Türkgün | Siyaset | MHP'li Yaşar Yıldırım’dan Kastamonu’da net mesaj: 'Emanetleri geri istiyoruz!'

MHP'li Yaşar Yıldırım’dan Kastamonu’da net mesaj: 'Emanetleri geri istiyoruz!'

MHP'li Yaşar Yıldırım "Artık bu emaneti geri almamız gerekiyor. 2019’te Kastamonu’da önemli bir destek aldık. 2019’da belediyeyi aldık. 2023 seçimlerine geldik. Kastamonu’nun milletvekili sayısı belli. Bizim hedefimiz belli. Kastamonu’da üç milletvekilinin üçünü de almak zorundayız. Mesele sadece milletvekili seçmek değildir. Mesele, Kastamonu’nun Milliyetçi Hareket Partisi’ne olan vefasını sandıkta göstermesidir." dedi.

MHP'li Yaşar Yıldırım "Artık bu emaneti geri almamız gerekiyor. 2019’te Kastamonu’da önemli bir destek aldık. 2019’da belediyeyi aldık. 2023 seçimlerine geldik. Kastamonu’nun milletvekili sayısı belli. Bizim hedefimiz belli. Kastamonu’da üç milletvekilinin üçünü de almak zorundayız. Mesele sadece milletvekili seçmek değildir. Mesele, Kastamonu’nun Milliyetçi Hareket Partisi’ne olan vefasını sandıkta göstermesidir." dedi.

MUHABİR: Beybin Usanmaz

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, MHP Kastamonu İl Başkanlığı'nın 15. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, teşkilat mensuplarına ve Kastamonululara önemli mesajlar verdi.

Konuşmasında Kastamonu'nun Milli Mücadele dönemindeki rolüne ve MHP'ye yönelik desteğine vurgu yapan Yıldırım, Türkiye'nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

"Kastamonu'nun vefası unutulmaz"

Kastamonu'nun Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik vefasının tarih boyunca kendisini gösterdiğini belirten Yıldırım, kentin Milli Mücadele dönemindeki fedakarlıklarını hatırlattı.

Kastamonu'nun düşman işgaline uğramamasına rağmen mücadele döneminde en fazla şehit veren illerden biri olduğunu ifade eden Yıldırım, Kastamonu halkının cephede ve cephe gerisinde Milli Mücadele'ye büyük katkı sunduğunu söyledi.

Yıldırım, MHP'ye ve ülkücü harekete Kastamonu'dan verilen desteğin de bu vefanın bir göstergesi olduğunu belirtti.

MHP'li Yaşar Yıldırım konuşmasında şu ifadeleri kaydetti:

Allah’ın selamı, rahmeti, lütfu, ikramı, mağfireti hepinizin ve hepimizin üzerine olsun. Öncelikle böylesine güzel bir tatil gününde vaktinizi ayırıp buraya kadar zahmet ettiğiniz ve bizleri dinleme zahmetine katlandığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Başta Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli olmak üzere, bütün teşkilat mensuplarımızın, bütün dava arkadaşlarımızın selamlarını sizlere iletiyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

“Vatanın neresinde mücadele varsa biz oradayız” 

Kastamonu vefalıdır. Biz Kastamonu’yu niye vefalı biliriz, biliyor musunuz? Çünkü Kastamonu’nun Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Millî Mücadele’ye gösterdiği vefa unutulmaz. Kastamonu’nun bir kurtuluş günü yoktur. Çünkü Kastamonu’ya düşman ayağı basmamıştır. Ama Millî Mücadele yıllarında en fazla şehit veren illerimizden biri Kastamonu’dur. Kastamonu’nun kadını cepheye mermi taşımıştır. Erkeği cephede savaşmıştır. Bu milletin istiklali için herkes elinden geleni yapmıştır. Düşman Kastamonu’ya gelmedi diye Kastamonu kenarda durmamıştır. Tam tersine, “Vatanın neresinde mücadele varsa biz oradayız.” demiştir. İşte Kastamonu’nun vefası budur. Türk milliyetçilerine, ülkücülere ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne Kastamonu’nun vefası da bundan dolayı bizim için çok kıymetlidir.

"Öyle günler yaşadık ki ülkücü olmanın bir ayağı hapishanedeydi"

Her hareketin, her devletin, her ailenin, her insanın varlık günleri olur. Bir de darlık günleri vardır. Biz ülkücüler, Türk milliyetçileri olarak bugün çok şükür hareketimizin varlık günlerini yaşıyoruz. Bugün ülkücü olmak kolay. Bugün ülkücü olduğunu söylemekten dolayı kimsenin başına bir iş gelmiyor. Ama geçmişte böyle değildi. Öyle günler yaşadık ki ülkücü olmanın bir ayağı hapishanedeydi, bir ayağı hastanedeydi, bir ayağı da mezarlıktaydı. 12 Eylül döneminde bu zirveye çıktı. Türkiye’de ne kadar ülkücü hareketin yöneticisi, mensubu varsa topladılar. Ankara’ya getirdiler. Kastamonu’dan da çok arkadaşımız Mamak’a getirildi. O günleri yaşayanlar bilir. Sokakta kimse bize selam vermiyordu. Bizi gören yolunu değiştiriyordu. “Bunlara selam verirsem benim de başım belaya girer.” diye insanlar bizden kaçıyordu. Bırakın arkadaşlarımızı, akrabalarımızı… Bazen anamızı, babamızı, kardeşimizi gören bile selam vermeye korkuyordu. Biz sahipsiz kaldık. Ama şunu hiçbir zaman unutmadık: Biz Türk milletinin evladıyız. Türk milletinin evlatlarının, Allah’tan sonra sahibi yine Türk milletidir. İşte o günlerde bizi yalnız bırakmayanlar oldu. Anamız vardı, babamız vardı. Bir de Kastamonu’nun yiğit insanları vardı.

“Bunlar bizim evlatlarımızdır” dediler

Ben size bugün bir Kastamonu vefasını anlatmak istiyorum. Biz Mamak’ta yatarken, mahkemelere gidip gelirken Kastamonu’dan gelen o insanlar hiçbir zaman eksilmedi. Bize sadece dua etmediler. Yanımızda durdular. Hapishanenin masrafını karşıladılar. Aç kaldığımızda ekmek gönderdiler. Üşüdüğümüzde sahip çıktılar. Anamızın babamızın yapamadığını yaptılar. Çünkü onların da çocukları vardı. Onlar da korkabilirdi. Onlar da “Başımıza iş gelir.” diyebilirdi. Ama demediler. “Bunlar bizim evlatlarımızdır.” dediler. İşte bu, vefadır. Başta Hacı Ali Yılmaz olmak üzere, Ziya Yılmazbilen ve Kastamonu’dan gelip bizlere sahip çıkan bütün büyüklerimizi rahmetle anıyorum. Allah hepsinden razı olsun. Bugün aramızda olmayanların tamamına Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Hacı Ali Yılmaz’ın oğlu Ziya Yılmazbilen’le beraber Mamak’ta yatıyorduk. Bizim davamız Ankara Ana davasıydı, onlarınki Kastamonu davasıydı. Mahkemeye gidiyoruz. Bir gün baktım ziyaretçi bölümünde Hacı Ali Yılmaz’ı gördüm. Koğuşa döndük. Ziya’ya dedim ki: “Ziya, baban gelmiş.” Dedi ki: “Görmedim abi dedi, kendi çocuğunun mahkemesine gitmiyor; bizim ana davaya geliyor.” İşte mesele budur. İşte Kastamonu budur. O günlerde bizim yanımızda olanları bugün de unutmayız. Allah onlardan razı olsun. Biz onlardan razıyız. Allah da bizleri onların karşısında mahcup etmesin.

“Bize zor günümüzde sahip çıkanları unutmayacağız”

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin çok güzel bir sözü vardır:

“Bu hareket duayla hareket eden bir harekettir.”

Gerçekten de öyledir. Bizim arkamızda sadece teşkilatlarımız yoktur. Bizim arkamızda dualar vardır. Bizim duacılarımız vardır. Mehmet Feyzi Efendi’nin ihvanı, talebeleri vardır. Allah onlardan da razı olsun. Biz bugün buradaysak, sadece bizim mücadelemizle değil; yıllarca bizim için dua edenlerin duasıyla buradayız. Onun için geçmişimizi unutmayacağız. Bize zor günümüzde sahip çıkanları unutmayacağız. Vefayı unutmayacağız. Çünkü vefa, bu hareketin mayasıdır.

"Siyaset yapmak, sadece bugünü konuşmak değildir"

Değerli dava arkadaşlarım, Siyaset yapmak, sadece bugünü konuşmak değildir. Siyaset; milletin, devletin ve ülkenin problemlerini çözmektir. Geleceği görmektir. Gelecekte meydana gelebilecek tehlikeleri bugünden fark etmektir. Devlet adamlığı budur. Bugün bazıları çıkıp “Suriye’de ne işimiz var?” diyor. Dün de “Suriye bataklığına girmeyin.” diyorlardı. Bugün yaşananları görüyoruz. Biz yıllardır şunu söylüyoruz: Komşunuzla kavga ederek güvenli bir Türkiye inşa edemezsiniz. Ama komşunuzdaki yangın sizin evinize sıçrayacaksa, siz o yangını seyredemezsiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi güvenliğini, kendi geleceğini, kendi sınırlarını korumak zorundadır. Bugün Türkiye’nin geldiği noktayı iyi görmek lazım.

"Türkiye’nin kendi kararlarını kendi başına vermesini istemeyenler var"

Bizim meselemiz sadece Suriye meselesi değildir. Bizim meselemiz Türkiye’nin bütünlüğüdür. Türk milletinin birliğidir. Devletimizin bekasıdır. Ve bugün Terörsüz Türkiye hedefi önümüzde durmaktadır. Cumhur İttifakı’nın ortaya koyduğu irade budur. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade budur. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade budur. Bu ülkenin bölünmesine izin vermeyeceğiz. Terörün bu ülkenin ayağına pranga olmasına izin vermeyeceğiz. Ama şunu da biliyoruz: Bu süreçte provokasyonlar olacaktır. Birileri başka yerde başka bir şey yapacak. Birileri toplumun sinir uçlarına dokunmaya çalışacak. Neden? Çünkü Türkiye’nin huzura kavuşmasını istemeyenler var. Türkiye’nin güçlenmesini istemeyenler var. Türkiye’nin kendi kararlarını kendi başına vermesini istemeyenler var. Ama biz bütün bunları aşacağız. Provokasyonların tamamını boşa çıkaracağız. Çünkü bu milletin ortak bir geleceği vardır. Hepimizin evinde farklılıklarımız olabilir. Ama hepimiz aynı devletin evlatlarıyız. Aynı bayrağın altındayız. Aynı vatanın evlatlarıyız. Bizim meselemiz birbirimizle kavga etmek değil, Türkiye’yi daha güçlü hale getirmektir.

"Bu milletin tamamı bizim milletimizdir"

Bakın, Türkiye’nin en büyük gücü nedir biliyor musunuz? Birliğidir. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle… Bu milletin tamamı bizim milletimizdir. Bizim meselemiz kimsenin kökeni değildir. Bizim meselemiz bu ülkenin geleceğidir. Biz istiyoruz ki Türkiye daha güvenli olsun. Türkiye daha güçlü olsun. Çocuklarımız korkmadan sokağa çıksın. Esnafımız huzur içinde dükkânını açsın. Çiftçimiz tarlasına güven içinde gitsin. Gençlerimiz geleceğe umutla baksın. İnsanımız ekmeğini, aşını huzur içinde kazansın. Bizim derdimiz budur.

"artık bu emaneti geri almamız gerekiyor"

Değerli Kastamonulular, Şimdi gelelim biraz da Kastamonu’ya. Burada söylemem gereken bir şey var. Bunu da sizinle açık açık konuşmak zorundayım. Benim içimde Kastamonu ile ilgili bir ukde var. Kastamonu’nun Milliyetçi Hareket Partisi’ne olan vefasını biliyoruz. Geçmişte bize verdiğiniz desteği biliyoruz. Ama artık bu emaneti geri almamız gerekiyor. 2019’te Kastamonu’da önemli bir destek aldık. 2019’da belediyeyi aldık. 2023 seçimlerine geldik. Kastamonu’nun milletvekili sayısı belli. Bizim hedefimiz belli. Kastamonu’da üç milletvekilinin üçünü de almak zorundayız. Bunu sizden istiyorum. Çünkü mesele sadece milletvekili seçmek değildir. Mesele, Kastamonu’nun Milliyetçi Hareket Partisi’ne olan vefasını sandıkta göstermesidir. Bakın Çankırı’ya. Çankırı ne yaptı? Siyaset yaptı. Teşkilat çalıştı. İnsanlara ulaştı. Sonuç aldı. Biz Kastamonu’dan da aynı kararlılığı bekliyoruz.

"Kastamonu’nun her sokağında olacaksınız"

Bir de belediye meselesi var. Belediye başkanlarımız, il başkanımız, ilçe başkanlarımız… Hepiniz bunu iyi anlayacaksınız. Seçim geldiği zaman: “Bu benim seçimim değil, genel seçim.” diye bir şey yok. Belediye başkanlığı seçimi de sizin seçiminizdir. Milletvekili seçimi de sizin seçiminizdir. Cumhurbaşkanlığı seçimi de sizin seçiminizdir. Her seçim, teşkilatın seçimidir. Genel seçimde oyumuz düşerse, ertesi gün herkes bunu konuşur. “Milliyetçi Hareket Partisi şu kadar oy aldı.” derler. Peki belediye seçiminde oyumuz düşerse ne olacak? Onu da herkes konuşacak. Onun için emaneti geri almak istiyorsanız, bugünden çalışmaya başlayacaksınız. Kapı kapı gezeceksiniz. Hemşehrinize ulaşacaksınız. Kastamonu’nun her sokağında olacaksınız.

“Kastamonu’dan beklentimiz belli: Emanetleri geri istiyoruz”

Bugün burada yeni bir il yönetimi seçilecek. İl başkanımızı ve yönetimini tebrik ediyorum. Zıpkın gibi bir il başkanımız var. Zıpkın gibi bir yönetim var. Allah yollarını açık etsin. Ama önlerinde büyük bir görev var. Bizim Kastamonu’dan beklentimiz belli: Emanetleri geri istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz. Sizden sadece çalışmanızı, teşkilatınızı büyütmenizi ve milletle aranızdaki bağı daha da güçlendirmenizi istiyoruz. Kastamonu’nun vefasına güveniyoruz. Kastamonu’nun ülkücü iradesine güveniyoruz. Kastamonu’nun Milliyetçi Hareket Partisi’ne sahip çıkacağına inanıyoruz.

"Allah bizleri bu davaya, bu millete ve bu vatana hizmetten geri bırakmasın"

Kıymetli dava arkadaşlarım, Vaktinizi fazlaca aldık. Sizler tatil gününüzü ayırdınız, buraya geldiniz, bizi dinlediniz. Hepinizden Allah razı olsun. Yeni seçilecek il başkanımıza ve yönetim kurulumuza başarılar diliyorum. Bugüne kadar görev yapan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu kongrenin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Allah hepimizin en kötü gününü böyle güzel günler eylesin. İşinizi gücünüzü rast getirsin. Sağlık, sıhhat ve afiyet versin. Akıldan, fikirden noksan etmesin. Elden, ayaktan düşürmesin. Kastamonu’muza huzur versin. Ülkemize birlik ve beraberlik versin. Devletimizi daim, milletimizi bahtiyar eylesin. Başta Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli olmak üzere bütün büyüklerimize sağlık, sıhhat ve uzun ömürler versin. Allah bizleri bu davaya, bu millete ve bu vatana hizmetten geri bırakmasın. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...