Gazze’deki dram üzerinden dünyaya "vicdan" çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava sahası ihlallerine ve çevre coğrafyadaki hareketliliğe karşı devlet aklıyla hareket ettiklerini belirtti.
"Hava Sahamıza Yönelik Her Tehdide Hazırlıklıyız"
Bölgedeki sıcak gelişmelere ve sınır güvenliğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin teyakkuzda olduğunu ifade etti. Olayların perde arkasını titizlikle takip ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
Aziz İstanbullular, Milli İrade Platformunun değerli temsilcileri, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Milli İrade Platformu tarafında her yıl düzenlenen iftar buluşmasının başta platform bünyesinde güçlerini birleştiren sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere milletimiz, coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu güzel İstanbul akşamında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek istiyorum.
Bu sofrada bizleri bir araya getiren herkese şükranlarımı sunuyorum. İftarınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Milli İrade Platformunun tüm üyelerinin Ramazan-ı Şerifinizi mübarek olmasını diliyorum. Tuttuğumuz oruçların, duaların, yaptığınız hayır ve hasenatın kabul olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Öncümüzdeki pazartesi vasıl olacağımız Kadir Gecesini tebrik ediyor, ardından erişeceğimiz Ramazan bayramının da hayırlar getirmesini diliyorum.
İSRAİL'E TEPKİ
Değerli kardeşlerim, Ramazana barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayıdır. Ancak İslam coğrafyasının acı ile, gözyaşıyla, savaşlarla anılması bizleri gerçekten üzüyor. Gazze'de ateşkese rağmen huzura hasret kalırken bir de buna İsrail'in Batı Şeria'daki insanlık dışı politikaları eklendi. Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te bin 120'yi aşkın Filistinli son 2 yılda İsrail tarafından hayattan koparıldı. 10 Ekim'den bu yana Gazze'de şehit edilenlerin sayısı 640'ı buluyor. Katledilenlerin çoğunu kadınlar, çocuklar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerin okula gönderdiği çocuklarımız ya füzelerin ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor.
Komşumuz İran’dan Yemen’e, Sudan’dan Somali’ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında maalesef aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız. Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Bütün bu haklı itiraza her gün muhatap oluyoruz. Elinizi vicdanınıza koyup samimiyetle cevap verin. Sabah güle oynaya okula giden yavruların akşam evine dönemediğim bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur. Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların yüzlerindeki tebessümlerini vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur. Çocukların çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur.
Bu tabloya dünyanın sessiz ve duyarsız kalması yaşanan açıları yok saymasıdır. Suriye'de, Somali'de, Hocalı'da bunu gördük. En son bunu Gazze'de gördük. Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, ne yazık ki yönetimler kimi zaman baskıya, kimi zaman şantaja boyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç vicdan sahibi, ilke sahibi ve cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında, coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları durdurmak için didinen neredeyse kimse çıkmadı.
Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli ve Suriyeli çocuğun dramı, sanal âlemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi.
Vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz. Bugün Türkiye’nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi, gönül ve kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistin’den Arakan’a, Afrika’dan Latin Amerika’ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde biz sizlerle, resmi kurumlarla, STK’larla varız. Vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz. Bugün Türkiye’nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi, gönül ve kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistin’den Arakan’a, Afrika’dan Latin Amerika’ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde biz sizlerle, resmi kurumlarla, STK’larla varız.
Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin ve öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız. Gazze’deki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma hâlindeyiz.
Milli İrade Platformunun öncülüğünde 1 Ocakta Galata Köprüsünde binlerce insanın bir araya getirmesi gibi susmuyoruz, sinmiyoruz, unutmuyoruz. Bu can bu tende olduğu müddetçe mazlumların yanında duracağız, zulme rıza göstermeyeceğiz, baskılara sinmeyeceğiz ve susmayacağız. Milyonların katımı ile düzenlenen 4 Gazze Mitingi ile hakkın ve haklının yanında duran Milli İrade Platformunu tebrik ediyorum. Sadece mazlumların değil 13 yıldır milli iradenin ve milletin yanında saf tuttuğunuz için sizlere teşekkür ediyorum.
Bu platform 5 Aralık 2013'ten beri isminin hakkını ziyadesiyle vermektedir. Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece, demokrasimizi tehlikelerden ve tehditlerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi. Birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istikbalimize uzanan namahrem elleri kırabiliriz. Ramazan'dan 1 gün önce yayınladıkları bildirilerle yayınladıkları ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz.
Bilhassa bölgemizin içinde bulunduğu konjonktürde hem kardeşliğimizi güçlendirmeye hem de sağduyuyu korumaya ihtiyacımız var. Bakınız, biz hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz.
Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor, hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz.
Yine bu süreçte, dün gece olduğu gibi, hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiye’nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükümetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi, çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama ve bunlara doğru, ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur.
Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. Sizlerden de İran’a saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum.
Biz uzun ince bir yola revan olduk, uzun soluklu mücadele için kolları sıvadık. Bizden öncekilerin büyük fedakarlıkla surda açtığı gediği büyütmek için bu mücadeleyi veriyoruz. Tempomuzu artırmamız daha çevik daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce olmadığı kadar güçlü, insicamlı, görünür olması gerekiyor.
Şurası bir gerçek ki sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkanları değil samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşalı törenlerimiz değil, dik duruşumuz, tavrımız, ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Maddi imkanlarımız ölçüsünde hedeflerimize vasıl olabiliriz.
Bayrağı bizden devralacak, davayı sırtlayacak, bizim araladığımız kapıdan yürüyecek ahlaklı, şuurlu, özgüven sahibi gençleri yetiştiriyorsak emanetin hakkını veriyoruzdur. Sivil toplum kuruluşlarımızdan gençlere sahip çıkmalarını bekliyorum. Hayatı anlamlandırma dünyaya bakışlarını belirlemesi konusunda onlara rehberlik ve yoldaşlık etmenizi rica ediyorum. Sözlerime son verirken bugün vefat haberi almaktan büyük üzüntü duyduğum Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamıza Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.