Türkgün | Siyaset | Dışişleri Bakanı Hakan Fidan lafı gediğine oturttu, AB'ye gereken mesajı verdi: YALVARACAKSINIZ, BAKALIM BİZ O ZAMAN NE DİYECEĞİZ!

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan lafı gediğine oturttu, AB'ye gereken mesajı verdi: YALVARACAKSINIZ, BAKALIM BİZ O ZAMAN NE DİYECEĞİZ!

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Gün gelecek Avrupa lütfen gelin diye yalvaracak. Bakalım o gün biz ne karar vereceğiz" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Gün gelecek Avrupa lütfen gelin diye yalvaracak. Bakalım o gün biz ne karar vereceğiz" dedi.

KAYNAK: TÜRKGÜN

Türkiye, 14 Nisan 1987 tarihinde Avrupa Ekonomik Topluluğu (EEC)’na (AB’nin öncülü) tam üyelik için resmi başvurusunu yapmış, AB’ye adaylık için ülke statüsü, 10–11 Aralık 1999 tarihlerinde yapılan Helsinki Zirvesi’nde verilmişti. 38 yıldır AB'nin kapısında bekletilen Türkiye, türlü bahanelerle bu zamana kadar oyalanmış, kimi zaman AB'nin Hristiyanlık üzerine kurduğu yapının bozulacağı, kimi zaman ise Türkiye'nin nüfus younluğu bakımından AB'deki etkinliğinin artacağı gerekçeleriyle üyelik süreci uzatılıyordu.

TÜRKİYE AB'YE 85 MİLYON NÜFUSUYLA GİRSE NE OLURDU?

Türkiye 85 milyon nüfusla AB’ye girseydi, Avrupa Parlamentosu’nda en fazla sandalyeye sahip ülkelerden biri olurdu. AB bütçesinden en fazla pay alan ülkelerden biri haline gelirdi. Karar alma dengeleri AB'de (Almanya–Fransa ekseni) ciddi biçimde değişirdi. Özellikle Almanya, Fransa, Avusturya gibi ülkelerde bu durum iç siyasette büyük bir çekince yaratıyor. Yani nüfus konusu, resmî belgelerde yazmasa da gerçek ve güçlü bir çekince olarak öne çıkıyor.

İKİ YÜZLÜLÜK AB'NİN İLİKLERİNE İŞLEMİŞ! 

Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, ifade ve basın özgürlüğü, insan hakları gibi ipe sapa gelmez eleştirilerle süreci uzatan AB, söz konusu kendi ülkeleri olduğunda ne insan hakları, ne demokrasi ne de hukukun üstünlüğünü tanıyor. 

  • Macaristan'da medya büyük ölçüde hükümetin kontrolünde. Yargı bağımsızlığı ciddi şekilde eleştiri alıyor. AB Komisyonu Macaristan’ı “hukukun üstünlüğünü sistematik ihlal” ile suçluyor ve sadece kısıtlı yaptırımlar uyguluyor. Ülke hala AB üyesi.
  • Anayasa Mahkemesi ve yargı reformlarının AB hukukuna aykırı bulunduğu Polonya da yine de üyelikten çıkarılmadı.
  • Yine Bulgaristan ve Romanya örneği… Yolsuzluk, yargı bağımsızlığı eksikliği ve organize suçla mücadelede zayıflık gibi gerekçeler ortadayken 2007 yılında AB'ye kabul edildiler…
  • 1974 yılında askeri cuntadan kurtulan Yunanistan'da da, demokrasi daha tazeyken ve ekonomik olarak AB kriterlerinin oldukça gerisindeyken AB'ye giriş yaptı.
  • Kıbrıs konusunda sorunun çözülmeden Türkiye'nin AB'ye alınmayacağı da sık sık dillendiriliyor. Ancak AB, Güney Kıbrıs'ı sorunlar çözülmeden AB'ye kabul etti.

Daha bir çok bu tür örnekler verilebilir. Kısaca AB’nin Türkiye’ye söylediği birçok gerekçe; kendi içinde ihlal edilmiş, başka ülkelere esnetilmiş, Türkiye söz konusu olunca katılaştırılmış.

Bu kapsamda Sky News Arabia kanalına röportaj veren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Orta Doğu'da yaşananların dışında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyeliği süreci hakkında da konuştu. Fidan şunları söyledi:

Avrupa Birliği, Türkiye’ye karşı kimlik siyaseti izlemeye devam ettiği sürece Türkiye’nin AB üyesi olacağını hiç sanmıyorum. Türkiye söz konusu olduğunda, bizi farklı bir dine ve farklı bir medeniyete ait görerek kimlik siyaseti yapıyor.

Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olsaydı Brexit olmazdı, İngiltere ayrılmazdı ve Avrupa Birliği bugünkü krizler karşısında çok daha dirençli olurdu. Gün gelecek Avrupa lütfen gelin diye yalvaracak. Bakalım o gün biz ne karar vereceğiz."

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...