Oxford Üniversitesi Nüfus Sağlığı Bölümü'nden uzmanlar, İngiltere genelinde yaklaşık bir milyon kişinin beslenme alışkanlıklarını inceleyerek sıcak içecek tüketimi ile yemek borusu kanseri arasındaki bağı masaya yatırdı. Uluslararası bir kanser dergisinde paylaşılan ve Cancer Research UK tarafından fonlanan bu devasa çalışma, konuyla ilgili ülkede bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı araştırma olma özelliği taşıyor.
Araştırmada katılımcılara sıcak içeceklerini genellikle “ılık”, “sıcak” veya “çok sıcak” içip içmedikleri soruldu ve sağlık kayıtları 10 yılı aşkın süre takip edildi. Sonuçlara göre içeceklerini “çok sıcak” tükettiğini belirten kişilerin yemek borusu skuamöz hücreli karsinomuna (SCC) yakalanma riski, içeceklerini “ılık” tüketenlere kıyasla 3,17 kat daha yüksek çıktı. Araştırma boyunca toplam 2 bin 348 yemek borusu kanseri vakası kaydedildi. Bunların 1.045’i skuamöz hücreli karsinom, 1.303’ü ise adenokarsinomdu. Sıcaklıkla belirgin ilişki yalnızca skuamöz hücreli kanser türünde görüldü. Bu nedenle araştırma, genel olarak bütün yemek borusu kanseri türlerinin riskinin üç kat arttığı anlamına gelmiyor.
skuamöz hücreli yemek borusu kanseri
Çalışmada yalnızca sıcaklık değil, günlük tüketim miktarı da incelendi. İçecek sıcaklığının etkisi hesaba katıldıktan sonra bile, günde altı veya daha fazla çay-kahve gibi sıcak içecek tüketenlerin skuamöz hücreli yemek borusu kanserine yakalanma riskinin, altıdan az tüketenlere göre yüzde 71 daha yüksek olduğu belirlendi. Araştırmaya katılanların yaklaşık yüzde 43-44’ü günde en az altı sıcak içecek tükettiğini bildirirken, yaklaşık yüzde 15’i içeceklerini “çok sıcak” tercih ettiğini söyledi.
yaklaşık 60 derece civarında tüketildiği tahmin ediliyor
Araştırmanın önemli sınırlamalarından biri, katılımcıların içecek sıcaklıklarının termometreyle ölçülmemiş olması. Katılımcılar kendi tüketim alışkanlıklarını “ılık”, “sıcak” veya “çok sıcak” olarak tanımladı. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), daha önce 65 derecenin üzerindeki çok sıcak içecekleri “muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırmıştı. Araştırmacılar, bu 65 derece sınırının kesin bir biyolojik eşik olmadığını ve hangi sıcaklıktan itibaren riskin yükselmeye başladığının netleştirilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor. Batı toplumlarında çay ve kahvenin genellikle yaklaşık 60 derece civarında tüketildiği tahmin ediliyor.
Bilim insanlarının üzerinde durduğu olası mekanizma, yüksek sıcaklığın yemek borusunun iç yüzeyine tekrar tekrar zarar vermesi. Çok sıcak sıvıların yemek borusunu kaplayan hücrelerde termal hasara ve inflamasyona yol açabileceği, dokunun sürekli kendisini onarmak zorunda kalmasının zaman içerisinde kanser gelişimine zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor. Cancer Research UK, sıcaklığın risk üzerindeki etkisinin tam mekanizmasının henüz kesinleşmediğini ancak mevcut verilerin içeceğin kendisinden çok sıcaklığının önemli olduğuna işaret ettiğini belirtiyor.