Menopozla birlikte baş ağrılarının karakterinde ve sıklığında değişiklik görülebiliyor. Uzmanlar, özellikle menopoz öncesindeki geçiş dönemi olan perimenopozda hormonal dalgalanmaların migren ataklarını etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komisyonu Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turğut, menopoz döneminde görülen baş ağrıları ve migren ataklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Östrojen dalgalanmaları migreni tetikleyebilir
Migren ile hormonlar arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirten Turğut, özellikle östrojen düzeyindeki hızlı değişimlerin migren ataklarını tetikleyebileceğini ifade etti.
Turğut, perimenopoz döneminde daha önce migren öyküsü bulunan kadınlarda atakların sıklaşabileceğini, uzayabileceğini veya daha şiddetli seyredebildiğini söyledi.
Her baş ağrısının menopozla ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Turğut, baş ağrısının özelliklerinin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesinin önemine dikkati çekti.
Uyku bozukluğu ve stres de etkili olabilir
Perimenopoz döneminde hormon seviyelerinin sabit kalmadığını ve önemli dalgalanmalar yaşanabildiğini aktaran Turğut, östrojen değişimlerinin yanı sıra farklı faktörlerin de baş ağrılarını kolaylaştırabileceğini belirtti.
Turğut, bu dönemde uyku düzeninin bozulması, stres, sıcak basmaları, gece terlemeleri, düzensiz beslenme ve sıvı tüketiminin azalmasının migren ve baş ağrılarını tetikleyebileceğini söyledi.
Baş ağrılarının yalnızca hormonal değişimlerle açıklanmaması gerektiğini ifade eden Turğut, kişinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
50 yaşından sonra başlayan baş ağrısına dikkat
Turğut, özellikle 50 yaşından sonra ilk kez ortaya çıkan, alışılmışın dışında seyreden veya giderek şiddetlenen baş ağrılarının “menopozdandır” denilerek geçiştirilmemesi gerektiği konusunda uyardı.
Turğut, şu belirtilerin görülmesi halinde gecikmeden nöroloji uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti:
- Baş ağrısının aniden başlaması
- Ağrının giderek şiddetlenmesi
- Daha önce yaşanan ağrılardan farklı bir karakter kazanması
- Görme veya konuşma bozukluğu
- Güç kaybı
- Bilinç değişikliği
- Baş ağrısına nörolojik bulguların eşlik etmesi

Menopoz döneminde ortaya çıkan her baş ağrısının hormonal kaynaklı olmadığını vurgulayan Turğut, daha önce hiç migren yaşamamış kadınlarda da bu dönemde ilk kez migren benzeri ağrıların görülebileceğini söyledi.
Yeni başlayan baş ağrısının migren olup olmadığının, öncelikle diğer olası nedenler dışlandıktan sonra değerlendirilmesi gerektiğini belirten Turğut, özellikle ileri yaşta başlayan baş ağrılarında doğru tanının büyük önem taşıdığını ifade etti.
Migren ataklarında nöralterapi desteği
Menopoz döneminde migren tedavisinin yalnızca ağrı kesici kullanımından ibaret olmadığını belirten Turğut, nöralterapinin tamamlayıcı ve bütüncül bir tedavi yaklaşımı olarak uygulanabileceğini söyledi.
Turğut, bu yöntemde otonom sinir sisteminin düzenlenmesi ve vücudun iyileşme mekanizmalarının desteklenmesinin amaçlandığını belirtti.
Tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini ifade eden Turğut, kişinin atak sıklığı, ağrının özellikleri, menopoz yakınmaları ve yaşam tarzının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Uyku ve beslenme düzeni önemli
Turğut, menopoz döneminde migren ataklarının kontrolünde yaşam tarzının da önemli olduğunu belirterek düzenli uyku, yeterli sıvı tüketimi, düzenli beslenme ve fiziksel aktivitenin tedavinin önemli parçaları olduğunu ifade etti.
Ayrıca kişiye özel migren tetikleyicilerinin belirlenmesinin de atakların kontrol altına alınmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.