Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.
MHP Lideri Bahçeli, konuşmasında "İran’da hiçbir suçu ve günahı olmayan sivil halk bombaların, füzelerin, diğer ölümcül operasyonların odağındadır. 28 Şubat 2026 tarihinde, Minab kentinde bir okulun bombalanması sonucunda 175 çocuğun ölmesi tahammül edilemeyecek bir katliamdır" dedi.
'operasyonlar bölgemizi ateşe atıyor'
“ABD-İsrail koalisyonun İran’a yönelik başlattığı kirli savaşın 11’inci gününde, bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir” diyen MHP Lideri Bahçeli şunları söyledi:
Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin, dijital harbin, elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir.
Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır.
Karşılıklı fırlatılan füzeler,
Katledilen masum insanlar,
Tahrip edilen kaynaklar,
Hedef alınan alt yapılar,
Tıkanan deniz yolları,
Daralan ticaret kanalları,
Çıta yükselten intikam yeminleri,
Yaygınlaşan suikastlar,
Süregelen örtülü operasyonlar,
Ardı arkası kesilmeyen hava akınları,
Körfez ülkelerine yönelik sabotajlar,
İnsanlığın, insanım diyen herkesin nefesini tutup bir adım sonra ne olacağını kaygıyla merak ve takip ettiği savaş tablosunun hepimizin gündemine yansıyan satır başlarıdır.
İran’da rejim değişikliği hesabından stratejik ve askeri yeteneklerin imha edilmesine kadar sınır ve çerçevesi her seferinde güncellenen operasyonların bölgemizi ateşe attığı açık ve ortadadır.
'Hukuksuzluk doruk noktasında'
Yakın ve yakıcı bir gerçeği aleni olarak işaret ve ifade etmek lazım gelirse o da şu olacaktır:
Siyonist-emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askeri ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır.
Dünyaya, sözde medeniyet mimarisinin izdüşümünde; demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır.
Haksızlık diz boyudur.
Hukuksuzluk doruk noktadadır.
Askeri gerilimi artıran değil; dengeleyen ve yöneten, sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkili olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır.
Bunun yanında ABD Başkanı’nın, “savaşın bitiş zamanına Netenyahu ile karar vereceğiz” demesi ise dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır.
'Bir penguen kadar değerli değiller mi?'
İran’da hiçbir suçu ve günahı olmayan sivil halk bombaların, füzelerin, diğer ölümcül operasyonların odağındadır.
28 Şubat 2026 tarihinde, Minab kentinde bir okulun bombalanması sonucunda 175 çocuğun ölmesi tahammül edilemeyecek bir katliamdır.
Hakikaten felaket kol gezmektedir.
2007 yılında Antarktika’da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi.
Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkartan; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum;
Gazze’de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran’da sayıları 300’ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir?
Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de, sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur?
Doğrusunu isterseniz merak ediyorum; yani İran’da, Gazze’de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?
Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır.