Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Memur-Sen ile Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi iş birliğinde Kızılcahamam’da düzenlenen “4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu-Yargı Kararları ve Hukuki Tartışmalar” sempozyumunda önemli açıklamalarda bulundu. Tunç, son 23 yılda yapılan düzenlemelerle sendikal hakların kullanım alanının genişletildiğini, toplu sözleşme mekanizmasının güçlendirildiğini ve sendikal faaliyetlerin anayasal güvenceye kavuşturulduğunu söyledi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Yaptığımız düzenlemelerle sendikal hakların kullanım alanını genişlettik, toplu sözleşme mekanizmasını güçlendirdik.” ifadelerini kullandı.
Tunç, Memur-Sen’in, kamu görevlilerinin önemli kazanımlar elde etmesine ve emek mücadelesinin başarıyla sürdürülmesine büyük katkı sağladığını belirterek, konfederasyonun 1 milyonu aşkın üyesiyle çalışma hayatına değer kattığını söyledi. Ayrıca, Memur-Sen’in vesayetçi anlayışın karşısında, milli iradenin yanında durduğunu ifade etti.

Bakan Tunç, Türkiye’de sendikacılığın tarihsel serüveninin demokrasinin inişli çıkışlı yolculuğunun bir aynası olduğuna dikkat çekerek, darbelerle kesintiye uğrayan, yasaklarla daraltılan ve bürokratik vesayetle sınırlandırılan sendikal hayatın her dönemde emeğin iradesiyle yeniden filizlendiğini vurguladı.
“Sendikal örgütlenmeyi anayasal güvenceye kavuşturduk”
Tunç, Türkiye’de sendikacılığın bugün devlet ile çalışan arasındaki ilişkiyi çatışma zemininden çıkarıp sosyal diyalog eksenine taşıyan temel demokratik mekanizma haline geldiğini belirterek şunları kaydetti:
Sendikacılık, sadece bir hak alanı değil aynı zamanda bir demokrasi sınavıdır. İşte bu noktada Türkiye'nin son 23 yılı, sendikal hakların söylemden çıkıp somut kazanımlara dönüştürüldüğü bir reform dönemi olmuştur. 2002 yılı sonrasında hayata geçirilen düzenlemeler, sendikacılığın tarihsel mücadelesini modern hukuk devleti zemininde yeniden tahkim eden bir kırılma noktası olmuştur. Kamu yönetiminde katılımcılığı, şeffaflığı ve sosyal diyaloğu merkeze alan bu anlayış, kamu görevlilerinin sendikal hakları konusunda da kendini güçlü biçimde hissettirmiştir. İşte bu anlayışla anayasal, yasal ve idari uygulamaya yönelik birçok düzenlemeyi hayata geçirdik.

Tunç, son 23 yılda gerçekleştirilen reformlarla toplu sözleşme hakkını anayasal güvenceye kavuşturduklarını, sendikal örgütlenmenin önündeki idari ve fiili engelleri önemli ölçüde giderdiklerini ve sendikaya katılımı kolaylaştırdıklarını söyledi. Bakan,
Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, sendikal örgütlenmeyi idarenin takdirine bağlı bir alan olmaktan çıkararak anayasal güvenceye kavuşturduk, yargısal korumaya aldık ve idari kolaylıklarla desteklenen etkin bir hak kullanımı haline getirdik.
ifadelerini kullandı.

Yargı Kararlarına Dikkat Çekti
Tunç, hukukun kanun koyucunun iradesini esas alan ve yargının yorumu ile vicdanıyla tamamlanan bütüncül bir yapı olduğunu belirtti. Yargı kararlarının 4688 Sayılı Kanun’un uygulanmasında yol gösterici pusula işlevi gördüğünü söyleyen Tunç,
Sendika üyeliği ve sendikal faaliyet, disiplin hukuku bakımından olumsuz bir değerlendirme ölçütü olamaz. Sendikal faaliyete dayalı olarak yapılan görev yeri değişiklikleri, soruşturmalar ve idari tasarruflar hukuka aykırıdır. Bunlar, yargı kararları ışığında belirlenen çok önemli ilkeler. Sendikal haklar, ölçülülük ilkesine aykırı şekilde sınırlandırılamaz ve idarenin takdir yetkisi, sendikal özgürlükleri zayıflatacak şekilde kullanılamaz. İşte bu ve buna benzer birçok içtihat var. Bu içtihatlar, hukukun yalnızca normatif değil koruyucu ve özgürleştirici bir işlev üstlenmesi gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır.
dedi.

“Meşruiyet tartışmalarının hiçbir geçerliliği yok”
Tunç, sorunları konuşarak çözmeyi yönetim anlayışlarının esası kabul ettiklerini belirterek, son 23 yılda sadece çalışma hayatında değil birçok alanda kronikleşmiş meseleleri çözüme kavuşturduklarını söyledi. Her türlü eleştiriye açık olduklarını ancak bunların engelleme, karşı çıkma ve karalama dışında bir değeri olmadığını vurgulayan Tunç,
İftiraların, mesnetsiz ithamların, çirkin yakıştırmaların, özellikle Sayın Cumhurbaşkanı'mıza yönelik meşruiyet tartışmalarının hiçbir geçerliliği söz konusu değil. Sayın Cumhurbaşkanı'mız, Cumhur İttifakı ve AK Parti, meşruiyetini milletten alır. Meşruiyetini alarak millete hizmet ettiği için çeyrek asırdır da millet vazgeçmemiştir ve bundan sonra da vazgeçmeyecektir.
ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, yargı mensuplarının bazı soruşturma ve kovuşturmalar üzerinden hedef alınmasına da tepki gösterdi.