Tahran Valisi Muhammed Sadık Mütemadiyen, CNN Türk Özel Haberler Şefi Fulya Öztürk’ün sorularını yanıtladı. Başkent Tahran’da eğitim merkezlerinden tarihi binalara kadar pek çok noktanın zarar gördüğünü belirten Mütemadiyen, Batı’nın bu yıkım karşısındaki tutumunu eleştirdi. Vali Mütemadiyen, röportajın devamında şu ifadeleri kullandı:
Şu an yıkım ve tahribat için ne söylersiniz Tahran'da?
"Şunu söylemek isterim ki maalesef insan hakları savunuculuğu yapanlar, 200 yıldır insan haklarını ihlal ediyorlar. Tüm uluslararası protokolleri ve sözleşmeleri ihlal ettiler. Geçtiğimiz 11 gün içinde ülkede ve başkent Tahran'da eğitim merkezleri, bilim merkezleri, dini merkezler ve tarihi binalarımız, siyonist rejim ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından gerçekleştirilen güvenlik saldırılarıyla zarar gördü. Bu durum, Batı'nın belirlediği sözleşmelere aykırıdır. Bugün bu sözleşmelere dayanarak bunları savaş suçu olarak kabul etmek zorundayız. Fakat maalesef uluslararası toplumun, Batı'nın ve özellikle Avrupalıların bu konudaki mutlak sessizliğine tanık oluyoruz. Medya gücüyle Türk kardeşlerimizin bu konuda harekete geçmesini umuyoruz. Dünyaya siyonist rejim ve ABD tarafından işlenen suçları raporlamanız için varlığınızdan memnunuz."
Başta Tahran olmak üzere İran'ın şehirlerinde eylemler var. İnsanların sokakta olmasının asıl amacı nedir? İç karışıklık tehlikesi var mı? Buna dair nasıl önlemler alıyorsunuz?
"İslami Cumhuriyet kuralı; bir rejimin tesisi halkın meselesidir, dindar halkın meselesidir. Halk farklı alanlara katılır. Halk üzerinde doğrudan etkisi olan alanlardan biri de güvenliktir. Bizim güvenliğimiz halkın güvenliğidir. 1979 İslam Devrimi'nin ilk günlerinden beri halk, kışkırtmalar karşısında ülkenin güvenliğini sağlama konusunda rol oynamıştır. Bugün İsrail'in suçlu rejimi ve ABD'den gelen dış tehditlerin var olduğu koşullarda halkımız, milliyetine ve dinine bakmaksızın bir aradadır; Şiiler, Sünniler, Kürtler, Lurlar, Türkler, Beluçlar, Araplar... Bugün hepsi İran'ın ortak bütünlüğünü korumak için tam bir birlik içindedir. Meydanlarda, camilerde, sokaklarda hazır olduklarını ve İran'ın toprak bütünlüğüne yönelik saldırılara karşı protestolarını bildiriyorlar. Şuna işaret etmek gerekir ki bizim halkımız İmam Hüseyin'in halkıdır. Şehadetten korkuları yoktur. Siyonist rejimin tüm tehditlerine ve işlediği suçlara rağmen şehadetleri ile gurur duyarlar. Bugün, medrese ve okullardaki yüzlerce masum ve mazlum öğrenci Amerikan füzeleri tarafından saldırıya uğradı. Birçok kız ve erkek çocuk öldürüldü. Bu, kesinlikle tarihe geçecek bir savaş suçudur. Düşmanın tüm tehditlerine rağmen halkımız ülkesi için ayağa kalkacak ve bedelini ödeyecektir."
İran'an 2 kez Türkiye'ye doğru ateşlenen füze Türkiye ve NATO unsurları tarafından imha edildi. İran'dan Türkiye'ye doğru neden füze ateşleniyor?
"Bu benim uzmanlık alanım değil, yetkililere sormam gerekir. Ancak net olan şu ki; biz Türkiye'yle dostuz, yakın ilişkimiz, dini ve tarihi bağlarımız var. Ekonomik olarak en üst düzeyde ticarete sahibiz. Biz İran üzerinden Avrupa'nın ve Asya'nın kapısız demir yolları, yollar ve ticaret açısından bir genişleme halindeyiz. Zor zamanlarda, bölgedeki terörist faaliyetlere karşı ortak operasyonlarda aziz dostumuz Türkiye'yle birlikte olduğumuzu asla unutmayacağız. Türkiye, yüzyıllardır barış içinde yaşadığımız komşu ülkelerden biridir. Siyonist rejimin hedeflerinden biri, bölgedeki büyük Müslüman ülkeleri bölmektir. Bugün sıra İslam Cumhuriyeti'nde, yarın Türkiye'de olacaktır. Bu nedenle bu alandaki sessizlik ve hareketsizlik, kesinlikle bölgedeki güvenlik ve barış üzerinde etkili olacaktır. Umarım iki dost ülke, İran ve Türkiye arasındaki çok iyi ilişkiler sayesinde Siyonist rejimin ABD ile birlikte yürüttüğü tehlikeli planlara karşı birlik ve koordinasyon sağlanır. Müslüman ülkelerin birliği şu anda çok önemlidir."