Türkgün | Gündem | TAVAS Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık! Sempozyum Sonuç Bildirgesi

TAVAS Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık! Sempozyum Sonuç Bildirgesi

Türk Akademisi Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı (TASAV) tarafından, Vakfın Kurucusu ve Onursal Başkanı, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin himayelerinde, 18 Temmuz 2026 tarihinde Ankara'da düzenlenen "Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık Sempozyumu", günümüzde bireysel sağlığı, halk sağlığını, toplumsal huzuru, ve ulusal güvenliği tehdit eden önemli bir sorun olarak değerlendirilen bağımlılık olgusuna ilişkin bilimsel temelde çözüm önerileri geliştirmek, disiplinler arası bilgi paylaşımını teşvik etmek ve bu alandaki toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir.

Türk Akademisi Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı (TASAV) tarafından, Vakfın Kurucusu ve Onursal Başkanı, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin himayelerinde, 18 Temmuz 2026 tarihinde Ankara'da düzenlenen "Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık Sempozyumu", günümüzde bireysel sağlığı, halk sağlığını, toplumsal huzuru, ve ulusal güvenliği tehdit eden önemli bir sorun olarak değerlendirilen bağımlılık olgusuna ilişkin bilimsel temelde çözüm önerileri geliştirmek, disiplinler arası bilgi paylaşımını teşvik etmek ve bu alandaki toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir.

MUHABİR: Burhan Tural

Sempozyuma, kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey temsilcileri, alanında temayüz etmiş akademisyenler, uzmanlar, bürokratlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katılmış; bilgi, görüş ve değerlendirmeleriyle önemli katkılar sunmuşlardır.

Sempozyumda; tütün ve nikotin, alkol, uyuşturucu ve uyarıcı madde bağımlılıkları ile kumar ve bahis bağımlılığı, teknoloji ve dijital bağımlılık başta olmak üzere madde ve davranışsal bağımlılıklar bütün yönleriyle ele alınmış; bağımlılık olgusu halk sağlığı, aile, eğitim, güvenlik, hukuk, ekonomi ve sosyal politika boyutlarıyla bilimsel veriler ışığında ve disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Ayrıca bağımlılıklarla mücadele alanında faaliyet gösteren ilgili bakanlık ve kurumların temsilcileri tarafından yürütülen çalışmalar hakkında bilgiler verilmiş, mevcut uygulamalar, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Ayrıca sempozyum kapsamında Prof. Dr. Cengiz Şahin editörlüğünde TASAV tarafından hazırlanan “Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık” başlıklı bilimsel kitap kamuoyuna tanıtılmış ve katılımcılara takdim edilmiştir.

Sempozyumda yapılan değerlendirmelerde, uluslararası karşılaştırmalar dikkate alındığında Türkiye'de bağımlılık yaygınlığının birçok ülkeye kıyasla daha düşük seviyede olduğu ancak son yıllarda artış eğilimi göstermesinin önemli bir risk oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu çerçevede, Türkiye'nin güçlü aile yapısı, aile içi dayanışma, manevi ve kültürel değerler ile toplumsal bağların bağımlılığın önlenmesi ve bağımlılıkla mücadelede önemli avantajlar sağladığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte, bu avantajların korunması ve güçlendirilmesi amacıyla güvenlik ve sağlık tedbirlerinin yanında önleyici politikaların geliştirilmesi, erken müdahale mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ile ailelerin iş birliği içerisinde hareket etmesinin büyük önem taşıdığı belirtilmiştir.

Sempozyum sonunda aşağıdaki değerlendirme ve öneriler üzerinde genel bir görüş birliği oluşmuştur:

SONUÇLAR

1. Bağımlılık; bireyin bir maddeye, nesneye veya davranışa yönelik geliştirdiği, zararlarını bilmesine rağmen sürdürdüğü, zamanla kontrol kaybına yol açan kronik ve tekrarlayıcı bir beyin hastalığıdır. Bağımlılık irade zayıflığı veya ahlaki bir sorun olarak değil; biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunan ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmelidir.

2. Bağımlılık; yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmayıp aileyi, toplumsal yapıyı, ekonomik gelişmeyi ve kamu güvenliğini etkileyen çok boyutlu bir ulusal halk sağlığı ve güvenlik sorunudur.

3. Tütün, alkol, uyuşturucu ve uyarıcı madde bağımlılıklarının yanı sıra teknoloji, dijital medya, çevrim içi oyunlar, kumar ve bahis gibi davranışsal bağımlılıkların yaygınlaşması, özellikle çocuklar ve gençler açısından giderek büyüyen risk alanları oluşturmaktadır.

4. Bağımlılığın ortaya çıkışında biyolojik, psikolojik, ailevi, sosyal ve çevresel faktörlerin birlikte etkili olduğu, bu nedenle mücadelede disiplinler arası ve bütüncül bir yaklaşımın zorunlu olduğu değerlendirilmiştir.

5. Bağımlılığın birey üzerinde fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarının yanı sıra eğitim, çalışma hayatı ve sosyal ilişkilerde ciddi kayıplara yol açtığı; toplumsal düzeyde ise aile yapısını zayıflattığı, suç oranlarını artırdığı, ekonomik üretkenliği olumsuz etkilediği ve kamu güvenliği açısından önemli riskler oluşturduğu vurgulanmıştır.

6. Erken tanı, bilimsel tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyum hizmetlerinin bağımlılıkla mücadelenin ayrılmaz unsurları olduğu değerlendirilmiştir.

7. Kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü koordinasyon ve sürdürülebilir iş birliğinin bağımlılıkla mücadelenin başarısı açısından büyük önem taşıdığı ifade edilmiştir.

8. Bağımlılıkla mücadelede başarının yalnızca yasal düzenlemeler ve kamu kurumlarının çalışmalarıyla sınırlı kalamayacağı; toplumun tüm kesimlerine ulaşan, özellikle çocukları, gençleri ve aileleri hedef alan koruyucu ve önleyici faaliyetlerin hayati önem taşıdığı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, bireylerin bağımlılık oluşmadan önce bilinçlendirilmesini ve risk faktörlerinin azaltılmasını esas alan çalışmaların yaygınlaştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu çerçevede, Yeşilay'ın güçlü gönüllü ağı, eğitim faaliyetleri ve farkındalık çalışmalarıyla bağımlılığın önlenmesine yönelik önemli bir toplumsal işlev üstlendiği ifade edilmiştir.

9. Dijitalleşmenin oluşturduğu yeni bağımlılık türleri ile yasa dışı uyuşturucu ticareti ve yasa dışı bahis faaliyetlerinin halk sağlığı ve kamu güvenliği bakımından önemli tehditler oluşturduğu değerlendirilmiştir.

10. Bağımlılığın sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve üretkenlikte azalma gibi ekonomik sonuçlarının ülke kalkınmasını olumsuz etkilediği tespit edilmiştir.

11. Yapılan değerlendirmeler, bağımlılıkla mücadelenin başta sağlık alanında olmak üzere eğitim, aile, güvenlik, hukuk, sosyal politika ve kalkınma politikalarının ortak sorumluluğu olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Etkin ve sürdürülebilir sonuçlar alınabilmesi için bütün kurum ve kuruluşların ortak hedefler doğrultusunda, bilimsel veriler ışığında ve toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır.

ÖNERİLER

1. Türkiye'nin bağımlılıkla mücadelede bugüne kadar elde ettiği kazanımlar kararlılıkla sürdürülmeli; tütün, alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ile kumar, bahis ve dijital bağımlılık alanlarında ortaya çıkan yeni riskler doğrultusunda ulusal politika ve uygulamalar sürekli güncellenmelidir.

2. Bağımlılık yapıcı ürünlerin kullanımını teşvik eden yasal ve yasa dışı ticari yapıların geliştirdiği yeni yöntemler yakından izlenmeli, bilimsel kanıta dayalı koruyucu politikalar etkin biçimde uygulanmaya devam edilmelidir.

3. Bağımlılıkların neden olduğu erken ölümler, hastalık yükü, aile yapısına etkileri, iş gücü kaybı ve ekonomik maliyetler konusunda toplumsal farkındalık sürekli canlı tutulmalıdır.

4. Bağımlılıkla mücadele, kısa vadeli sonuçlardan ziyade uzun vadeli kazanımları esas alan stratejik bir halk sağlığı ve güvenlik yatırımı olarak ele alınmalı, koruyucu politikaların etkisi bilimsel göstergelerle düzenli olarak izlenmeli ve değerlendirilmelidir.

5. Bağımlılıkla mücadelede elde edilen başarıların rehavete yol açmasına izin verilmemeli, özellikle çocuklar ve gençler arasında riskli davranışların yaygınlaşmasını önlemek amacıyla koruyucu ve önleyici çalışmalar kesintisiz şekilde sürdürülmelidir.

6. Bağımlılıkla mücadelede kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, bilim insanları, sağlık meslek örgütleri, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, medya ve toplumun tüm kesimlerinin katılımını esas alan çok paydaşlı iş birliği modeli güçlendirilmelidir. Bu doğrultuda kurumlar arası koordinasyon ve ortak çalışma mekanizmaları etkin hâle getirilmelidir.

7. Bağımlılıkla mücadele; önleme, erken müdahale, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyum süreçlerini kapsayan bütüncül, sürdürülebilir ve bilimsel temelli ulusal politikalar çerçevesinde yürütülmelidir.

8. Çocuklar ve gençler başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine yönelik bağımlılık konusunda farkındalık ve bilinçlendirme faaliyetleri yaygınlaştırılmalı, yaşam becerilerini güçlendiren koruyucu eğitim programları desteklenmelidir.

9. Okul temelli önleyici programlar güçlendirilmeli; okul, aile ve rehberlik hizmetleri arasındaki iş birliği ile psikososyal destek mekanizmalarının etkinliği artırılmalıdır.

10. Ailelerin koruyucu rollerini güçlendirecek eğitim hizmetleri yaygınlaştırılmalı, ailelerin bağımlılık risklerini erken dönemde fark edebilmelerine yönelik programlar geliştirilmelidir.

11. Sağlık hizmetlerinde erken tanı, kanıta dayalı tedavi, rehabilitasyon ve tedavi sonrası sosyal uyum hizmetlerinin erişilebilirliği ve niteliği geliştirilmelidir.

12. Kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında ortak araştırma, eğitim ve uygulama projeleri desteklenmeli; bilgi paylaşımı ve kurumsal koordinasyon güçlendirilmelidir.

13. Bağımlılıkla mücadele alanındaki bilimsel araştırmalar teşvik edilmeli; ulusal veri toplama, izleme ve değerlendirme sistemleri güçlendirilerek politika geliştirme süreçleri güvenilir bilimsel kanıtlara dayandırılmalıdır.

14. Yerel yönetimlerin çocuklar ve gençlere yönelik sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetleri artırmaları teşvik edilerek bağımlılığa karşı koruyucu sosyal çevrelerin oluşturulması desteklenmelidir.

15. Medya ve dijital platformlarda bağımlılıkların zararları konusunda bilimsel veriye dayalı, sürekli ve etkili kamuoyu bilgilendirme ve farkındalık faaliyetleri yürütülmelidir.

16. Bağımlılıkla mücadeleyi güçlendirecek hukuki ve kurumsal altyapının geliştirilmesine yönelik mevzuat çalışmaları sürdürülmeli; uzun süredir ihtiyaç duyulan “Ruh Sağlığı Yasası” ivedilikle yürürlüğe konulmalı ve bağımlılık hizmetlerine ilişkin mevzuat güncel ihtiyaçlar ile bilimsel gelişmeler doğrultusunda gözden geçirilmelidir.

17. Bilimin rehberliğinde, ortak aklın yol göstericiliğinde ve kurumlar arası güçlü iş birliği anlayışıyla yürütülecek çalışmaların; ülkemizin bağımlılıkla mücadele kapasitesini güçlendireceği, toplumsal farkındalığı artıracağı ve daha sağlıklı, güvenli ve dirençli bir toplumun inşasına önemli katkılar sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak, bağımlılıkların yol açtığı insani, sosyal ve ekonomik kayıpların önemli ölçüde önlenebilir olduğu açıktır. Bilimsel kanıtlara dayalı politikaların kararlılıkla uygulanması; koruyucu ve önleyici hizmetlerin güçlendirilmesi; çocukların ve gençlerin bağımlılık endüstrisinin olumsuz etkilerinden korunması; kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, aileler ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi, daha sağlıklı, daha güvenli ve bağımlılıklardan uzak bir Türkiye'nin inşasının temel şartıdır.

Sempozyum katılımcıları olarak; bağımlılıklarla mücadelede bilimsel kanıta dayalı politikaların kesintisiz sürdürülmesini, kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesini, koruyucu halk sağlığı yaklaşımının önceliklendirilmesini ve gelecek nesillerin her türlü bağımlılıktan korunmasını ulusal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, karar vericileri, akademik çevreleri, kamu kurum ve kuruluşlarını, yerel yönetimleri, sivil toplum kuruluşlarını ve toplumun tüm kesimlerini bu ortak mücadeleyi kararlılıkla sürdürmesini önemli görüyoruz.

Bağımlılık olgusunu halk sağlığı, toplumsal refah ve huzur ile ulusal güvenlik boyutlarıyla ele alarak farklı disiplinlerden uzmanları, kamu kurum ve kuruluşlarını, üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşlarını aynı platformda buluşturan Türk Akademisi Siyasi, Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı'na (TASAV); sempozyumun hazırlık ve yürütülme sürecine bilgi, tecrübe ve akademik birikimleriyle katkı sunan bilim insanlarına; destek veren kamu kurum ve kuruluşları ile Türkiye Yeşilay Cemiyetine; sempozyumun başarıyla gerçekleştirilmesi, bildirilerin kitap hâline getirilerek yayına hazırlanması ve kamuoyuyla buluşturulması süreçlerinde emek veren TASAV yönetici ve çalışanlarına; katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlara ve değerli katılımcılara teşekkür ederiz.

Sempozyum kapsamında ortaya konulan bilimsel değerlendirme, tespit ve önerilerin ülkemizin bağımlılıkla mücadele politikalarının geliştirilmesine, kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine ve toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağlaması temennisiyle, "Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık Sempozyumu Sonuç Bildirgesi"ni kamuoyunun bilgisine saygıyla sunuyoruz.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...