Türkgün | Başyazı | Göz dağın arkasını görür, akıl Türkiye'nin yarınını

Göz dağın arkasını görür, akıl Türkiye'nin yarınını

Kaynak: Yıldıray Çiçek

Bilge Vezir Tonyukuk’un “Göz odur ki dağın arkasını görür, akıl odur ki başa gelecekleri bile.” sözü, Türk siyasetinde MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin duruş ve tavır felsefesini en güzel şekilde ifade etmektedir.

Bölgemizde ABD ve İsrail eliyle yapılmak istenenleri çok net gördüğü için, geçtiğimiz yıl Türkiye içinde “iç cephenin güçlendirilmesi” adına bir çağrıda bulunmuş ve “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştır. Dün PKK’nın siyasi uzantılarıyla defalarca ittifak ve iş birliği yapan ahmaklar bu sürece iftiralarla saldırmış, cehalete yenik düşenler anlamamak için her yolu denemiş; sağduyu sahipleri ise bu süreci hem anlamış hem de desteklemiştir. Bugün yaşanan her gelişme, Sayın Devlet Bahçeli’yi haklı çıkarmıştır.

“Terörsüz Türkiye” projesi yalnızca Türkiye’yi korumak amacıyla değil; bölgesel denklemde komşu ülkeleri de istikrara kavuşturmak, kaostan uzak tutmak için hayata geçirilmiştir. Irak, Suriye ve İran bu sürecin doğrudan eklemleridir.

İşte bu yüzden terör örgütü PKK’yı kuran Öcalan’a, bu ülkeleri de kapsayacak şekilde şu çağrı yaptırılmıştır:

“Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

PKK tarihinde ilk defa, örgütün “kurucusu” tarafından böyle bir açıklama yapılmıştır. PKK içinde bu çağrıya uymayanlar ve PKK dışında iftiralarla sürecin gerçekleşmesini engellemeye çalışanlar, emin olun ABD ve İsrail’in bölgesel politikalarını desteklemektedir.

Suriye devleti, İsrail’in kara kuvveti gibi Suriye içinde faaliyet yürüten terör örgütü YPG’ye karşı operasyon başlatmışken; ABD ve İsrail’in tahrikleriyle İran’da da kanlı iç çatışmalar başlamıştır. Şiddet olaylarında 500’ün üzerinde İranlının hayatını kaybettiği ifade edilmektedir. PKK’nın bazı yayın organlarının “İran’da halkların serhildanı (İsyan · Ayaklanma · Başkaldırı) büyüyor” manşeti ve “Rejim boyun eğecek” ifadesi, ABD ve İsrail’in tahriklerini destekleyen bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ve MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin sık sık vurguladığı “iç cephenin güçlü olması” ifadesinin, çeşitli ülkelerde yaşanan gelişmelerden sonra ne kadar hazine değerinde olduğu bugün daha net anlaşılmıştır.

“Terörsüz Türkiye” üzerinde ne kadar kara propaganda yapılırsa yapılsın, bu süreç bir taviz süreci değil; aksine yarım asırdır ayağımızda pranga olan terör örgütlerinden kökten kurtulma kararlılığıdır.

“Terörsüz Türkiye” sürecine en çok saldıran ve geçmişte Suriye üzerindeki terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkma sicili bulunan İYİ Parti ve Zafer Partisi, YPG’ye yönelik son operasyonlar üzerinden rol kapmaya çalışarak yine bu süreç üzerinden MHP’ye saldırmaktadır. Oysa bu süreçte atılan her adım birbiriyle bağlantılıdır.

Bu siyaset ahmakları, süreç başlarken MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin “Silahlar ya gömülecek ya da silah tutanlar gömülecektir. Yurt içinde ve yurt dışında elinde silahla gezen hiçbir caniye ve terör örgütüne müsamaha yoktur.” sözlerini gerçekten hatırlamıyor mu?

Hatırlamaz olurlar mı?
Aksi davransalar siyasette nasıl tutunacaklar ki?

Zaman, “Terörsüz Türkiye” sürecine dört elle sarılma ve iç cepheyi güçlendirme vaktidir. Karşı çıkanlar zaten kimin safında durduklarını açıkça belli etmektedir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi iyi dinleyin, iyi takip edin…
O, Türk milletini asla yanıltmaz.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...