'Asrın Uyanışı' büyük bir nimet (2)
Kurtuluş Savaşı'nın o aydın, cesur, yürekli, samimi kadınları diyoruz ya şimdi de o duruşlara ihtiyacımız var!
“Aydın zihinler” dediğimde bunu bazıları okumuş, entelektüel, bilgi küpü kesim olarak algılasa da benim sözünü ettiğim aydınlık; YÜREK AYDINLIĞIDIR!
Meseleyi Sayın Devlet Bahçeli gibi yürek aydınları üzerinden okuyorum ben. Çünkü Kurtuluş Savaşı'nda gördüğümüz vatanı kurtarmak için mücadele eden o aydın profili şimdi pek yok maalesef! Aydın kavramı şu an üç başlığa ayrılmış durumda: Oryantalist aydınlar, kitap aydınları ve vatan millet için kendini paralayıp hayatını siper eden yürek aydınları. Devlet Bahçeli gibi Kurtuluş Savaşı ruhunu tüm vatana, tüm millete, tüm bölgeye yayacak yürek aydınlarıyla yol almamız gerekiyor.
SİYASET DİLİ VE ÜSLUBU DEĞİŞMELİ
Vatandaş-seçmen bu hasreti uzun zaman önce hissetmeye başladı aslında. Fakat şimdi geldiğimiz noktada vatandaş bunu açıkça ifade etmekte ve hatta haykırmakta; Devlet Bahçeli'nin açtığı “uyanış dönemi” ile birlikte.
22 Ekim 2024 tarihli açıklamayı “Uyanış Miladı” olarak nitelendiriyorum. Bu milattan tüm partilerin seçmenleri, teşkilatları ve elbette ki halkın tamamı bir beklenti içerisine girdi. Artık yeni bir siyaset aklının ihtiyaç gerekliliği görüldü. Toplumlar “milliyetçi-etnikçi-mezhepçi-dini” ya da türevindeki lokal siyaset yapan partilere ve siyasetçilere kırmızı kart çıkarıyor artık. Çünkü öyle bir tablo var ki hayatın içinde kimi kimden ayıracaksınız? Misal babası Türk, annesi Kürt, torun ne? Ya da birlikte iş ortaklıkları kurulmuş. Kimi kimden ayıracaksınız? Doğuya bakıyorsunuz batıdan gelen insanlarımız var, batıya bakıyorsunuz doğudan gelen insanlarımız var. Kimi kimden ayıracağız? Doğusuyla batısıyla kaynaşmışız. Sahadaki insanın etnikçi/kültürel/dini/milliyetçi siyaset beklentisi yok artık. Terörsüz Türkiye'nin en büyük desteği halktan, milletten almasının temelinde de zaten bu vardı. Her şeyi bir kenara bırakıp “yan yana gelmeliyiz bu nedenle terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeyi desteklemeliyiz” dedi milyonlar!
Buradan okumamız ve olaya buradan gelmemiz lazım. Yani terörsüz Türkiye ile siyasetçilere şunu söyledi vatandaş; “kardeşim benim kim olduğumu, ne olduğumu bir kenara bırak da bana hizmet siyaseti üret. Dünya gücü olmuş bir Türkiye'yi bana hediye et. Bunun için bana adımlar at. Ben de senin yanında geleyim. Seninle yürüyeyim. Elimden ne gelirse işin içine katayım”!.
Bunun en güzel ve tek örneği şu an itibariyle Devlet Bahçeli’dir. Devlet Bahçeli'nin Türkiye’de, Suriye'de, Irak'ta, İran’da, Körfez ülkelerinde yarattığı muazzam bir etki var. Bu etki sadece siyaset etkisi değildir. Bu siyaset üstü stratejik bir aklın “toplumlara fayda etkisidir”.
Misal; artık vatandaş parlamentodaki milletvekili profillerini de sorguluyor. Vatandaş; “bir dakika ben bu değilim! Türkiye bunlar değil” diyor! Ve vatandaş; Türkiye’ye yakışan, üreten, çalışan, anlayan, mütevazı, dünyaya hitap edebilen milletvekillerini görmek istiyor seçim listelerinde. Birinin çocuğu/akrabası, bir ailenin mensubu ya da çok parası olduğu için milletvekili yapılmamalı bireyler! Bu söylem cesaretini ve uyanışını da terörsüz Türkiye ile almaya başladı vatandaş. Evet bir uyanış var her mecrada! Bunu doğru kavramamız ve gerekenleri yapmamız gerekiyor.
TERÖRSÜZ BÖLGE ANLAŞILAMADI
Şu an en büyük sorunumuz nedir biliyor musunuz? Terörden nemalananların tüm çığırtkanlığına rağmen terörsüz Türkiye'yi algıladık ve uygulama başladık fakat “terörsüz bölgeyi” henüz tam olarak kavrayamadık!
Ülkemizdeki basın, medya, akademik ve siyasi kesimlerin kavrayamadığı bir terörsüz bölge cevherimiz var şu an elimizde. Terörsüz Türkiye'de takılı kaldık farkında mısınız?
Oysaki terörsüz bölge ile bölgede yarattığımız etkinin büyüklüğünü ve sonrasındaki katkılarını “Devlet Bahçeli aklı” ile görebilseydik küçük dilimizi yutardık çünkü hayallerin ötesinde bir Türkiye var orada.
Terörsüz bölgeyi acilen anlamamız ve birlikte icra etmemiz gerekiyor çünkü Türkiye tünelin sonundaki bereketli geleceğine ulaşmak üzereyken “emperyalizmin ve siyonizmin oyunları” daha da sertleşecek bunu biliyoruz!
Bölgeye dair çerçevemizi; sen, ben, o, Kürt, Türk, Arap, Türkmen, Hristiyan ve diğerlerini demeden “ortak değerler” doğrultusunda oluşturmamız gerekiyor. Bu nedenle bizim terörsüz bölgeyi Devlet Bahçeli'nin aklıyla, yüreğiyle, zihniyle anlayıp daha geniş kitlelere yaymamız gerekiyor. Çünkü terörsüz bölge olayı Türkiye'nin önümüzdeki yüzyıldaki en önemli alanlarından biri olacaktır. Habur örneğini vereyim hemen. Habur'da ve Irak'ta yaptığım ziyaretlerde Iraklı iş insanlarından sık sık şu cümleyi duyuyorum; “Türkiye'nin Şırnak, Mardin, Şanlıurfa ve diğer bölge şehirlerindeki organize sanayi bölgeleri için bize de yer verin ya da ortak alanlar yaratalım”.
Bu talepler şu an çok yükselmiş durumda. Irak Üniversiteleri Türkiye'deki üniversitelerle Türkçe öğrenme üzerine protokoller imzalıyorlar. Biz belki de yarın öbür gün Avrupa Ligi gibi “bölge ligini” oluşturacağız ya da miadı bitmiş Eurovision şarkı yarışmasının biz bölge versiyonunu yapacağız. Ortak üniversiteler kuracağız. Sonra tüm bunları Türk dünyasıyla bağlayacağız. Yani o kadar büyük bir başlık olmasına rağmen terörsüz bölge henüz kavranamadı. Ben en çok şuna üzülüyorum; Devlet Bahçeli'nin anlatmaya çalıştıklarını maalesef çok küçük bir kesim anladı! Devlet Bahçeli günlük siyasetin çok üstünde ve çok çok ötesinde bir akıl sergiliyor. Bu aklı da Devlet Bahçeli’yi doğru anlayarak anlatabiliriz. Yoksa geçmişin paslı, prangalı cümleleriyle anlatamayız.
TERÖRDEN NEMALANANLAR SESİNİ YÜKSELTMEYE BAŞLADI
Burada önemli bir durum var. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeye karşı olanlar, terörden nemalananlardır. Bunu net bir şekilde artık söylemek gerekiyor. Çünkü bu yasa çıkmayana kadar hep bir umutları vardı. Yasa meclisten rekor bir oyla çıktı. Cumhurbaşkanı kararıyla onaylandı. Yürürlüğe girdi.
Terörsen nemalanan güruhun “ya tutmazsa hayalleri” suya düşünce şimdi son hızla saldırmaya başladılar. Artık bunların son çırpınışlarıdır. Bu güruh her alanda var bilhassa iç siyasette.467 gibi tarihi bir oyla meclisten geçen oylamaya bile Türk bayrağı ile gelme cehaletini sergilediler. Bayrak hepimizin yüreğinin, başının tacı, kıblesi. Her şeye ve herkese rağmen Devlet Bahçeli'nin yolunun adanmışı olma gururunu yaşıyorsak, bu tarz provokasyonlar önemli değil ama bu vatanın bayrağını tutup da böylesi bir olayda kendi kirli hesapları için kullanmaya çalışmaları hiç hoş değil. Artık bu sığlıktan çıkılması gerekiyor. Vatandaş bunları görüyor ve tepkisini ifade ediyor zaten. Vatandaş bunların kirli hesaplarının farkında. Bu nedenle yalnız kaldılar ve sosyal medyadan bot hesaplar üzerinden kim terörsüz Türkiye'yi ve bölgeyi savunuyorsa saldırılar yapıyorlar. Önemli mi? Yapsınlar! Tebessüm edip yolumuza devam ediyoruz ama unutmuyoruz!
Devlet Bahçeli'nin de dediği gibi, “karşıdakinden taşlanıyorsanız gurur duymanız gerekiyor. Demek ki doğru işler yapıyorsunuz ve emperyalizmin kovanına çomağınızı sokup, canını acıtmaya başladınız demektir”.
Buradan tabii ki dönüşümüz yok. Hiçbirimizin, böyle bir lüksü de yok. Çünkü çocuklarımıza güçlü, huzurlu bir Türkiye ve bu ilhamla tüm bölgeye bunu yaymış bir Türkiye bırakmak istiyoruz.