'Asrın Uyanışı' büyük bir nimet (1)
Terörsüz bölge işleyişi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından ön plana çıkartılan asırlık bir nimet niteliğinde.
Türkiye üzerinden bölgeye ulaşan huzurun, güvenliğin, istihdam ve istikrarın gerekliliğini ön plana çıkartan Devlet Bahçeli’ye nereye gitsem ve kiminle konuşsam bu “uyanış” yolunu açtığı için tüm bölge şükranları iletiyor.
Devlet Bahçeli; çok önemli, çok değerli ve çok kararlı bir duruş sergilemekte. Yaptığı her konuşmayla çok geniş bir ufuk açıyor bölgenin önüne. Bu önemli stratejik bir aklın duruşudur. Devlet Bahçeli gündelik siyasetin çok üzerinde ve çok ötesinde bir siyasi duruş sergilerken gelecek nesiller için de vicdani cevherlerini samimiyetle ortaya koyuyor. Buna ileri demokrasi hamlesi mi demeli? Kesinlikle evet! Ve çok geniş perspektifte bir “uyanış” bunun adı! Her anlamda bir uyanış! İnsanlığın “etik ihtiyaçlarının uyanışına” tercüman oluyor Devlet Bahçeli.
Tarih bu dönemi “uyanış devri”, Devlet Bahçeli’yi de bu uyanışın sembolü olarak yazacak.
Evet Devlet Bahçeli çok önemli bir uyanışı tetikledi. Bölgenin emperyalizm prangalarından kurtuluşu, kendi kaderini kendisi belirlemesi, huzuru ve kalkınmayı talep etmesi adına çok önemli bir uyanıştır bu!
Bu dönemde Devlet Bahçeli'yi anlayanlar da yanında ve yolunda emek veriyor bu uyanışa.
Bugün konuşulan o cümlelerin ve sergilenen o tavrın değerini Türkiye ile birlikte tüm bölge yıllar sonra çok daha iyi kavrayacak ve meyvelerini hasat etmeye başlayacak. Bunu net bir şekilde söylemek gerekiyor; Devlet Bahçeli ülkesinin ve milletin kardeşliğini, birliğini, dayanışmasını, yan yana yürümesi gerektiğini savunurken bölgeye de duyarsız kalmadı. Bu önemli duruşu destekleyen politikaları da ardı ardına cesurca sıraladı.
Tabii ki bizler de milyonlarca yürek gibi Devlet Bahçeli’nin yolunda olmaktan, vatan ve millet adanmışlığı ile hareket etmekten onur ve gurur duyuyoruz. Çünkü bölgenin beklentileri “herkesin bu işe emek vermesi” yönünde.
Misal bir süredir Irak'ta devam eden toplumsal arınma, siyasi arınma, etik duruş beklentilerinin yükselmesi, güçlü bürokrasi yapısının gelişmesi vb. operasyonların güç kaynağının terörsüz bölge olduğunu biliyor Iraklılar ve bunun için de her seferinde Devlet Bahçeli ye şükranlarını sunuyorlar. Çünkü Irak Türkiye'nin başlattığı terörsüz bölge ile birlikte ciddi anlamda güç buldu, güçlü devlet duruşunu sergilemeye başladı ve “biz de terörsüz bölgeden faydalanmak istiyoruz” demeye başladı. Bu güçle Irak merkezi yönetimi gerçekleştirdiği arınma operasyonlarına devam edecektir çünkü Iraklılar “kendi kararlarımızı ülkemiz adına kendimiz almak istiyoruz” diyor.
Ortadoğu’da da ciddi bir ihtiyaç var terörsüz bölgeye dair. Bunun devamının gelmesi noktasında burada ne kadar örnek versek ya da ne söylesek azdır Devlet Bahçeli'ye ve tabii ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan a.
Tırnak içerisinde ısrarla bir kez daha vurgulamak istiyorum; “bu rutin bir şey değildir, ASRIN UYANIŞI tetiklendi terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeyle birlikte”.
Bunun devamı gelecektir elbette. Nasıl mı? Bunun devamını doldurmak zorundayız. Önce iç cephemizde “birbirimizi anlama ve anlaşılma” üzerinden gitmeliyiz dedik. Bu ilham terörsüz bölgeye evrildi. Terörsüz bölgede de bunu yapmamız gerekiyor. Bir süre önce hatırlarsanız Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye, Irak ve İran'daki Kürtler üzerinden şunu söyledi; “biz sizlerin de yanındayız. Sizler için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız.”
Yani “Türkiye içinde iç cepheyi güçlendirmeliyiz cümlesini bölge içinde iç cepheyi güçlendirmeliyiz” felsefesine taşımalıyız.
Şimdi Türkiye böylesine bir kıbleye dönüşmüşken elbette ki tüm pencerelerimizi daha geniş açacağız. Eski dünya yok karşımızda! Ben ve benden olanları kapsayan bir çerçevede yaşamıyoruz hiçbirimiz. Ve dünya giderek her anlamda kolektif bir yapıya kavuşmaya başladı. Kültürel anlamda, sosyal anlamda, ekonomik anlamda birbirimize muhtacız. Şimdi tamda bu perspektiften bakmamız gerekiyor hayata.
Hatırlarsanız Devlet Bahçeli terörsüz Türkiye’yi ilan ettiği dönemde sıklıkla şu cümleyi zikretmişti; “artık kalıpları kırmamız ve büyümek için, gelişmek için, dünyaya ayak uydurmak için değişmemiz ve güncellenmemiz gerekiyor."
Bunu ne kadar anladık? Tam da burada biraz durmamız gerekiyor! Acaba gerçekten bilge liderin zihnindekileri tam olarak anlayabildik mi? Hepimiz her uyandığımız günle birlikte kendini kontrol etmesi gerekiyor. Yani ben bu yolu ne kadar anladım ya da ne kadar katkı sunuyorum dememiz gerekiyor.
Ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bizim bölgedeki tüm Kürtlere kapımız ve gönlümüz açık, elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız" cümlesinden ne anladık? Bu cümlenin geleceğe yönelik katkıları nedir görebildik mi?
Tüm bu cümleler eşliğinde Türkiye’yi, bölgeyi ve dünyayı anlamlandırmamız gerektiğini düşünüyorum.
Kürtlerin asırlık emperyalizm prangalarından kurtulması için Türkiye gücüne ve desteğine ihtiyacı var. Zira “onlarca yıl hepimiz emperyalizmin oyunlarına kandık, birbirimizi suçladık ve kaybeden yine hepimiz olduk”!
Bu tünelden birlikte çıkmayı başarırsak emperyalizmin ve İsrail’in devrinin biteceği gün gibi ortada bu nedenle içteki ve dıştaki tüm dallarıyla saldırıyorlar her mecradan! İsrail’in Türkiye sınırına yakın Suriye topraklarına saldırmasının nedeni de bu; zulmünün sonunun ilanını yaptı İsrail!
Şimdi tüm bu oyunlara rağmen kazanma şansımız var çünkü elimizde terörsüz bölge uyanışı var. Ve bu uyanışın kazanımlarını net bir şekilde görmemiz gerekiyor.
Terörsüz Bölge tünelinden çıktığımızda; ortak sosyal ve kültürel çalışmaları konuşacağız, ortak üniversiteleri konuşacağız, ortak kültür platformlarını konuşacağız, ortak ekonomi alanlarını konuşacağız, ortak ekonomi yapılarını konuşacağız... Ve konuşmakla kalmayıp inşa edeceğiz. Yeni dünya nizamında “birlikte olmak için aynı sınırlar içerisinde olmaya gerek yok”, sınırları “ortak değerlerimiz ve ortak kazanımlarımız” üzerinden inşa etmek zorundayız.
Konuşacağımız ve inşa etmemiz gereken fazlasıyla alan varken “daha yolun başındayız, sabırla ve emekle ilerlememiz gerekiyor” diyorum. Bu yüzyılda “bölge ittifakını” kurmak üzere hareket edeceğiz ve ilerleyen süreçte de Ortadoğu ile Türk dünyası arasında Türkiye’yi önemli bir kavşağa dönüştüreceğiz. Türkiye her iki bölgeyi birbirine bağlayan, birbirine kenetleyen o bağları da inşa edecek.
Bu nedenle “bizi birbirimize kenetleyen ortak ve özgün dili” inşa etmemiz gerekiyor acilen!
Dil dediğim şey; “özgün dil” yani birbirimize bağlayan fikri iletişim dili. Ortak; dilimizi, değerlerimizi, kavramlarımızı, üslubumuzu inşa edecek, ortak paydada bizleri kenetleyecek ilim ve irfan sahibi insanlara da ihtiyacımız var.