Dini yükümlülükler dışında, kişinin tamamen kendi isteğiyle Allah rızası için tuttuğu nafile oruçlar ile bir dileğe bağlanan adak (vacip) oruçları, başlandığı andan itibaren manevi bir koruma altına girer. Birçok kişi "nasılsa farz değil" düşüncesiyle nafile oruçların bozulabileceğini düşünse de, fıkhi kaynaklar bu konuda disiplinli bir duruş sergiliyor. Özellikle Hanefi fıkhında, başlanan bir ibadetin bozulması o ibadeti borç haline getiriyor. İşte vacip ve nafile oruçlarda kaza zorunluluğunun detayları.
Adak (Vacip) Orucu: "Sözün Telafisi Şart"
Adak yoluyla kişinin kendisine borç kıldığı oruçlar, aslen vacip statüsündedir:
Hüküm: Adak orucu herhangi bir sebeple bozulursa, bu orucun kaza edilmesi kesinlikle gerekir. Çünkü bu oruç, kişinin Allah'a verdiği bir sözün bedeni bir karşılığıdır ve borç ancak kaza edilerek düşer.

Nafile Oruç: "Başlamak Mükellefiyet Doğurur"
Ramazan ayı dışında isteğe bağlı tutulan nafile oruçlar için Hanefi mezhebinin yaklaşımı şöyledir:
Tamamlama Zorunluluğu: Nafile bir ibadete başlandığında, o ibadet artık "başlanmış bir görev" niteliği kazanır. Yarım bırakılan her nafile ibadetin tamamlanması esastır.
Kaza Hükmü: Eğer bir kimse nafile oruca niyet eder ve gün içinde bu orucu bozarsa (ister mazeretli ister mazeretsiz), bu orucu daha sonra kaza etmesi Hanefilere göre vaciptir. 3. Gerekçe: İbadetle alay edilmemesi ve Allah'ın huzuruna durulan bir eylemin ciddiyetinin korunması amaçlanmaktadır.