Hayvancılıkta devlet aklı!

YAYINLAMA:
Hayvancılıkta devlet aklı!

Hayvancılıkta uzun süredir beklenen yapısal adımların artık arka arkaya geldiği bir döneme giriyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Şubat 2025’te açıkladığı “Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi” ile kadınlara, gençlere ve aile işletmelerine uygun fiyatla damızlık gebe hayvan temini hedeflenmiş; ardından 21 Şubat 2026’da İstanbul’daki iftar programında duyurulan küçükbaş odaklı yeni dönem, bu yaklaşımın genişletildiğini göstermiştir. Tarımda ardı ardına açıklanan projeler, yalnızca üretim artışını değil, kırsalda yaşamın sürdürülebilirliğini ve hayvancılığın yeniden cazip bir sektör haline gelmesini amaçlıyor.

Elbette her yeni adımda olduğu gibi eleştiriler de gecikmedi. Ancak dikkat çeken nokta, sahadaki etkiler henüz ölçülmeden yapılan hızlı değerlendirmeler. Oysa hayvancılık, sonuçları aylar hatta yıllar içinde görülen bir alan. Bu nedenle atılan adımların kısa vadeli dalgalanmalar yerine orta ve uzun vadeli dönüşümü hedeflediğini görmek gerekiyor. Sektör, acele sonuçlardan çok istikrarlı ilerlemeyi esas alan bir sürecin içinde.

İftar programında açıklanan “Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi”, Türkiye’de hayvancılığın yeniden yapılandırılması ve kırsal kalkınmanın hızlandırılması açısından önemli bir eşik niteliğinde. Bu proje, hayvan sayısını artırmanın ötesinde verim, genetik kalite, bölgesel uyum ve insan kaynağını birlikte ele alan bir yaklaşımı temsil ediyor. 2026 yılı için tarıma ayrılan yaklaşık 1 trilyon liralık destek içinde küçükbaş hayvancılığa özel bir başlık açılması da bu stratejik önemin göstergesi.

Projenin dikkat çeken yönlerinden biri güçlü kurumsal iş birliği. Damızlık güvencesi Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) üzerinden sağlanırken, teknik planlama ve bölgesel ırk seçimi Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) tarafından yürütülüyor. Finansman tarafında Ziraat Bankası faizsiz kredi imkânı sunuyor, üretimin güvenilirliği ve izlenebilirliği ise Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından destekleniyor. Ayrıca hak sahibi üreticilerin projeyle edindikleri küçükbaş hayvanlar TARSİM kapsamında 1 yıl süreyle sigortalanarak risk yönetimi boyutu da projenin paydaş yapısına dâhil ediliyor.

Bu yapı, hayvancılığı yalnızca üretim miktarı üzerinden değil; kalite, sürdürülebilirlik ve piyasa dengesi üzerinden ele alan yeni bir modelin işaretlerini veriyor.

Küçükbaş hayvancılık Türkiye’nin mera varlığıyla en uyumlu üretim alanlarından biri. Bu nedenle proje, kırmızı et arzındaki dalgalanmaları azaltmayı, aile işletmelerini büyütmeyi ve yerinde üretimi güçlendirerek kırsaldan kente göçü yavaşlatmayı hedefliyor

Meraya dayalı üretimin yaygınlaşması, yem maliyetine bağımlılığı azaltırken arz tarafını güçlendirecek bir denge unsuru oluşturabilir. Aynı zamanda bu yaklaşım, kırsalın yalnızca üretim yapılan bir alan değil; yaşamın sürdürüldüğü bir ekonomik merkez olarak yeniden konumlandırılmasını amaçlıyor.

Projenin belki de en kritik boyutu insan kaynağı. Büyük sürü yönetimi ihtiyacı, çobanlığı yeniden tanımlayan bir süreci beraberinde getiriyor. Eğitimli, sertifikalı ve teknolojiyi kullanan sürü yöneticilerinin artması; gençlerin ve kadınların üretimde daha görünür hale gelmesi, hayvancılığın sosyal boyutunu güçlendirecek.

Bu dönüşüm, çobanlığı geçici bir iş olmaktan çıkarıp teknik bilgiye dayalı profesyonel bir meslek haline getirebilir. Kırsalda yeni bir istihdam alanı oluşması da bu sürecin doğal sonucu olacak.

“Kırsalda Bereket” yaklaşımı, hayvancılığı kısa vadeli müdahalelerden çıkarıp planlı bir üretim modeline taşıma çabası olarak okunmalı. Hayvan sayısını artırmanın yanında finansman, genetik kalite, üretim planlaması ve insan kaynağını birlikte ele alan bu model; kısa vadede arzı destekleyebilir, orta vadede ise sektörün yapısını güçlendirebilir.

Bu noktada sürecin en kritik unsuru, uygulamadaki kararlılık ve sahayla kurulan bağın güçlendirilmesi.

Son söz: Bu dönüşümün sahaya yansıyan yüzünde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yaklaşımı dikkat çekiyor. Üretim planlamasını merkeze alan, gençleri ve kadınları sistemin asli aktörü haline getirmeyi hedefleyen ve kurumsal koordinasyonu öne çıkaran bu çizgi, hayvancılıkta sabırlı ama yönü net bir stratejinin işaretini veriyor. Görünen o ki önümüzdeki dönemde hayvancılık tartışmaları yalnızca sorunlar üzerinden değil, sonuçlar ve başarı hikâyeleri üzerinden yapılmaya başlayacak.

Sonuçlar ve başarı hikâyeleri üzerinden bir teşekkür başta Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve ekibine, bir teşekkürde bu projede ter döken TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç ve ekibine, HAYGEM Genel Müdürü Salih Çelik ve ekibine, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar ve ekibine, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber ve ekibine, TARSİM Genel Müdürü Bekir Engürülü ve ekibine…

Kalın sağlıcakla.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...