İç siyasetteki gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "En önemli inisiyatifimiz terörsüz Türkiye, ikinci aşamada ise terörsüz bölgedir" diyerek yeni bir döneme girildiğinin altını çizdi.
"Bölgedeki Yangını Söndürmek İçin Çabalıyoruz"
İstanbul’da düzenlenen Doğu ve Güneydoğu Uluslararası Dernekler Konfederasyonu iftarına katılan Cevdet Yılmaz, Kadir Gecesi’nin manevi ikliminde bölgesel ve küresel gelişmeleri değerlendirdi. İran’a yönelik saldırıları kabul edilemez bulduklarını belirten Yılmaz, Türkiye’nin barışçıl rolüne dikkat çekti:
"İran'a yönelik saldırıları kabul edilemez bulduğumuzu her fırsatta ifade ederken, bölgemizde yaşanan yangının en kısa sürede söndürülmesi için de çaba sarf ediyoruz. Önce 'Bu savaş çıkmasın.' diye diplomasi yaptık, belli bir noktaya da gelmişti, sonra Umman'a kaydı görüşmeler. Şimdi de savaşın bir an önce sona ermesi için yoğun bir diplomasi yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz."
Cevdet Yılmaz, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nda düzenlenen Doğu ve Güneydoğu Uluslararası Dernekler Konfederasyonu iftarına katıldı.
Burada konuşan Cevdet Yılmaz, Kur'an-ı Kerim'in indirildiği gece olan Kadir Gecesi'nin, insanlık tarihinin yönünü değiştiren ilahi hitabın başladığı gece olduğunu belirterek, Allah'ın, "Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır" buyruğunun bu gecenin anlamını ve ağırlığını açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Ramazanın her şeyden önce bir ilim ayı olduğunu ifade eden Cevdet Yılmaz, "Çünkü 'Oku' emriyle başlayan yüce kitabımızın indiği ay, en önemli özelliği bu. Kur'an deyince de ilim akla gelir, bizim medeniyetimizin temeli de ilimdir. Peygamber efendimizin bu ilmi hayata geçirirken ortaya koyduğu davranışlardır, tutumlardır, hikmettir. İlim ve hikmet bizim medeniyetimizin merkezi kavramlarıdır." dedi.
Cevdet Yılmaz, dünyanın zor bir dönemden geçtiğini belirterek, şunları söyledi:
"Ekonomik olarak zaten sıkıntılar vardı biliyorsunuz. Pandemi sonrası yeterince toparlanamamıştı dünya. Bir taraftan da tarife savaşları, korumacılık, dünyada ekonomik belirsizliklerin, jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemdeydik. Buna maalesef bölgemizde yeni gerilimler, yeni savaşlar ilave oluyor. Son haftalarda İran'ı içine alan bu tablo, bölgemizdeki istikrarı zedelediği gibi küresel düzeyde de istikrarı tehdit eden bir konumdadır. Türkiye Cumhuriyeti, Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliğinde, bu fırtınalı dönemlerde ekonomik olarak, siyasi olarak fırtınalı dönemde son derece sağlıklı politikalarla yoluna devam ediyor."
Barıştan yana olduklarını kaydeden Cevdet Yılmaz, şöyle devam etti:
"Biz barıştan yanayız, adaletten yanayız, hukuktan yanayız ve bunu her fırsatta ortaya koyan bir hükümetiz. Bölgemizde gerilim, istikrarsızlık üreten ülkelerin karşısında Türkiye Cumhuriyeti adeta bir istikrar merkezi gibi konumlanmış durumda. Her soruna müzakereyle, diplomasiyle, barışla çözüm arayan bir konumda. Savaşın ne kadar çirkin olduğunu, çirkin bir yüzü olduğunu hep birlikte görüyoruz. Savaş çok büyük insani maliyetler üretmektedir ve bize düşen savaşlara son vermektir. Savaşların hiç kimseye faydası yok. Herkes kaybeder savaşlarda ama adaletli bir barış ise herkese fayda sağlar. Biz de bu anlayış içinde diplomasiyi sonuna kadar kullanarak güçlü şekilde bu süreçlere müdahil oluyoruz. En üst düzeyde Sayın Cumhurbaşkanımız liderler diplomasisi yoluyla, İçişleri Bakanımız, diğer arkadaşlarımız, ilgili herkes bu süreçte görev icra etti."
Cevdet Yılmaz, liderlerin her zaman önemli olduğunu ama özellikle bölgenin, dünyanın bu fırtınalı döneminde liderliğin bin kat daha önemli olduğunu anladıklarını vurguladı.
"Bölgemizde yaşanan yangının en kısa sürede söndürülmesi için de çaba sarf ediyoruz"
Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin bu noktada şanslı bir ülke konumunda olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Güçlü, dirayetli bir liderimiz var. Tecrübeli kadrolarımız var ve bu şekilde bu fırtınalı zamanları yönetiyoruz, idare ediyoruz. İran'a yönelik saldırıları kabul edilemez bulduğumuzu her fırsatta ifade ederken, bölgemizde yaşanan yangının en kısa sürede söndürülmesi için de çaba sarf ediyoruz. Önce 'Bu savaş çıkmasın.' diye diplomasi yaptık, belli bir noktaya da gelmişti, sonra Umman'a kaydı görüşmeler. Şimdi de savaşın bir an önce sona ermesi için yoğun bir diplomasi yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz inşallah. Ama bir taraftan da şunu görüyoruz. Netanyahu yönetiminde İsrail, savaşı olabildiğince uzatmaya çalışıyor, bölgeye yaymaya çalışıyor. Bir taraftan da savaşın gölgesi altında Gazze'de ve Lübnan'da başta olmak üzere insanlık dışı eylemlerine, uygulamalarına devam ediyor."
İsrail'in bölgede bir güvenlik problemi haline geldiğini vurgulayan Yılmaz, bütün bölgeye istikrarsızlık yayan bir konumda olduğunu, bu istikrarsız yapının eninde sonunda herkesi kendi içine çekeceğini söyledi.
Barışın, istikrarın olmadığı ortamın herkese zarar vereceğine dikkati çeken Yılmaz, uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı bir dönemde olduklarını kaydetti.
Cevdet Yılmaz, bunların, güç siyasetinin ön plana çıktığı dönemler olduğunu belirterek, "Neredeyse 'orman kanunları' diyebiliriz. Gücü, gücü yetene gibi bir hava var. Bu insanlık adına kabul edilebilir bir durum değil. Ben inanıyorum ki insanlık buna tepki gösterecektir. Bir dip dalga mutlaka gelecektir. Bu kadar hukuksuzluk, bu kadar aşırılık sürdürülemez ve mutlaka farklı bir dünya, daha adaletli bir dünyanın şartları oluşacaktır. Ve Türkiye Cumhuriyeti de inşallah bu noktada öncü ülkeler arasında, lider ülkeler arasında yerini alacaktır." dedi.
"En önemli inisiyatifimiz terörsüz Türkiye'dir ve ikinci aşamada da terörsüz bölge"
Bölgede bu tablo varken, ülkede de birliği, beraberliği, iç cepheyi güçlendirmenin çok büyük önem taşıdığını vurgulayan Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü, basiretli liderliğinde Türkiye bu çabalarını sürdürmekte. Bu çerçevede en önemli inisiyatifimiz terörsüz Türkiye'dir ve ikinci aşamada da terörsüz bölge. Bu bir devlet politikasıdır. Devletimizin en üst düzeyde sahiplendiği bir politikadır ve ülkemizin geleceği adına son derece kıymetli bir çabadır. Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu son derece önemli, kıymetli çıkışlar, Cumhur İttifakı olarak ortaya konan tavır yine bu süreçte büyük anlam ifade ediyor. Geldiğimiz noktada en son Meclisimiz, Komisyon çalışmalarını tamamladı. Bir rapor çıkardı. Bu da çok kıymetli. Keşke birçok milli konuda aynısını yapabilsek. Meclis'te bütün partiler bir araya gelse, ortak bir zeminde buluşabilsek. En azından bu noktada bir ortak rapor çıktı. Ben buna katkıda bulunan tüm siyasi partilere, herkese gönülden teşekkür ediyorum."
Cevdet Yılmaz, artık yeni bir döneme girdiklerini kaydederek, "Terörsüz Türkiye'de yeni bir aşamaya girdiğimizi söyleyebiliriz. Bu aşamada en önemli husus artık silahların bir kenara konması, silahların gölgesinde olmayan demokratik, sivil siyasetin güç kazanması. Demokratik siyaset içinde herkes kendisini vatandaşa anlatacak. Kim vatandaşı daha çok ikna edebiliyorsa onun dediği olacak ama silahların gölgesinde değil fikirlerin gücüyle, politikaların gücüyle herkes bunu yapmaya çalışacak." diye konuştu.
Tüm Türkiye'nin terörden çektiğini ifade eden Yılmaz, terörün maliyetini tüm ülkenin ödediğini ama en büyük zararı Doğu ve Güneydoğu'nun gördüğünü söyledi.
Cevdet Yılmaz, güvenliğin olmadığı yerde kalkınmanın ve demokrasinin olmayacağını belirterek, terörden dolayı uzun yıllar Doğu ve Güneydoğu'nun potansiyelini yeterince kullanamadığını, tarım yapılamadığını, meraların ve turizm potansiyelinin kullanılamadığını kaydetti.
Terörün ekonomik maliyetinin 2 trilyon doların üzerinde olduğunu ifade eden Cevdet Yılmaz, "Biz niye bu kaynaklarımızı boş yere sarf edelim? Terörsüz Türkiye'nin başarıya ulaşmasıyla ne olacak, bu kaynaklar insanımıza kazandırılacak. Gençler başta olmak üzere daha fazla istihdam olacak. Daha fazla ihracat, yatırım, üretim olacak ve halkımızın refahı artacak." şeklinde konuştu.
Cevdet Yılmaz, Doğu'ya, Güneydoğu'ya çok büyük yatırımlar yapıldığını belirterek, "2002 yılında tüm Güneydoğu'nun ihracatı 700 milyon doları bulmuyordu. Geçen yıl 12 milyar doları aştı. Huzur ve güven ortamımız var çok şükür Türkiye'de ama istiyoruz ki kalıcı şekilde bu iş artık gündemimizden çıksın ve bütün bölgemize de yayılsın. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Sünni'siyle, Şii'siyle bu bölgenin insanı olma vasfıyla, Müslüman'ıyla, gayrimüslimiyle kim varsa kendini bu topraklara ait hisseden hepsiyle birlikte geleceğe yürüyeceğiz." ifadelerini kullandı.