmamıştır. Buna karşın aileden birçok kişi olayla bağlantılı olarak hüküm giymiştir. Çeşitli itiraflar ve yeni gelişmelerle bu cinayetin üzerindeki sis perdesinin tamamen kalkması beklenmektedir.
Bir diğer dikkat çeken olay ise Rojin Kabaiş vakasıdır. 2024 yılında Van’da yaşanan bu şüpheli ölüm olayında, 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in kaybolması ve cansız bedeninin bulunmasının ardından şüpheler giderilememiştir. Ailesi ve bazı hukuk çevreleri olayı cinayet olarak değerlendirirken, resmî raporlarda ölüm nedeninin suda boğulma olduğu ifade edilmiştir. Bu olaydaki şüphelerin uzun süre gündemde kalacağı anlaşılmaktadır. Rojin Kabaiş’in babasının “Baktılar ki Rojin garibandır, babası işçidir, ‘intihar’ deyip üstünü kapatmaya çalıştılar.” şeklindeki açıklaması da olayı farklı boyutlara taşımıştır.
Rojin Kabaiş’in hayatını kaybetmesinde büyük bir belirsizlik ve şüphe atmosferi halen devam etmektedir.
Tunceli’de yaşanan Gülistan Doku olayında da büyük şüphe ve belirsizlik vardı, fakat perde yavaş yavaş kalkmaktadır. 5 Ocak 2020’de kaybolan ve öldürüldüğüne inanılan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku’dan hâlâ haber alınamamıştır. Dosya uzun süre “kayıp” veya “intihar şüphesi” olarak değerlendirilmiş; ancak 2025-2026 yıllarında ortaya çıkan yeni deliller, gizli tanık ifadeleri ve soruşturmanın derinleştirilmesiyle cinayet şüphesi güç kazanmıştır.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu dosyanın çözülmesi için gösterdiği kararlı destek ve duruş, Ebru Cansu’nun Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı olarak büyük bir cesaretle Gülistan Doku soruşturmasını yeniden açması ve özel birim kurması da olayın adım adım aydınlanmasını sağlamaktadır. Gülistan Doku’nun akıbeti hâlâ netlik kazanmamış ve cenazesine de bugüne kadar ulaşılmamış olsa da çember daralıyor gibidir. Gülistan Doku olayının merkezinde dönemin valisi Tuncay Sonel ve onun oğlu olduğuna yönelik birçok iddia bulunmaktadır. İddiaların ağırlığı nedeniyle her ikisi de şu an tutukludur. Başka tutuklu olan ve olayla ilgili firari olanlarda vardır.
Tuncay Sonel, Tunceli Valiliği görevinden ayrılırken Tunceli halkı onu ağlayarak, duygusal bir atmosferde uğurlamıştı. O dönemde biz de Tunceli halkına yaptığı hizmet odaklı çalışmaları takdir ediyorduk. Ancak bugün gelinen ve tartışılan nokta çok farklı bir yere evrilmiştir. Gülistan Doku’nun annesi de Vali Tuncay Sonel’e, “Sen utanmadın mı? Allah’tan da mı korkmadın? Biz sana ‘Allah razı olsun’ diyorduk...” diyerek geçmişteki durumu hatırlatmakta ve bugün yaşananlara isyan etmektedir.
Bugün ise aynı Tunceli’de, eli kelepçeli haldeyken onu yuhaladıkları görüntülere şahit olduk. Oğlunun bu olayın içinde bulunduğuna dair oluşan güçlü kamuoyu kanaati, onun da delil karartmada rol oynadığı düşüncesini güçlendirmektedir. İddialar ve suçlamalar da bu yönde giderek artmaktadır. Elbette kimsenin suçu hukuken kesinleşmeden hüküm vermek doğru değildir. Ancak bu olayla ilgili oluşan kamuoyu algısı bu yöndedir.
Narin Güran, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku’nun ortak özelliği, hepsinin Diyarbakırlı oluşudur.
Uzun zamandır Türkiye gündeminde yer alan bu üç acı olayın tamamen aydınlatılması, kamuoyu vicdanını rahatlatacak; gözü yaşlı bir şekilde adalet arayan aileleri de en azından çocuklarının hatırası karşısında görevlerini yerine getirmiş olmanın huzuruna bir nebze olsun kavuşturacaktır. Narin Güran ve Rojin Kabaiş’in mezar yerleri bellidir; aileleri dualarını mezarları başında edebilmektedir. Umarım Gülistan Doku’nun da cansız bedeni bulunur ve o da mezarına kavuşur. Bu olayda zerre belirsizlik kalmadan, suçluların tamamen ortaya çıkması Türkiye’nin beklentisidir.