Dünyanın gözü kulağı Hürmüz Boğazı’ndaki askeri ve diplomatik düğümdeyken, Türkiye’den Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında barış ve itidal çağrısı geldi. BM Güvenlik Konseyi'nde düzenlenen "Denizcilik Alanında Su Yollarının Güvenliği ve Korunması" oturumunda söz alan Büyükelçi Ahmet Yıldız, bölgedeki ablukanın küresel sonuçlarına dikkat çekti.
"Seyrüsefer Özgürlüğü Ortak Sorumluluktur"
Türkiye'nin deniz güvenliğine ve denizde hukukun üstünlüğüne verdiği önemin altını çizen Yıldız, seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasının sadece bölgesel değil, devletler arası sürekli iş birliği gerektiren uluslararası bir görev olduğunu belirtti. Yıldız, ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşın, deniz taşımacılığının dünya ekonomisi için ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlattığını ifade etti.
"Hürmüz Boğazı Jeopolitik Araç Değildir"
Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut kısıtlamaların ve ablukanın deniz güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini söyleyen Büyükelçi Yıldız, şu kritik uyarıda bulundu:
"Hürmüz Boğazı'nda istikrarın korunması için çok taraflı çabalar hayati önem taşımaktadır. Sorunun kök nedenlerine yönelik diplomatik çabalara öncelik verilmelidir. Uluslararası hukuka uygun olarak seyrüsefer özgürlüğü yeniden sağlanmalı ve Boğaz, jeopolitik bir araç olarak kullanılmamalıdır."
Türkiye’nin Diplomasi Trafiği Vurgusu
Büyükelçi Yıldız; Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan tarafından başlatılan ortak girişimlerin müzakere süreci için hayati bir zemin oluşturduğunu hatırlattı. Boğazın hukuki statüsü üzerinde yeni ve gerçekçi olmayan düzenleme girişimlerinden kaçınılması gerektiğini belirten Yıldız, Türkiye’nin ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışın tesisi için yoğun mesaisine devam edeceğini vurguladı.