Türkgün | Siyaset | MHP'li Karakaya Ankara'da net konuştu: ‘Terörsüz Türkiye en büyük tarihî sorumluluktur’

MHP'li Karakaya Ankara'da net konuştu: ‘Terörsüz Türkiye en büyük tarihî sorumluluktur’

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, Ankara İl Başkanlığı 15. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karakaya, “Terörsüz Türkiye en büyük tarihî sorumluluktur” diyerek sürecin teslimiyet, taviz veya pazarlık olmadığını vurguladı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, Ankara İl Başkanlığı 15. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karakaya, “Terörsüz Türkiye en büyük tarihî sorumluluktur” diyerek sürecin teslimiyet, taviz veya pazarlık olmadığını vurguladı.

MUHABİR: Beybin Usanmaz

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mevlüt Karakaya, Ankara İl Başkanlığı 15. Olağan Kongresi'nde konuşma yaptı. Konuşmasında, dünyanın değişen şartlarına, küresel risklere, MHP'nin siyasi yaklaşımına ve "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Karakaya, Ankara İl Başkanlığı 15. Olağan Kongresi'nin hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını dileyerek başladığı konuşmasında, organizasyonu gerçekleştiren Ankara İl Başkanı Alparslan Doğan, ilçe başkanları ve teşkilat yöneticilerine teşekkür etti.

Ankara'nın kendileri için ayrı bir yere sahip olduğunu belirten Karakaya, "Ankara başkadır. Bizdeki yeri de bam başkadır." dedi.

Ankara'nın toprağında binlerce yıllık medeniyet bulunduğunu ifade eden Karakaya, Hacı Bayram-ı Veli'nin ilmi, irfanı ve hikmeti ile Ahiliğin emeği ve helal kazanç ahlakının şehirde yaşadığını söyledi.

Bugünün Ahilik Haftası'nın son günü olduğunu hatırlatan Karakaya, "Bu vesileyle, Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman esnafımızın, sanatkarımızın ve iş insanlarımızın yanında olduğumuzu, olmaya da devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

"Ankara Türk milletinin makus talihinin yenildiği yerdir"

Ankara'nın her zaman bilinenden çok daha fazlası olduğunu belirten Karakaya, Ankaralı Seymenlerin 27 Aralık 1919'da Mustafa Kemal Paşa'yı karşıladıkları Seymen alayıyla yeni Türk Devleti'nin kurulacağı işaretini verdiklerini söyledi.

Milli Mücadele'nin bu şehirden yönetildiğini ifade eden Karakaya, "1699 yılında Karlofça ile başlayan 222 yıllık geri çekilme bu şehirde durduruldu." dedi.

"Ankara dağdır, tepedir derler: Doğrudur." diyen Karakaya, Anıt tepe, Beş tepe, Dua tepe, Mangal Dağı ve Çal Dağı'nı hatırlattı.

Karakaya, "Ankara Türk Milletinin makûs talihinin yenildiği, 'yeter artık' denilerek ayağa kalkılan derenin, tepenin ve dağların adıdır." ifadesini kullandı.

Cumhuriyet'in bu şehirde kurulduğunu belirten Karakaya, Ankara'nın devlet aklının ve milli iradenin başkenti olduğunu söyledi.

Karakaya, "Kocatepe'den Anıtkabir'e, Anıtkabir'den Anıtmezara uzanan; Türk milletinin istiklâl ruhunu birbirine bağlayan çelikten halat bu şehirde sembolleşmiştir." dedi.

MHP'de siyaset yapmanın yüksek bir sorumluluk olduğunu belirten Karakaya, Ankara'nın da bu sorumluluğu daha da artırdığını söyledi.

Karakaya, Ankara'nın 15'nci İl Olağan Kongresiyle yeni göreve seçilecek kadroların bu sorumluluğun idrakinde olacaklarına inancını ifade ederek, kendilerini şimdiden tebrik etti.

"Dünya dönerken zaman, şartlar ve dengeler değişiyor"

Dünyadaki değişimlere dikkati çeken Karakaya, Galileo'nun "dünya dönüyor" sözünü hatırlatarak, "Dünya dönerken zaman değişiyor, şartlar değişiyor, dengeler değişiyor." dedi.

Teknoloji, ekonomi, siyaset, çevre ve sosyal yaşamın yeniden şekillendiğini belirten Karakaya, tehditlerin ve fırsatların da biçim değiştirdiğini söyledi.

Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 Küresel Riskler Raporu'na işaret eden Karakaya, insanlığın karşı karşıya olduğu tehlikelerden bazılarını şöyle sıraladı:

  • Jeo-ekonomik çatışma
  • Devletlerarası silahlı çatışmalar
  • Toplumsal kutuplaşma
  • Yanlış bilgi ve dezenformasyon
  • Yapay zekanın olumsuz sonuçları
  • Siber saldırılar
  • Ekonomik eşitsizlikler

Raporun verdiği mesajın açık olduğunu belirten Karakaya, "Tehdit sadece sınırlarımıza yaklaşan bir ordu değildir." dedi.

Tehdidin bazen savaşla, bazen ekonomik kararla, bazen bilgisayar ekranından yapılan siber saldırıyla, bazen de toplumun içine bırakılan yalanla karşılarına çıkabildiğini ifade eden Karakaya, bu risklerin sıralamasının dünya döndükçe değiştiğini ve yenilerinin de eklendiğini söyledi.

"Dünya dönerken yerinde sayanlar, tedbir almayanlar geride kalıyor ve bedel ödüyor." diyen Karakaya, bu durumu anlatan iki arkadaşın ormanda yollarını kaybettiği ve arkalarından bir aslanın geldiği hikayeyi anlattı.

Karakaya, hikayedeki arkadaşlardan birinin ayakkabısının bağlarını bağlamasına ilişkin, "Aslandan hızlı koşmam gerekmiyor. Senden bir adım önde olmam yeter." sözünü aktardı.

"Küresel yarışta rakiplerden bir adım önde koşmak mümkündür"

Bugünün dünyasının giderek bu ormana benzediğini belirten Karakaya, sisin belirsizliği, karanlığın yaklaşan krizleri, aslanın ise savaşlardan iklim değişikliğine, yapay zekadan siber saldırılara, salgınlardan ekonomik kırılmalara kadar uzanan küresel riskleri temsil ettiğini söyledi.

Bu risklerin herkesi tehdit ettiğini ancak sonuçlarının herkes için aynı olmadığını ifade eden Karakaya, krizi erken gören, hazırlığını yapan, kurumlarını güçlendiren ve doğru zamanda harekete geçen ülkelerin daha az zarar gördüğünü, hazırlıksız kalanların ise bedeli daha ağır ödediğini kaydetti.

Küresel yarışta her riski ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını belirten Karakaya, "Ancak rakiplerden bir adım önde koşmak mümkündür." dedi.

Karakaya, yeni dünyada asıl meselenin tehlikeden tamamen kaçabilmek değil, tehlike geldiğinde başkalarından daha dayanıklı, daha hazırlıklı ve daha hızlı olabilmek olduğunu ifade etti.

Ülkeler arasındaki yarışın insanlığı kurtaramayacağını da belirten Karakaya, "Sonunda aslan hepimizi yakalayabilir." dedi.

Türkiye'nin bir adım önde olmasının mazlum milletlere ve insanlığa hizmet etmek anlamına geldiğini belirten Karakaya, bu anlayışın Oğuz Kağan ülküsünden, Mete Han'ın devlet aklından, Sultan Alparslan'ın vatan iradesinden, Fatih Sultan Mehmet Han'ın çağ açan ufkundan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bağımsızlık mücadelesinden ve Başbuğ Alparslan Türkeş'in ülkücü hareketinden intikal eden büyük bir miras olduğunu söyledi.

Karakaya, "Bugünün karmaşık dünyasında bu mirasa, Sayın Devlet Bahçeli'nin bilge liderliğinde sahip çıkılmaktadır." dedi.

"Milli değerler bizim siyasetimizin değişmeyen çerçevesidir"

MHP'li Karakaya, Türk milliyetçiliğini aktif siyasete taşıyan, bu alanda ilk ve tek olan bir siyasi hareketin mensupları olduklarını söyledi.

"Milli değerler bizim siyasetimizin değişmeyen çerçevesidir. Siyaset stratejimizin ana omurgası da budur. Bu omurga değişmez." diyen Karakaya, değişen şartlar, ihtiyaçlar ve tehditler doğrultusunda politikaların değişebileceğini, taktik ve yöntemlerin yeniden uyarlanabileceğini belirtti.

Bu gerçeği anlamayan veya anlamak istemeyenlerin karşılarına çıkacağını ifade eden Karakaya, "Bunların içinde uyuyanlar varsa, uyaracağız. Ancak uyuyor numarası yapanlara da hiç zaman harcamayacağız." dedi.

Karakaya, milliyetçiliklerini ve ülkücülüklerini kimseyle tartışmayacaklarını belirterek, "Bizim onaylanmak gibi bir derdimiz olamaz. Muhatabımız tektir o da millettir." ifadesini kullandı.

"Biz bu uğurda bedel ödemiş yegane hareketiz"

MHP'nin bu uğurda bedel ödemiş yegane hareket olduğunu ifade eden Karakaya, "Taş medreselerde denendik; dar ağaçlarında sınandık." dedi.

"Var mıdır, şehitliği olan bir başka siyasi parti ya da Taş medreselileri olan başka bir hareket?" diye soran Karakaya, bunların ödenmiş ağır bedellerin nişaneleri olduğunu söyledi.

Bu değerlerin bedel ödeyenler tarafından emanet bırakıldığını belirten Karakaya, "Biz onların bedel ödeyerek emanet bıraktığı değerlere layıkıyla sahip çıkabiliyor muyuz? Ona bakalım." dedi.

Aç kaldıklarını, yokluk çektiklerini ve baskı gördüklerini ancak baş eğmediklerini belirten Karakaya, Yusuf İmamoğlu'nun şehit edildiğinde 25 yaşında olduğunu ve otopsisinde 36 saattir yemek yemediğinin anlaşıldığını söyledi.

"Cebinden bir simit parası dahi çıkmadı." diyen Karakaya, "İşte bize bırakılan emanet böylesine ağır, böylesine kutludur. Allah bizi mahşer gününde onların karşısında mahcup etmesin." ifadelerini kullandı.

"2002'de makamı değil, milletin hakemliğini tercih etti"

Devlet aklı, öngörü ve siyasi fedakarlığın herkesin harcı olmadığını belirten Karakaya, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin son 30 yıllık siyasi mücadelesine ve MHP'nin duruşlarına bu gözle bakılması gerektiğini söyledi.

Karakaya, tarihten bazı örnekleri genç ve yeni arkadaşlarının hafızalarına emanet etmenin görevleri olduğunu ifade ederek 2002 yılını anlattı.

"Yıl 2002: Makamı değil, milletin hakemliğini tercih etti." diyen Karakaya, 2002'de Türkiye'nin ağır bir ekonomik ve siyasi kriz içinde olduğunu, Başbakan Bülent Ecevit'in sağlık sorunları üzerinden hükumet tartışmalarının yürütüldüğünü belirtti.

"Ecevitsiz ve MHP'siz hükumet" senaryolarının açıkça konuşulduğunu söyleyen Karakaya, DSP'nin parçalandığını, milletvekillerinin yarısının istifa ettiğini ve Yeni Türkiye Partisi'nin kurulduğunu aktardı.

Meselenin aslının yıllar sonra anlaşıldığını ifade eden Karakaya, Almanya'daki bir gazetenin matbaa açılışında yapılan görüşmelerin dönemin DSP Genel Başkan Yardımcısı tarafından deşifre edildiğini ve yaşananların "sivil darbe" girişimi olduğunun ifade edildiğini söyledi.

Karakaya, Lider Bahçeli'nin bu tehlikeyi erken gördüğünü belirterek, "'İktidarda biraz daha kalalım' demedi. Milletin hakemliğine başvurdu." dedi.

Sandığın önüne kurulmak istenen tezgahın sandığın milletin önüne getirilmesiyle bozulduğunu ifade eden Karakaya, MHP'nin Meclis dışında kaldığını ve bedel ödediğini söyledi.

Karakaya, "Kendi siyasi geleceğini değil, Türk demokrasinin ve Türk Milletinin geleceğini tercih etti. İşte 'Önce ülkem ve milletim' anlayışı budur." ifadelerini kullandı.

"2007'de 367 düğümünü millet iradesiyle çözdü"

Karakaya, 2007 yılında cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden yeni bir devlet krizi çıkarıldığını belirterek, Meclisin cumhurbaşkanı seçebilmesi için toplantı yeter sayısının 367 olması gerektiğinin ileri sürüldüğünü söyledi.

Cumhuriyet mitingleri yapıldığını, 27 Nisan e-muhtırasının yayımlandığını ve siyaset ile demokrasinin kuşatıldığını ifade eden Karakaya, 22 Temmuz seçimlerinden sonra MHP'nin yeniden Meclise girdiğini belirtti.

Lider Bahçeli'nin MHP milletvekillerinin cumhurbaşkanlığı seçimine katılacağını açıkladığını aktaran Karakaya, Meclisin çalıştığını, yeter sayının sağlandığını ve 367 düğümünün çözüldüğünü söyledi.

"Devletin en yüksek makamının seçimi sokakta, kışlada veya başka güç odaklarında değil; Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirildi." diyen Karakaya, MHP'nin kendi adayını çıkardığını ve kendi siyasi görüşünden vazgeçmediğini ifade etti.

Karakaya, "Fakat milletin Meclisinin karar vermesini sağladı. Çünkü demokrasi yalnız istediğiniz sonucun çıkması değildir. Demokrasi, millî iradenin tecellisine yol vermektir." dedi.

"2015'te kurulan tuzağa düşmedi"

Karakaya, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra MHP'nin yoğun bir koalisyona girme baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Ülkenin güvenlik tablosunun son derece ağır olduğunu belirten Karakaya, FETÖ'nün devletin kritik kurumlarına sızdığını, açılım sürecinin terör örgütü tarafından istismar edildiğini, şehirlerde hendekler kazıldığını, tüneller açıldığını ve silah ile mühimmat yığınağı yapıldığını ifade etti.

Devletin bu yapılanmaya müdahalesinin kaçınılmaz olduğunu belirten Karakaya, senaryonun en tehlikeli tarafının MHP'nin koalisyona sokulması, ardından şehirlerde kalkışma başlaması ve güvenlik güçlerinin müdahale etmesi olduğunu söyledi.

Karakaya, bunun ardından "MHP hükumete girdi, ülkede kan akmaya başladı." denilmesinin planlandığını ifade etti.

Böylece devletin halkıyla karşı karşıya gösterileceğini ve Türkiye'nin ya iç çatışmaya ya da bölünmeye sürükleneceğini belirten Karakaya, her iki durumda da MHP'nin hem krizin sebebi hem de ortaya çıkan sonucun sorumlusu ilan edileceğini söyledi.

MHP Lideri Bahçeli'nin bu tehlikeyi gördüğünü ifade eden Karakaya, "Birkaç bakanlık uğruna MHP'yi hazırlanmış bir senaryonun ortağı ve günah keçisi yaptırmadı." dedi.

O dönemde Lider Bahçeli'nin "MHP koalisyona girmedi" diye ağır biçimde eleştirildiğini belirten Karakaya, çok geçmeden hendeklerin, tünellerin ve cephaneliklerin ortaya çıktığını söyledi.

Çatışmaların tehdidin büyüklüğünü gösterdiğini belirten Karakaya, o süreçte Lider Bahçeli'ye karşı kazan kaldıranların sonraki hâline de dikkati çekti.

"15 Temmuz gecesi beklemedi"

Karakaya, 15 Temmuz gecesi Türkiye Cumhuriyeti devletinin doğrudan hedef alındığını, Meclisin bombalandığını ve devletin silahlarının millete çevrildiğini söyledi.

"O gece birçok kişi olayların nasıl sonuçlanacağını görmek için bekledi. Sayın Devlet Bahçeli beklemedi. Hesap yapmadı. Darbe girişiminin karşısında, seçilmiş hükûmetin ve millî iradenin yanında durdu." ifadelerini kullandı.

Karakaya, "Çünkü devlet tehlikedeyken muhalefet hesabı yapılmaz. Önce devlet korunur. Önce millet savunulur." dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Yenikapı'ya gittiğini ve siyasi farklılıkların üzerinde bir millî birlik iradesi ortaya koyduğunu belirten Karakaya, "Devlet yıkılırsa siyaset yapılacak bir zemin kalmaz dedi." ifadelerini kullandı.

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi belirsizliğin giderilmesidir"

15 Temmuz'un, devlet yönetimindeki belirsizliklerin ve sistem tartışmalarının daha fazla sürdürülemeyeceğini gösterdiğini belirten Karakaya, Lider Bahçeli'nin fiili durum ile hukuki düzen arasındaki uyumsuzluğun giderilmesini istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişte sorumluluk aldığını ve Cumhur İttifakı'nın kurulmasına öncülük ettiğini belirten Karakaya, "Cumhur ittifakı bugün Türk Asrı demek Türkiye Yüzyılı demektir." dedi.

Karakaya, "Yüce Rabbim, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'ye, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a güç versin, kuvvet versin ayaklarına taş değdirmesin." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hedefinin günlük siyasi kazanç olmadığını belirten Karakaya, amacın ülkenin yeniden hükumet krizlerine sürüklenmesini önlemek olduğunu söyledi.

Sistemin temsilde adaleti ve yönetimde istikrarı sağladığını belirten Karakaya, devletin hızlı karar almasını işler hale getirdiğini ifade etti.

Türkiye'nin sınırlarının ötesinden yönelen tehditlere kesintisiz ve hızlı müdahale imkanı oluştuğunu söyleyen Karakaya, Irak'ın kuzeyindeki terör yuvalarına müdahale edildiğini, Suriye sınırında kurulmak istenen terör koridorunun parçalandığını, Doğu Akdeniz'de hakların savunulduğunu, Karabağ'ın kurtuluşunda Azerbaycan'ın yanında durulduğunu ve savunma sanayisinin milli kapasitesinin büyütüldüğünü belirtti.

Karakaya, Türkiye'nin hükumet krizleriyle zaman kaybeden değil, sınırlarının ötesindeki tehlikeye zamanında müdahale eden bir ülke haline geldiğini söyledi.

"Terörsüz Türkiye en büyük tarihî sorumluluktur"

Karakaya, "Bugün Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefiyle bir kez daha ağır bir sorumluluk üstlenmiştir." dedi.

Bu adımın kolay olmadığını belirten Karakaya, teröre karşı tavizsiz mücadelenin temsilcisi olan bir lider için bunun çok daha zor olduğunu söyledi.

Lider Bahçeli'nin kendi siyasi konforunu düşünmediğini belirten Karakaya, "Beni nasıl eleştirirler? dememiştir. Partim bundan nasıl etkilenir? hesabı yapmamıştır. Türkiye bu terör belasından nasıl kurtulur? diye sormuştur." ifadelerini kullandı.

Karakaya, "Çünkü gerçek lider, yalnızca tabanının duymak istediği sözleri söyleyen kişi değildir. Gerçek lider, gerektiğinde milletinin geleceği için en zor sözü söyleyebilen ve en ağır siyasi bedeli göze alabilen kişidir." dedi.

"Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir. Taviz değildir. Pazarlık değildir. Devletin geri çekilmesi hiç değildir." ifadelerini kullanan Karakaya, Terörsüz Türkiye'nin devletin terörü silahıyla, uzantılarıyla ve beslendiği bütün alanlarla tasfiye edecek güce ulaştığının ilanı olduğunu söyledi.

"Terör örgütü tasfiye ediliyor"

Karakaya, Terörsüz Türkiye hedefini çarpıtarak karalamaya çalışanlara da birkaç sözlerinin olduğunu belirterek, başta İYİ Parti ve Zafer Partisi yöneticilerine yönelik ifadeler kullandı.

"Eski bir kıssa vardır." diyerek kilisedeki şarabı içip çanına pisleyen kuşa rahibin "Müslüman olsan bu şarabı içmezdin. Hristiyan olsan çana pislemezdin. Sen nesin?" diye sorduğu kıssayı anlatan Karakaya, "Bugünkü siyasi hâlinize baktığımızda aynı soruyu sormamak mümkün değildir: Siz nesiniz? Nerede duruyorsunuz? İstikametiniz nereyedir?" dedi.

Karakaya, "Dün Altılı Masa'da oturan sizdiniz. HDP'nin desteğini alan cumhurbaşkanı adayının arkasında duran sizdiniz. Kent uzlaşılarıyla flörtleşen sizdiniz." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan'ın İYİ Partililere dönerek, "HDP ve PKK'ya gönül verenlerin oylarıyla koltuklarınızda oturuyorsunuz" dediği görüntülerin hala ortada olduğunu belirten Karakaya, "O gün sustunuz. Ne o sözlere cevap verebildiniz ne de o siyasi beraberliğin hesabını verebildiniz." dedi.

"Milliyetçiliğiniz bugün mü aklınıza geldi?" diye soran Karakaya, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun 2021 yılında HDP'nin Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu çerçevesinde faaliyet gösterdiğini söylediğini, kapatma davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunduğunu ve "biz siyasi partilerin kapatılmasına karşıyız" dediğini belirtti.

Karakaya, "Dün, terör örgütünün siyasi uzantısı hakkında 'hukuk' ve 'demokrasi' istiyordunuz ya! Bugün ise terör örgütünün silah bırakmasını, feshedilmesini ve bütün unsurlarıyla tasfiye edilmesini hedefleyen iradeyi teslimiyetle suçluyorsunuz." dedi.

"Hangisi doğru? Dünkü sözünüz mü? Bugünkü öfkeniz mi? Yoksa durduğunuz yere göre değişen siyasi hesabınız mı?" diye soran Karakaya, Ankara'nın 15'nci Kongresi'nden bir kez daha şu ifadeleri kullandı:

"Terör örgütü tasfiye ediliyor.

Silah bırakılmadan hiçbir hüküm uygulanmıyor.

Devlet geri çekilmiyor.

Devlet, elli yıldır milletimizin kanını döken terör belasından geriye ne kalmışsa temizliyor.

Terör örgütü kapanacak.

Silahlı yapılar ortadan kalkacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde siyaset yapan bütün partiler de terörün gölgesinden çıkarak gerçek anlamda birer Türkiye partisi olmak zorunda kalacaktır.

Türkiye'nin yeni dönemi budur."

Karakaya, muhataplarının ön görüsünün olmadığını ve "Gözünüzün önünde gerçekleşen değişimi dahi göremiyorsunuz." dedi.

"Bizim çizgimiz net"

Karakaya, "Bari dönüp halinize bakın." diyerek Altılı Masa'nın nerede olduğunu, birlikte yola çıktıkları arkadaşlarının nerede bulunduğunu ve söyledikleri sözlerin ne olduğunu sorguladı.

Siyasi enkazın görülmesi ve muhasebe yapılması gerektiğini belirten Karakaya, sağın ve solun hangi siyasi hesaplarla çevrildiğine, kurulan cümlelerin kimin işine yaradığına dikkat edilmesini istedi.

Karakaya, söylemlerin FETÖ başta olmak üzere Türk devletine düşman odakların söylemleriyle paralelliklerine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Siz kime hizmet ettiğinize, kimlerin değirmenine su taşıdığınıza dikkat edin." dedi.

Milliyetçi hassasiyetlerin kişisel hırsların ve siyasi geleceğin malzemesi yapılmaması gerektiğini ifade eden Karakaya, "Sayın Devlet Bahçeli'ye ve MHP'ye öfkeniz, devletin ve milletin geleceğini görmenize engel olmasın." diye konuştu.

Karakaya, MHP'nin çizgisini şöyle açıkladı:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını tartışmayız.

Millî egemenliğimizi pazarlık konusu yapmayız.

Vatanımızdan, bayrağımızdan ve milletimizin birliğinden taviz vermeyiz.

Silahlar teslim edilecek.

Terör örgütü bütün unsurlarıyla tasfiye edilecek.

Terörün siyasete düşen gölgesi kaldırılacak.

Kardeşlik güçlenecek.

Türkiye kazanacak."

Karakaya, konuşmasını "Ne Mutlu Türküm Diyene!" sözleriyle tamamladı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...