Zilhicce ayı, sadece hac ibadetinin eda edildiği bir zaman dilimi değil, aynı zamanda tüm Müslümanlar için ilahi rahmetin sağanak gibi yağdığı müstesna bir aydır. Bu ayın ilk dokuz günü boyunca tutulan oruçlar, kişiyi bayramın manevi iklimine hazırlarken; dokuzuncu gün olan Arefe günü tutulan oruç, bizzat Efendimiz (s.a.s.) tarafından muazzam bir mağfiret vesilesi olarak tanımlanmıştır. İşte fıkhi kaynaklar ve hadisler ışığında Zilhicce ve Arefe orucu rehberi.
Zilhicce’nin İlk Dokuz Günü: "Müstehap Bir İbadet"
İslam alimleri, Zilhicce ayının başlangıcından Kurban Bayramı'na kadar olan süreci şu şekilde değerlendirir:
Uygulama: Zilhicce'nin ilk dokuz günü oruç tutmak "müstehap" (güzel/sevilmiş) kabul edilir.
Esneklik: Müminler bu dokuz günün tamamını oruçlu geçirebileceği gibi, güç yetirebildikleri kadarıyla birkaç gününü de tercih edebilirler.
Onuncu Gün: Bayramın birinci günü (10 Zilhicce) oruç tutmak harama yakın mekruh olduğu için, oruç zinciri Arefe günü akşamı sona erer.
Arefe Günü Orucu: "İki Yıllık Temizlik"
Zilhicce’nin dokuzuncu günü olan Arefe günü tutulan oruç, diğer tüm nafilelerden ayrı bir yere sahiptir:
Muazzam Kefaret: Hz. Peygamber (s.a.s.); “Arefe günü tutulacak orucun önceki ve sonraki senenin günahlarına keffâret olacağını Allah’tan ümit ediyorum” (Müslim) buyurarak bu günün eşsiz değerini tescillemiştir.
Hacılar İçin İstisna: Arafat’ta vakfe yapacak olan hacı adaylarının, ibadetlerini zindelikle yapabilmeleri ve halsiz düşmemeleri adına Arefe günü oruç tutmamaları daha uygun görülmüştür. (Ebû Dâvûd).
Sonuç: Mağfiret Sofrasına Davet
Özetle; Zilhicce ayı müminler için bir arınma mevsimidir. Arefe günü tutulan bir günlük oruç, Allah'ın rahmetiyle geçmiş ve gelecek birer yılımızın hatalarına sünger çekebilir. Bu büyük ödüle talip olanlar için Zilhicce takvimi, yılın en önemli manevi ajandasıdır.