Türkgün | Başyazı | 2026: Güçlü iç cephe, umutlu yarınlar umuduyla

2026: Güçlü iç cephe, umutlu yarınlar umuduyla

Kaynak: Yıldıray Çiçek

Her yeni yıl, bir başlangıç ve bir umuttur... 2025 yılını acılarıyla ve sevinçleriyle geride bıraktık. Şimdi ise yeni umutların yılı olan 2026’ya adım attık...

Yeni yılda aradığı huzuru ve mutluluğu bulamayanlar, hep “Nerede eski yıllar?” diyerek özlemlerini dile getirir. Umarım 2026 yılında eski yılları aramak zorunda kalmayız. Duamız, temennimiz ve en çok ihtiyaç duyduğumuz beklentimiz de bu yöndedir.

Türk milletinin birlik ve beraberlik temelindeki şuuruna; Türkiye’yi yönetenlerin ise her anlamda daha duyarlı yaklaşımlarına ihtiyaç duyduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Türkiye’nin

içinde bulunduğu coğrafya ve bölgemiz, sürekli kan, kaos, çatışma ve binbir türlü emperyalizm tezgâhına sahne olurken; Türk milletine yapılan birlik ve beraberlik çağrısı bir hamaset değil, açık bir zorunluluktur.

Türkiye Cumhuriyeti, tarihi boyunca emperyalizm odaklı, etnik maskelerle gizlenmiş isyanlarla; askerî ve ekonomik darbelerle, farklı kılıklara büründürülmüş terör örgütleriyle muhatap olmuştur. Tüm bunlar ülkeyi yıpratmış, ağır darbeler vurmuş ve gelişimini engellemiştir. Ancak yıkamamıştır. Bu tehlikeler bugün de var mı? Var...

Güncellenmiş tehlike ise ABD destekli İsrail’in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikalarının dozajını artırmasıdır. Gazze’de vahşeti sürdürürken; İran, Suriye, Lübnan, Yemen, Tunus ve Katar gibi ülkelere yönelik saldırıları, Türkiye’yi hedef alan ittifak arayışları ve tahrik edici politikaları, önümüzdeki döneme dair tehlikelerin ayak sesleridir.

Suriye’de terör örgütü YPG’yi, Dürzileri ve Nusayrileri ayaklandıran ve yönlendiren İsrail’in asıl hedefi; Suriye üzerinden Türkiye’nin bölgesel otoritesini sarsmak ve ülkeyi meşgul etmektir.

ABD merkezli The Washington Post (WP) gazetesi de İsrail’in, Suriye’deki Dürzilere SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG üzerinden yardım ettiğini yazmıştır. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin 2026 yılında zorlu bir süreçle karşı karşıya kalacağının işaretleridir.

Düşmanlar, dün olduğu gibi bugün de elbette boş durmayacaktır. Bu nedenle Türkiye’nin 2026 yılında iç cephesinin güçlü olması büyük bir zaruriyettir. Hiç kimseye aldırmadan ve kanmadan, Türkiye’nin millî savunma teknolojilerindeki bağımsızlık oranını en üst seviyeye çıkarmalıyız. İhtiyacımız olanları temin etmeliyiz.

Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri ise milletimizin yaşam gücünü sarsan ekonomik tablodur. Sosyal adaletsizliği doğrudan besleyen bu durum karşısında, hükümetin etkili ve kalıcı çözümler üretmesi; toplumun ruh hâlini de daha sağlıklı bir noktaya taşıyacaktır. 2026 yılında bu yönde bir iyileşme sağlanabilirse, dostumuza sahip çıkma ve düşmanımıza haddini bildirme noktasında gücümüz çok daha ileri bir seviyeye ulaşacaktır.

2026 yılına, Cahit Sıtkı Tarancı’nın dizeleriyle seslenelim:

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet, ölümden olsun.

2026 yılının, birliğin, beraberliğin, kardeşliğin ve huzurun arttığı; iyiliklerin kötülüğü yendiği bir yıl olması dileğiyle...

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...