Gece yarısı uyanıp tavana bakarken aklınızdan aynı cümle geçiyorsa yalnız değilsiniz: “Eskiden böyle değildim…” İşte tam bu noktada Osman Müftüoğlu çok net bir hatırlatma yapıyor: Uykunun da bir yaşı var. Ve bu, çoğu kişinin sandığı gibi bir sorun değil; bedenin zamana verdiği doğal bir yanıt.
Uykunun dili yaşla birlikte değişiyor
Gençken yastığa başımızı koyar koymaz uykuya dalar, sabaha kadar hiç uyanmadan gözlerimizi açardık. Yıllar geçtikçe bu tablo yavaş yavaş değişir. Artık uyku daha hafif, daha kısa ve daha bölünmüş olabilir. Müftüoğlu’na göre bu durum bir “bozulma” değil, biyolojik ritmin yeniden şekillenmesidir.
Yaş ilerledikçe beden, “daha az ama daha erken” uyumayı tercih eder. Akşam saatlerinde gelen uyku hali, sabahın köründe uyanma ve gece sık sık bölünen uyku bu yüzden ortaya çıkar.
“Uyuyamıyorum” demeden önce bunu bilin
Birçok kişi bu değişimi hemen hastalık ya da ciddi bir sorun olarak algılıyor. Oysa Prof. Dr. Müftüoğlu, özellikle şu noktaya dikkat çekiyor:
Gençlikteki uyku düzenini bugüne taşımaya çalışmak, en büyük yanılgı.
50’li yaşlardan sonra derin uyku süresi azalıyor, melatonin hormonu eskisi kadar güçlü salgılanmıyor. Yani beden artık farklı çalışıyor. Buna rağmen hala “8 saat kesintisiz uyumalıyım” baskısı, uykusuzluğun kendisinden bile daha yorucu hale geliyor.

Uykusuzluk değil, uyku beklentisi yoruyor
Asıl problem çoğu zaman uykunun kendisi değil; uykuya yüklenen anlam. “Uyumam lazım” kaygısı, gecenin sessizliğinde zihni daha da uyandırıyor. Müftüoğlu’na göre uyku, zorlanan bir süreç değil; davet edilen bir misafir gibi görülmeli.
Ne zaman uykunuz geliyorsa o anı kaçırmamak, sabah gün ışığıyla temas etmek, akşam saatlerinde ağır yemek ve kafeini azaltmak… Küçük gibi görünen bu adımlar, yaşa uygun uykunun temelini oluşturuyor.
Daha az uyku, daha az dinlenme anlamına gelmez
Önemli olan saatler değil, uykunun bedene nasıl eşlik ettiği. Kimi zaman 6 saatlik sakin bir uyku, 8 saatlik huzursuz bir geceden çok daha onarıcı olabiliyor. Müftüoğlu’nun yaklaşımı da tam olarak burada devreye giriyor:
Bedenle inatlaşmak yerine, onu dinlemek.
Uykunun yaşı var. Kabul edildiğinde sorun olmaktan çıkıyor, direnildiğinde ise geceleri büyüyen bir yük haline geliyor.