Altın fiyatları, jeopolitik riskler, merkez bankalarının rezerv tercihleri ve küresel ekonomideki belirsizliklerin etkisiyle yatırımcıların odağındaki yerini koruyor. Son dönemde güvenli liman olarak öne çıkan altın için dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından peş peşe dikkat çekici tahminler geldi.
Merkez bankalarının altın alımları öne çıkıyor
Deutsche Bank tarafından yayımlanan değerlendirmede, merkez bankalarının altın rezervlerini artırmaya devam etmesinin fiyatlar üzerinde belirleyici rol oynayabileceği vurgulandı. Rapora göre altının rezervler içindeki payının yükselmesi halinde ons altın fiyatı önümüzdeki yıllarda yeni rekor seviyelere ulaşabilir.

Türkiye detayı dikkat çekti
Bankanın analizinde Türkiye, Çin, Hindistan ve Rusya gibi ülkelerin son yıllarda altın rezervlerini artıran ülkeler arasında yer aldığına işaret edildi. Raporda, birçok ülkenin rezerv çeşitliliğini artırmak ve küresel finansal risklere karşı daha güçlü pozisyon almak amacıyla altın varlıklarına yöneldiği belirtildi.

Dünya Altın Konseyi verileri beklentileri güçlendirdi
Dünya Altın Konseyi'nin merkez bankalarıyla gerçekleştirdiği araştırmaya da yer verilen değerlendirmede, katılımcıların önemli bölümünün önümüzdeki yıllarda altın rezervlerini artırmayı planladığı aktarıldı. Aynı araştırmada dolar rezervlerinin payını azaltmayı düşünen merkez bankalarının oranının da yüksek seviyelerde olduğu ifade edildi.
Son 5 yıldaki yükseliş yatırımcıların radarında
Ons altın fiyatı son yıllarda dikkat çekici bir yükseliş performansı sergiledi. Yaklaşık beş yıl önce 1.500 dolar seviyelerinde işlem gören altın, 2026 itibarıyla 4.500 doların üzerine çıkarak yatırımcıların en çok takip ettiği emtialardan biri haline geldi.

2031 hedefi piyasaların gündemine oturdu
Deutsche Bank, ons altının 2031 yılına kadar 8 bin dolar seviyesine ulaşabileceğini öngörürken, JPMorgan CEO'su Jamie Dimon daha da iddialı bir değerlendirme yaptı. Dimon, mevcut küresel koşulların sürmesi halinde ons altının önce 5 bin dolar, ardından 10 bin dolar seviyelerinin dahi konuşulabileceğini belirtti. Küresel ticaret gerilimleri, jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerin devam etmesi halinde altına yönelik talebin güçlü kalabileceği ifade ediliyor.