Türkgün | Başyazı | 'Of bu ne sinir, bu ne öfke'

'Of bu ne sinir, bu ne öfke'

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Son yıllarda toplumdaki bireylerin sinir sistemindeki bozulma kendini çok belirgin bir şekilde gösteriyor. Özellikle sosyal medyanın iletişimi hızlandırdığı, herkesin elindeki telefonla sürekli haberlere eriştiği, haber ürettiği ve bunları anında paylaştığı günümüzde, toplumun psikolojik halinin pek iyi olmadığı açıkça görülüyor.

Beş on saniye tahammül edilemeyen, en ufak hoşgörü gösterilmeyen meselelerden kavgalar, hatta cinayetler çıkıyor. “Yan baktın”, “tipini beğenmedim”, “başka birine benzettim”, “gürültü yaptın” gibi sudan gerekçelerle işlenen cinayetler hem bu toplumun ayıbıdır hem de psikolojik çöküntünün vardığı korkunç safhayı göstermesi bakımından son derece vahimdir.

Basit gerekçelerle başlayan ve acı sonuçlar doğuran bu ucuz kavgalara hayatın her alanından örnek verebiliriz. Artık bu tür olaylar yalnızca sokakta değil; trafikte, iş yerlerinde, okullarda, aile içinde ve özellikle sosyal medyada da sıkça yaşanıyor. İnsanların öfke kontrolünü kaybettiği, tahammül sınırlarının daraldığı ve en küçük anlaşmazlıkların hızla büyüyerek ciddi sonuçlar doğurduğu bir dönemden geçiyoruz. Fethiye'de kapı gıcırtısı yüzünden yan komşu tarafından aileler yanında işlenen cinayet buna son acı örnek olmuştur. “Baba baba” diye feryat eden çocuklar herkesin yüreğini dağladı.

Sertap Erener’in “Sakin Ol” şarkısı adeta toplumun psikolojik marşı olacak durumdadır:

“Of bu ne sinir, bu ne öfke

Aman bir telaş, bir acele

Herkes birbirini boğacak

Bu gidişle sonumuz ne olacak 

Hişt hişt sakin ol, sinirlerine hâkim ol

Hişt hişt sakin ol, sinirlerine hâkim ol”

Elbette bu manzara kendiliğinden ortaya çıkmıyor. Eğitimdeki sorunlar, ekonomik güvensizlik ve gelecek kaygısı, toplumsal değerlerde yaşanan erozyon, medyanın olumsuz içerik bombardımanı, caydırıcı olmayan hukuki cezalar ve sağlıksız beslenme düzeni gibi birçok etken bu süreci besleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Bu manzaranın pandemi dönemi sonrası daha çok arttığı herkesin kabulüdür.

Son zamanlarda toplum psikolojisini en net gösteren alan ise trafikte yaşananlar olmaktadır. Sosyal medyada art arda önümüze düşen yol kavgası videoları gerçekten kaygı vericidir. Korna çaldı, selektör yaptı, sinyal vermedi, uyardı, ters yönden girdi, solladı, hızlı geçti… Bu tür son derece basit sebeplerle başlayan kavgalar, okumuşundan cahiline, en sakin bilinen insanı bile eşit derecede bir “canavara” dönüştürebiliyor. 

Trafikte herkes, herkesi boğazlamak için adeta fırsat kolluyor. Bu sahneler, toplumun psikolojik halinin trafikteki en çıplak yansıması, adeta bir izdüşümü hâline gelmiş durumda.

“Oynatmaya az kaldı, doktorum nerede?” şarkısındaki tabloyu andıran bir manzarayla karşı karşıyayız. Ağır maddi trafik cezaları bir nebze caydırıcılık sağlasa da bazı kişiler hâlâ sinirlerine hâkim olamıyor. Arabadan inmeden, ellerinde telefonlarla karşılıklı video çekerken sarf ettikleri hakaret ve küfürlerin haddi hesabı yok. Bir taraf arabanın içinden video çekiyor, diğer taraf ise vahşice saldırganlık gösteriyor.

Trafikteki psikoloji vahim ama bu durum ülke atmosferi kaplamış durumdadır. Bu toplumun ruh sağlığını kurtaracak ve koruyacak önlemler şarttır. Alınacak önlemlerde geç kalmak, toplumun geleceğine vurulacak en büyük darbe olacaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...