Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verilerine göre İran, nükleer tesislerine yönelik hava saldırıları öncesinde yaklaşık 440 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna sahipti.
Bu miktarın yüzde 90 seviyesine çıkarılması halinde, yaklaşık 10 nükleer silah üretimine yetecek kapasiteye ulaşabileceği değerlendiriliyor.
Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen saldırılara rağmen, uydu görüntülerinin bu stokların İsfahan yakınlarında yer alan derin yer altı tünellerine taşınarak muhafaza altına alındığını ortaya koyduğu belirtiliyor.
Analistler, Trump'ın bu tehlikeli operasyonu savaşı sonlandırmak ve kesin bir zafer ilan etmek için bir çıkış yolu olarak gördüğünü belirtiyor.
Ancak güvenlik uzmanları, bu görevin özel kuvvetlerin gizli bir sızma operasyonuyla tamamlanamayacak kadar karmaşık olduğuna dikkat çekiyor.
Tarihin en büyük kumarı
Uranyumun yerini tespit etmek, bölgeyi güvence altına almak ve ağır iş makineleriyle tünelleri kazmak için binlerce askerin günlerce, hatta haftalarca sahada kalması gerekiyor.
"Uranyum heksaflorür" gazı son derece toksik ve uçucudur. Çatışma sırasında konteynerlerin zarar görmesi hem Amerikan askerleri hem de bölge halkı için radyolojik bir felakete yol açabilir.
Uzmanlar, böyle bir kara operasyonunun her iki tarafta da çok ağır can kayıplarına neden olacağını öngörüyor.
Uzmanlar, operasyon başarılı olsa bile İran'ın elindeki teknik bilgi birikimi ve diğer düşük seviyeli stoklar nedeniyle nükleer riskin tamamen ortadan kalkmayacağını savunuyor.
Orta Doğu'daki mevcut savaşı geri dönülemez bir eşiğe taşıyabileceği belirtilen bu plan, hem askeri hem de çevresel açıdan tarihin en büyük kumarı olarak değerlendiriliyor.