Bakış Açısının Esareti: Çiçek mi, Çamur mu?
Mevlana Hazretleri’nin "Senin dünyaya bakan penceren kirli ise benim çiçeklerim sana çamur görünür" sözü, bugün İslamofobi'nin ve ön yargıların temel sebebini açıklar. İslam; selamet, barış ve zarafet tevzi eden (dağıtan) bir dinken; kendi iç dünyası nefret, çıkar ve kargaşa ile kirlenmiş zihinler, bu muazzam "faziletler medeniyeti"ni bir tehdit veya çamur gibi algılar. Oysa kir, çiçekte değil; bakanın penceresindedir.
Takva: Bilinçli Yaşama Sanatı
İnsan, sadece nefes alan bir canlı değil, sorumluluk sahibi bir varlıktır. Akıl ve irade, bizi diğer varlıklardan ayıran en büyük emanettir. İşte bu emanetin bilincinde olarak, her adımda Allah’a karşı bir sorumluluk hissetmeye takva diyoruz. Takva, sadece şekilsel bir ibadet değil; hayatın her anında "doğru olanı yapma" hassasiyetidir. Bu hassasiyet ölçüsünde insan, hem dünyasını hem de ahiretini bir çiçek bahçesine çevirir.

Sözün Emaneti ve Hesabı
Rabbimizin bahşettiği sayısız nimetten biri de konuşabilme kabiliyetidir. Ancak unutmamak gerekir ki; her söz bir tohumdur. Ya kalplerde çiçek açtırır ya da kirli pencerelerden sızan bir çamur gibi ruhları kirletir. İslam, bize sadece "ne söyleyeceğimizi" değil, "nasıl söyleyeceğimizi" de öğretir. Akıl ve irade sahibi bir birey için her kelime, mizan terazisinde bir ağırlıktır.
Sonuç: Kendi Pencereni Temizle!
Eğer çevrende güzellikleri göremiyor, adaleti ve huzuru fark edemiyorsan; belki de suç dünyada değil, senin bakış açındadır. İslam’ın sunduğu o zarif, rakik ve huzur dolu iklime girebilmenin ilk şartı, zihin dünyasındaki o kurgulanmış kirleri temizlemek ve hayata takva gözlüğüyle bakabilmektir.