Türkgün | Gündem | Bakan Işıkhan Cenevre'de damgasını vurdu! İsrail temsilcisi konuşamadı

Bakan Işıkhan Cenevre'de damgasını vurdu! İsrail temsilcisi konuşamadı

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 114. Uluslararası Çalışma Konferansı sırasında yetkililer İsrailli konuşmacıyı masalara vurup bayrak açarak protesto etti

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 114. Uluslararası Çalışma Konferansı sırasında yetkililer İsrailli konuşmacıyı masalara vurup bayrak açarak protesto etti

KAYNAK: AA

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 114. Uluslararası Çalışma Konferansı, İsviçre'nin Cenevre kentinde devam ediyor. Dün Genel Kurul sırasında yapılan bir oylamayla ilgili konuşma yapmak isteyen İsrailli diplomat Waleed Gadban, gelen tepkiler üzerine konuşmasını tamamlayamadı.

Salonda bulunan çok sayıda ülkenin bakanları ile sendika, işçi ve işveren temsilcileri, masalara vurarak İsrailli konuşmacıyı protesto etti.

Işıkhan PROTESTOYA KATILDI 

Konuşma esnasında salonda bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türk heyeti ve Türkiye'den gelen sendika temsilcileri de İsrailli konuşmacıya yönelik yapılan protestolara katıldı. Bazı yetkililer ise protesto sırasında Filistin bayrağı açtı. Devreye güvenlik görevlileri girerek, yetkililerden bayrakları indirmeleri istendi.

KONUŞMACI SÖZÜNÜ BİLE BİTİREMEDİ 

114. Uluslararası Çalışma Konferansı Başkanı Juan Castillo'nun tüm uyarıları ve çabalarına rağmen protestolar devam etti.  İsrailli yetkili, konuşmasını tamamlayamadı. Bir sonraki konuşmacıya söz hakkı verildi. Salonda bulunan bazı yetkililerin ise üzerinde "Özgür Filistin" yazılı atkılar taktığı görüldü.

BAKAN IŞIKHAN KONUŞMA GERÇEKLEŞTİRDİ 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan konuşmasında şu ifadeleri kullandı: 

Saygıdeğer Bakanlar ve Delegeler, 114. Uluslararası Çalışma Konferansı vesilesiyle, sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sayın Genel Direktör’e, “Bir Karar Anı: İnsana Yakışır İş için Yapay Zekâdan Yararlanmak” adlı raporu için teşekkür ediyorum. 


Türkiye olarak yapay zekâyı; emeğin yerine geçen değil, emeğin niteliğini güçlendiren; insanı dışlayan değil, insana yakışır işi destekleyen bir dönüşüm alanı olarak değerlendiriyoruz. Bu nedenle, çalışma hayatının dönüşümünü; bir kayıp ya da olumsuz boyuttan ziyade; hak, fırsat, beceri ve adil paylaşım perspektifiyle ele almamız gerektiğine inanıyoruz. 
Türkiye olarak; dijital dönüşümü; çalışma hayatımızın tüm alanlarına entegre etmeye, kapsayıcı nitelikte olan işgücü piyasalarımızı güçlendirmeye ve sosyal adaleti destekleyen politikaları hayata geçirmeye devam ediyoruz. Geliştirdiğimiz dijital sistemler ve veri tabanlı uygulamalarla; istihdam hizmetlerini daha etkin hale getiriyor, kayıtlı çalışmayı, beceri uyumunu ve işgücü piyasasında fırsat eşitliğini destekliyoruz. 


Bugün, karşı karşıya olduğumuz afetler, çatışmalar, ekonomik belirsizlikler, iklim krizi ve düzensiz göç hareketleri; çalışma hayatını küresel ölçekte yeniden şekillendirmektedir. Bu süreçte, adil geçişi; insanları, emeği ve geçim kaynaklarını koruyan bir sosyal adalet meselesi olarak değerlendiriyoruz. Bu bakımdan, “Küresel Sosyal Adalet Koalisyonunun Ortağı ve Koordinasyon Grubunun” bir üyesi olarak, küresel düzeyde sosyal adaletin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara katkı vermekten dolayı memnuniyet duyuyoruz. 


Türkiye’ye özgü kapsamlı bir genç istihdam modeli olan, Gençliğin Üretim Çağı “GÜÇ” Programı ile gençlerimizi; staj, işbaşı öğrenme, mesleki yönlendirme, ücret ve prim destekleriyle erken yaşta istihdama yönlendiriyoruz. İşçi, işveren ve kamu sendikalarımızla sosyal diyalog mekanizmaları kapsamında işbirliğimizi sürdürüyoruz. 
Türkiye’nin kalkınma modeli, yani “Türkiye Yüzyılı” hedefimiz; Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, milletimizin gücüne dayanmakta; üretim, istihdam ve sosyal uyumu esas almaktadır. Türkiye bugün, jeopolitik krizlere rağmen hem istihdamda hem de işgücüne katılımda tarihin rekorlarını kırmaktadır. 


Değerli Katılımcılar, Sayın Genel Direktör’ü, “İşgal Altındaki Arap Topraklarında Çalışan İşçilerin Durumu” başlıklı ek raporundan dolayı tebrik ediyorum. Gazze’de yaşanan soykırım, Filistinli çalışanların hakları ile yaşam ve geçim koşullarında derin bir tahribata yol açmıştır. Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren ateşkese rağmen, Gazze’de sivilleri hedef alan saldırılar devam etmiş; ateşkes sonrasında da yüzlerce Filistinli hayatını kaybetmiştir. 


İsrail’in katil rejimi, Gazze’de olduğu gibi, Gazze’ye yardım götüren Sumud Filosu’na da saldırarak insanlıktan ne kadar uzak olduğunu bir kez daha göstermiştir. Aralarında Türkiye’den sendika yöneticilerinin de bulunduğu bu sivil cesaret hareketine yapılan müdahale küresel vicdana yönelmiş bir saldırıdır.  Türkiye olarak; uluslararası hukuku ve temel insani değerleri hiçe sayan İsrail’in yönetimindeki katillerin, Gazze’de imzalanan ateşkese uymasını ve saldırıları derhal durdurmasını talep ediyoruz. Filistin halkının barış, güvenlik ve insan onuru içerisinde yaşayabilmesini sağlayacak iki devletli çözüm vizyonunu güçlü biçimde desteklemeye devam ediyoruz. 


Saygıdeğer Konuklar, Sözlerime son verirken; Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler kürsüsünden defaatle vurguladığı gibi, uluslararası kuruluşlar; ancak, mazlumların sesine kulak verdikleri, insan onurunu ve emeğin hakkını korudukları ve adaleti savundukları sürece güçlü olabilirler. 
Geçtiğimiz yıl alınan Filistin’in ILO’da gözlemci üye olmasına ilişkin kararın bu yıl yeniden oylamaya taşınması, ILO da dahil olmak üzere uluslararası sistemin bu tür girişimler karşısındaki kırılganlığını açıkça ortaya koymuştur. Bu bakımdan ILO’nun, üçlü yapısı ve sosyal diyalog tecrübesiyle, Filistinli çalışanların maruz kaldığı adaletsizlik karşısında, uluslararası dayanışmaya daha güçlü bir katkı sunabileceğine inanıyoruz. 
Konferans’ın; tüm taraflar için başarılı ve verimli geçmesini diliyor; “daha adil bir dünya” temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...