Batı Şeria’nın El Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camii’nde 25 Şubat 1994’te fanatik bir Yahudi yerleşimci tarafından gerçekleştirilen katliamın tanıklarından dönemin imamı Şeyh Adil İdris, yaşananları anlattı.
Ramazan ayının 15’inci gününe denk gelen cuma sabahı, fanatik Yahudi yerleşimci Baruch Goldstein, camide sabah namazını kılan Filistinlilerin üzerine ateş açtı. Saldırıda 29 Filistinli hayatını kaybetti, 150’den fazla kişi yaralandı. Olay tarihe “El Halil Camii (Harem-i İbrahim) Katliamı” olarak geçti.

“namaz kılanlar birer birer yere düştü”
İdris, katliam sabahını şu sözlerle anlattı:
"O gece, Harem-i İbrahim Camii'ne yaklaşık 600 metre uzaklıkta olan El-Meşarif el-Fuka bölgesindeki evimden, kardeşlerim Selim, Velid ve eniştemle birlikte sabah namazına gitmek üzere çıktım."
O gece alışılmadık kısıtlamalarla karşılaştıklarını belirten İdris, kadınların caminin bazı bölümlerine alınmadığını ve Filistinlilerin saldırıdan bir gün önce tehditler aldığını söyledi.
Secde sırasında saldırganın içeri girerek ateş açtığını belirten İdris şöyle konuştu:
"Saldırıda 29 Filistinli hayatını kaybetti; bunlar arasında kardeşim Selim de vardı. Yaklaşık 200 kişi yaralandı ve yaralılar arasında kardeşim Velid de bulunuyordu, kolundan vurulmuştu."
"Kurşunlar rüku ve secdede olanlara isabet etti; ibadet edenler cami içinde birer birer yere düştü ve her yer kana bulandı."

katliam sonrası cami ikiye bölündü
İdris, saldırının ardından İsrail tarafından caminin 9 ay kapatıldığını ve alınan kararlarla yapının fiilen bölündüğünü söyledi.
"(Komisyonda) Alınan kararlar arasında caminin yüzde 54'üne el konulması, elektronik kapıların takılması ve ayda 50 ila 55 defa ezan okunmasının engellenmesi de vardı. Kararlar tümüyle haksız ve adaletsizdi."
Caminin bazı bölümlerinin sinagoga dönüştürüldüğünü belirten İdris, Yahudi bayramlarında mekânın tamamen Müslümanlara kapatıldığını da aktardı.
“katliam farklı biçimlerde sürüyor”
İdris, baskıların yıllar içinde farklı yöntemlerle devam ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
"Caminin mevcut durumunu değiştirmeye yönelik girişimler ve baskılar yoluyla katliam bugün de farklı biçimlerde devam ediyor. 1994'ten bu yana alınan İsrail tedbirleri caminin durumunu daha da kötüye sürükledi."
Caminin o sabahın izlerini hâlâ taşıdığını dile getiren İdris, kutsal mekânın korunması için dua ettiklerini ifade etti.
bölgede ihlaller sürüyor
Harem çevresine ibadet için gelen Filistinlilerin camiye ulaşmadan önce çok sayıda askeri kontrol noktasından geçmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Kutsal mekânda ezan okunmasının da sık sık engellendiği aktarılıyor.
El Halil, 1997’de imzalanan El Halil Protokolü kapsamında H1 ve H2 olarak ikiye ayrılırken, Eski Şehir ve Harem-i İbrahim Camii’ni kapsayan H2 bölgesi İsrail’in güvenlik kontrolü altında bulunuyor.
Yerel kaynaklara göre cami ve Eski Şehir çevresinde yasa dışı 8 yerleşim noktası bulunurken, bölgede yüzlerce İsrailli yerleşimci ile binlerce Filistinli birlikte yaşıyor.
2026 yılı başından itibaren camide yeni uygulamaların devreye alındığı, ezanın yeniden yasaklanması ve yerleşimci baskınlarının artırılması gibi adımların atıldığı ifade ediliyor.