Hayatta bazen öyle anlar gelir ki, kişi kendi elleriyle inşa ettiği dünyayı yine kendi elleriyle yıkar. Bu yıkımın en çarpıcı ifadesi ise şudur: "Seni küçültür, kaliteni bitirir..." Bu cümle sadece bir pişmanlık bildirisi değil, bir insanın kendi özsaygısını yitirişinin en net röntgenidir. Psikoloji dünyasına göre bağımlılık; bireyin hayatındaki direksiyonu bir illüzyona devretmesidir.
İllüzyonun Pençesinde: "Bir Dahaki Sefer" Tuzağı
Bağımlılıkların (ister kumar, ister dijital, ister farklı türde olsun) yarattığı en büyük tehlike, "bir dahaki sefer kazanacağım" veya "bu son" umududur. Bu umut, beynin ödül mekanizmasını ele geçirerek kişiyi bitmek bilmeyen bir döngüye hapseder. Oysa her "bir dahaki sefer" denemesi, kişinin karakterinden, zamanından ve sevdiklerinden bir parça daha koparıp götürür.
Kaybedilen Sadece Para Değil, Bir "Yas Süreci"
Bağımlılık sarmalındaki bireyler aslında bitmek bilmeyen bir yas süreci yaşarlar. Kaybedilen sadece maddi varlıklar değildir; elden giden sağlık, dağılan aileler ve geri gelmeyecek olan zamandır. Bu süreçte kişi, toplumdaki yerini ve kendisine olan güvenini kaybettikçe "küçüldüğünü" hisseder. Kaliteli bir yaşamın yerini, anlık hazların peşinde koşulan bir hayatta kalma mücadelesi alır.

Asıl Kazanç Döngüden Çıktığınız Andır
Bağımlılıkla mücadele eden biri için en büyük yanılgı, kaybettiğini aynı yolla geri alabileceğini sanmasıdır. Oysa gerçek zafer; masadan kalkabildiğiniz, kontrolü elinize aldığınız ve kendi değerinizi hatırladığınız o ilk andır. Hayat kalitesini belirleyen şey sahip olduğunuz imkanlar değil, o imkanları yönetme iradenizdir.
Uzmanlar Uyarıyor: "Özsaygıyı Geri Kazanmak Mümkün"
Bağımlılık bir irade zayıflığı değil, profesyonel destek gerektiren bir sağlık ve psikoloji sorunudur. Kalitesini ve özsaygısını kaybettiğini hisseden her birey için iyileşme, durumu kabul etmek ve yardım istemekle başlar. Kendini küçültmek yerine, yeniden inşa etmek her zaman mümkündür.