Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Başdanışmanı, Ahmed Cevad Enstitüsü Başkanı ve AHBV Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Özbekistan’ın Türk Devletleri Teşkilatı içindeki rolüne de değinen Ersoy, “Özbekistan’ın teşkilata aktif ve kararlı biçimde katılması, Türk dünyasının sembolik birliktelikten çıkarak sahada karşılığı olan bir jeopolitik aktöre dönüşmesinde kritik bir eşik olmuştur” dedi.
MHP'li Ersoy, Türkiye-Özbekistan hattının aynı zamanda Türk dünyasının siyasal tahayyülü, kültürel bütünlüğü ve jeopolitik geleceği açısından belirleyici bir eksen oluşturduğunu dile getirdi.
Özbekistan’ın jeopolitik değerinin büyük ölçüde İpek Yolu’nun tarihsel merkezinde yer almasından kaynaklandığını kaydeden MHP'li Ersoy, antik çağlardan itibaren Çin’den Akdeniz’e uzanan ticaret yollarının düğüm noktasında bulunan bu coğrafyanın, yalnızca ticari değil; fikirlerin, inançların ve devlet aklının dolaşıma girdiği bir merkez işlevi gördüğünü söyledi. MHP'li Ersoy, Semerkant ve Buhara gibi şehirlerin Avrasya’nın entelektüel üretim merkezleri olarak tarih sahnesinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ruhi Ersoy, Özbekistan’ın özellikle son yıllarda izlediği açık, pragmatik ve girişimci dış politika sayesinde küresel barış ve diplomasi alanında dikkat çeken bir aktör haline geldiğini ifade etti. MHP'li Ersoy, Özbekistan Cumhurbaşkanı Shavkat Mirziyoyev’in son dokuz yılda eğitim, spor, sanayi, bilgi teknolojileri ve sağlık alanlarının yanı sıra dünya barışı konusunda da somut ve etkili adımlar attığını dile getirdi.
Özbekistan’ın artık gözlemci bir ülke konumundan çıkarak bölgede lokomotif rol üstlendiğini söyleyen MHP'li Ersoy, Tacikistan-Kırgızistan sınır sorununa katkı sunulması, Afganistan sonrası süreçte ticaret ve sınır güvenliğinin sağlanması, Gazze ve Ukrayna-Rusya savaşı konularında sergilenen net ve bağımsız tutumun, ülkenin uluslararası itibarı açısından belirleyici olduğunu kaydetti.

Ekonomik verilerin de bu dönüşümü desteklediğini belirten MHP'li Ersoy, Özbekistan’ın son dokuz yılda 130 milyar dolarlık yabancı yatırım çektiğini, yalnızca 2025 yılında ise 140 milyar dolar değerinde yeni yatırım anlaşmaları imzaladığını aktardı. MHP'li Ersoy, ülkenin 2030 yılına kadar GSYİH’yi 240 milyar dolara çıkarma hedefini, teknolojik ve yenilikçi büyüme modeliyle gerçekleştirmeyi planladığını söyledi.
Türkiye açısından Özbekistan’ın önemine de değinen MHP'li Ersoy, Türkiye’nin Türk dünyasına yönelik yaklaşımının son yıllarda romantik kültürel yakınlığın ötesine geçerek kurumsal, ekonomik ve güvenlik temelli bir bütünleşme vizyonuna evrildiğini ifade etti. Bu vizyon içerisinde Özbekistan’ın hem demografik ağırlığı hem de bölgesel dengeleyici rolüyle merkezi bir konumda yer aldığını belirtti.
İki ülke arasındaki kültürel bağların tarihsel sürekliliğin en derin katmanını oluşturduğunu dile getiren MHP'li Ersoy Ali Şir Nevai, İmam Maturidi ve İmam Buhari gibi isimlerin Türk dünyasının ortak zihinsel haritasını şekillendiren kurucu referanslar olduğunu söyledi.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsallaşma sürecinde Özbekistan’ın üstlendiği role dikkat çeken MHP'li Ersoy, “Özbekistan’ın teşkilata aktif ve kararlı biçimde katılması, Türk dünyasının sembolik birliktelikten çıkarak sahada karşılığı olan bir jeopolitik aktöre dönüşmesinde kritik bir eşik olmuştur” dedi.

Ekonomik ilişkilerin nicelikten çok nitelik eksenli bir dönüşüm sürecine girdiğini belirten Ruhi Ersoy, sanayi, enerji, tarım ve lojistik gibi stratejik alanlarda üretim ve katma değer temelli ortaklıkların öne çıktığını söyledi. Türkiye’nin Özbekistan’daki yatırımlarının uzun vadeli, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir perspektif taşıdığını ifade etti.
Güvenlik ve savunma alanındaki iş birliğine de değinen Ruhi Ersoy, Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin bu alanda stratejik bir mahiyet kazandığını belirtti. 4+4 Toplantı Mekanizması’nın, iki ülke arasında güvenlik alanındaki iş birliğini kurumsal ve sürekli bir zemine taşıdığını kaydetti.
Orta Koridor’un Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkilerin geleceğini belirleyen en kritik jeoekonomik ve jeopolitik parametrelerden biri olduğunu ifade eden MHP'li Ersoy, bu hattın Türk dünyasını doğudan batıya bağlayan stratejik bir bütünleşme ekseni haline geldiğini söyledi.
Değerlendirmesinin sonunda MHP'li Ersoy, Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin klasik ikili diplomasi kalıplarını aşarak bölgesel istikrar, ekonomik bütünleşme ve kolektif güvenlik perspektiflerini içeren bütüncül bir stratejik ortaklık niteliği kazandığını belirtti.
Bu ilişkinin Türk dünyasının ortak kader bilinci ve uzun vadeli vizyon geliştirmesinde temel dayanaklardan biri olduğunu ifade etti.