Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Vatanımız; emekle yaşatılan, ekinle güçlendirilen, ekmek olup nimete dönüşen, evlatlarımızla geleceğe taşınan bir emanettir. İşte bu sebeple tarım meselesine basit bir sektör başlığı, dar bir ekonomik alan, sadece çiftçinin gündemi veya piyasa dengeleriyle sınırlı bir faaliyet olarak bakamayız” dedi.
'Savaş sadece tankla, tüfekle, füzeyle yürütülmez'
"Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi o’dur." diyen MHP Lideri Bahçeli şunları söyledi:
"Tarım, toprağın hayatla buluşma biçimidir.
Tarım, toprağın milletin sofrasına ulaşma şeklidir.
Tarım, nasibin devlet aklıyla birleşmesidir.
Tarım, milletin yalnız bugününü değil, yarınını da besleyen stratejik kudrettir.
Günümüz dünyasında bir millete diz çöktürmenin tek yolu işgal değildir. Dışa bağımlı hale gelen millet, diz çökmüş demektir.
Çiftçisi tarlasını terk etmişse, köylüsü bağını dağıtmışsa; devlet, üreticisini kaybetmişse diz çökmüş, çocuklarının sofrasını başkasının denetimine bırakmış demektir.
Kaşığını başkasının doldurmasına, karnını başkasının doyurmasına izin veren devlet, hür değildir.
Bu nedenle gıda güvenliği, doğrudan doğruya bir milli egemenlik, bir milli beka meselesidir.
Tarım meselesi, ertelenebilecek bir yatırım kalemi değildir.
Gıda güvenliği, tali bir politika başlığı değildir.
Savaş, bugün sadece cephede çarpışmayla verilmemektedir. Savaş bazen sınır hattında olur, bazen gümrük kapılarında olur, bazen yağmur duasına çıkan ellerde olur. Savaş bazen vatandaşımızın kesesine giden yolda, bazen evladını karnı tok uyutmak isteyen annenin çabasında olur. Savaş bazen silahla gelir, bazen ambargoyla gelir; bazen kurşunla gelir, bazen tohumla, gıda zinciriyle, gümrük baskısıyla gelir.
Savaş sadece tankla, tüfekle, füzeyle yürütülmez.
Savaş bazen tedarik zincirinin kırılmasıyla, bazen boş market raflarıyla, bazen kepenk indiren esnafla, bazen kapatılan pazar tezgâhıyla olur."
‘Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir’
"Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi o’dur.
Bugün bir milletin sofrasına gelen aşı kim kaynattıysa savaşın galibi o’dur.
Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak, düş değildir. Kadere emanet edilmiş bir dua değildir. Hamasi bir dilek hiç değildir. Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak; jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesidir.
Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde, iklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta; tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir.
Tarım, milli mukavemettir.
Tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir.
Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir.
Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır.
Bize düşen, toprağı küstürmemektir.
Bize düşen, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır.
Bize düşen, köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hâkim kılmaktır.
Merhum Aşık Veysel ne güzel söylemiştir:
“Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır.”
Kara toprağa terini katık edip soframıza nimet ulaştıran çiftçimizi ve köylümüzü ezdirmemek de elbette bize düşecektir. Hem çiftçimizin alınterine hem helal soframız için kesemizden çıkan kazancımıza göz dikenlere de göz açtırmamalıyız. Tarımsal üretim alanında milletin emeği ve alın teri üzerinden haksız kazanç devşirerek kâr maksimizasyonu hedefleyen fırsatçılar tek tek belirlenmeli ve nerede gayrimeşru bir kazanç alanı varsa derhal devlet eliyle kapatılmalıdır."