Yemen resmi haber ajansı SABA'ya verdiği röportajda Zube, "Yemen devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, ülkenin ve deniz yollarının güvenliği ve bölgenin istikrarı için temel teşkil eder. Hükümet son gelişmelerin yansımalarıyla sorumluluk ve kararlılık içinde mücadele ediyor." dedi.
Zube, "devletin yaşananların zorluğunu, vatandaşların çektiği sıkıntıları küçümsemediğini, sorumluluğunun eksiklikleri gidermek, kurumların kenetlenmesini güçlendirmek, sivilleri korumak ve zarar görenlere destek olmak olduğunu" ifade etti.
Yemenli Bakan, "devletin siyasi liderliğinin, müdahaleyi yalnızca askeri cepheyle sınırlamayan, aksine vatandaşları korumaya, aksaklıkları düzeltmeye, kapasiteyi yeniden kazanmaya ve diplomatik çalışmaları devreye sokmaya dayanan entegre bir caydırıcılık yaklaşımı izlediğini, bunun yanı sıra kurumların ve hizmetlerin devamlılığını sağlayıp insani yardımları genişlettiğini" söyledi.
Kızıldeniz ve Babulmendeb'teki seyrüsefer güvenliğine de değinen Zube, "tehlikenin yalnızca deniz trafiğinin aksatılmasının ötesine geçerek silahlı bir grubun kendi şartlarını dayatma çabasına dönüştüğü, askeri olarak bir bölgeyi kontrol etmenin deniz seyrüseferini yönetme hakkı kazandırmayacağı" konusunda uyarıda bulundu.
"Yemen'in kendi toprakları ve adaları üzerindeki egemenliğinin zor kullanılarak değiştirilemeyeceğini, bir geminin tehdit altında geçmesinin deniz seyrüsefer özgürlüğünün güvenli olduğu anlamına gelmediğini" vurgulayan Zube, sürdürülebilir istikrarın devletin kendi kıyılarında, limanlarında ve adalarında yetkilerini kullanabilmesini gerektirdiğini belirtti.
Mısır, Suudi Arabistan ve Rusya
Zube, Suudi Arabistan’ın "Yemen halkı ve meşru yönetiminin yanında durmasını, sunduğu destek ve fedakarlıkları" takdir ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Suudi Arabistan’la ortaklığımız sağlam temellere dayanıyor. Suudi Arabistan’ın Yemen devletine verdiği destek, ülkenin güvenliği ve bölgenin istikrarı açısından önemli bir dayanak oluşturuyor. Suudi Arabistan’ın güvenliği de güvenli ve istikrarlı bir Yemen’in varlığıyla güçleniyor."
Mısır’la ilişkilere de değinen Zube, Mısır’ı "temel bir Arap ortağı" olarak nitelendirerek, ülkesinin ve Kızıldeniz’in güvenliği ile ikili ilişkiler konusunda Kahire ile koordinasyonun sürdüğünü ifade etti.
Uluslararası düzeyde ise Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde deniz ulaşım özgürlüğünü desteklemesini, ticari gemilerin hedef alınmasına karşı çıkmasını ve Husilere komşu ülkelerin egemenliğine saygı gösterme çağrısında bulunmasını takdir eden Zube, “Yemen, Moskova ile tarihi ilişkilerini geliştirmeye ve siyasi, ekonomik ve kalkınma alanlarında açık diyaloğunu sürdürmeye önem veriyor." dedi.
İran
Bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zube, Yemen hükümetinin "milislerin kapasitesini güçlendiren ve Yemen’in coğrafi konumunu komşu ülkelere ve deniz ulaşım yollarına yönelik tehditlerde kullanmalarına imkan sağlayan İran desteğini reddettiğini ve kınadığını" belirtti.
Zube, "Yemen, başka bir sahadaki kaybın telafisi için kullanılacak bir ülke, hesaplaşma alanı veya herhangi bir bölgesel gücün müzakere şartlarını iyileştirmek için kullanacağı bir koz değildir." ifadelerini kullandı.
Yemen ordusu, dün yaptığı açıklamada, Taiz ve Lahic vilayetlerinde son iki günde Husilerle çıkan çatışmalarda 13 askerinin öldüğünü duyurmuştu.
Hükümet yetkilileri ise Babulmendeb Boğazı yakınlarındaki Kehbub cephesinde Husilerin üst düzey bir lideri ile 6 korumasının öldürüldüğünü bildirmişti.
Taiz, Marib, El-Cevf, El-Beyda ve Lahic cepheleri, Nisan 2022'deki ateşkesin ardından yaşanan görece sakinliğin ardından Temmuz 2026 başında başlayan ve en geniş kapsamlı çatışmalara sahne oluyor.
Eylül ayı boyunca çatışmaların şiddeti artarken Husilerin, stratejik El-Muha kenti ve Babulmendeb Boğazı'ndaki Meyyun Adası da dahil olmak üzere Hudeyde ve Taiz vilayetlerindeki bazı kritik noktaların kontrolünü ele geçirdiği belirtiliyor.
Yemen, Husilerin Eylül 2014'te başkent Sana ve bazı vilayetleri kontrol etmesinin ardından başlayan iç savaşa sahne oluyor.
Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu ise Mart 2015'ten bu yana uluslararası toplumca tanınan Yemen hükümetine destek veriyor.