Türkgün | Başyazı | Olaylar karşısında sosyal medya yargısı

Olaylar karşısında sosyal medya yargısı

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Daha önce de birçok örneğine şahit olduğumuz ve tekrarlanan bazı olaylar oluyor. Nasıl mı?

Kamuoyunda infial uyandıran bir olay yaşanıyor. Suça karışanlar gözaltına alınıyor. İşlenen suçun ağırlığına rağmen serbest bırakılıyorlar. Ardından sosyal medyada oluşan yoğun tepki ve kamuoyu baskısı üzerine yeniden gözaltına alınıp tutuklanıyorlar.

Son bir haftada buna benzer yine birçok olaya daha şahit olduk.

Mesela Ankara’da yaşanan bir olayda 14 ve 15 yaşlarındaki iki kız çocuğu, araçla takip edilerek sözlü tacize maruz kalıyor; bunlardan biri zorla araca bindirilmeye çalışılıyor. Olaya müdahale eden 72 yaşındaki emekli Nurettin Erçayan ise dakikalarca tekme ve yumruklarla darbediliyor. Kamera kayıtları olmasına rağmen, seri halde bu suçu işleyenler, ilk aşamada serbest bırakılıyor. Ancak sosyal medyada oluşan yoğun tepki ve kamuoyu baskısının ardından yeniden gözaltına alınıp tutuklanıyorlar.

Normalde toplum içinde nefes alması bile zararlı olan böyle tiplerin işlediği suçlara yargı bu kadar gevşek davranırsa, oluşan "cezasızlık algısı" benzer suçları işlemeye birçok kişiyi motive eder. Böylelerinin işlediği suçları sıradan görüp serbest bırakmak, ardından sosyal medyada oluşan gündem üzerine yeniden gözaltına alıp tutuklamak ise toplumun adalete olan güven duygusunu zedeler.

Daha önce de bu konuda defalarca, örnekleriyle yazılar yazdım. Öyle suçlar işleniyor ki, suça karışanların emniyette ve adliyede yargılanana kadar gün ışığı görmemesi gerekirken serbest bırakıldıklarına şahit oluyoruz. Bu tür serbest bırakmalar karşısında bu kez sosyal medya adeta bir yargı mekanizması gibi gündem oluşturuyor. Aynı kişiler sonrasında tutuklanınca da bu kez asıl görevini yapması gereken yargı devre dışı kalmış görüntüsü veriyor.

Bir devlet içinde asıl sıkıntı budur. Görev ahlakı ve liyakat bu bakımdan hayati önem taşımaktadır.

Geçen günlerde sosyal medyanın baskısıyla Adana’da başka bir olay daha yaşandı. Çocuğuna iki adet lahmacun almak isteyen bir kadına, "Beşten az satmam." diyerek suratsız ve merhametsiz davranan lahmacuncu, "İki tane alıyorsun, poşete koy, kâğıda sar diyorsun." sözleriyle sergilediği sinirli ve asabi tavırlar nedeniyle sosyal medyada gündem olunca, Seyhan Belediyesi o lahmacuncunun tezgâhını kapattı.

Asıl mesele ise şudur: Altmış yıldır ruhsatsız, denetimsiz ve vergisiz ticaret yapan bir kişi, ancak sosyal medyanın gücüyle gündem oluşunca bu muameleyle karşılaştı.

Toplumu yöneten kurumlar görevlerini gerektiği gibi yerine getirse, bugün tartışılan bu manzaralar ortaya çıkmayacaktır. Sosyal medyanın olumlu yönleri olduğu gibi, kişiye göre farklılaşan yönlendirmeleri de bulunmaktadır. Bu nedenle her zaman sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir.

Yargı başta olmak üzere belediyeler ve diğer tüm kamu kurumları, görev ahlakı ve liyakat anlayışı içinde sorumluluklarını yerine getirerek toplumda güvensizlik oluşturan bu tür olayların yaşanmasını önlemelidir.

Özellikle ağır suç içeren olaylarda, "gözaltına al - serbest bırak, yeniden gözaltına al - tutukla" şeklindeki görüntüler artık son bulmalıdır. Suç oranlarının arttığı, suç örgütlerinin çoğaldığı bir dönemde hiçbir suça taviz verilmemelidir. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in duruşu, mücadelesi ve kararlı tutumu, umarım bu yöndeki eksikliklerin de giderilmesine vesile olacaktır.

 

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...