Feraset
Kelime anlamı olarak feraset, anlayış, kavrayış, sezgi ve zihin uyanıklığı demektir. Feraset sahibi kimse çabucak ve doğru bir şekilde kavrayabilme yeteneğine sahiptir. Ferasetin temele özellikleri öngörü ve sezgi, doğru karar verme, insanları ve olayları derinlemesine analiz ederek tanımadır.
Feraset sahibi, sadece görünene değil derinlerde yatan gerçeklere ve olası sonuçlara odaklanır. En karışık görünen hadiselerde bile hızlı, hedefi tutturan ve basiretli kararlar alabilendir. Olaylar dahilindeki kişilerin niyetlerini, olayların ve söylemlerin nereye gideceğini, tuzakları hassasiyetle idrak edebilendir. Feraset sahibi insanlar olayları önceden görebilen, keskin zekalı öngörülü olmalıdır.
Aynı 27 Aralık 1919’da Ankara’da yaşayan, Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye üyelerini karşılayan Ankaralılar gibi olmalıdır feraset sahibi. O günlerde Ankara bozkırın ortasında mütevazi bir kentti. Bugünkü ilçelerden hallice ama imece, birlik, millet bilinci yüksek bir kentti Ankara.
Samsun’a ayak bastığı günden itibaren 222 gün sonra Mustafa Kemal’i bayraklar, sancaklar, alkışlar, kaşık oyunlarıyla karşılayan “Seğmen” Ankaralılar ince bir sezgi ve milli birliğe olan imanlarıyla ferasetlerini ortaya koyuyorlar, kurulacak devleti, kurtulacak vatanı, şahlanacak milleti öngörüyorlardı. Meclis Ankara’da toplanmalıydı ama nerede, nasıl? Ankara küçük, vatanın her tarafından Ankara’ya koşan mebus ve heyetler kalabalık, yeterli otel yok. Meclis için de bir bina lazımdı ama hazırda bir bina da yoktu. Ankara’nın nüfusu dört beş kat artmıştı ve Ankara seferber olmuştu.
Mebusların ve heyetlerin bir kısmı Taşhan’a yerleşti. Bir kısmı Ankaralıların boşalttıkları müştemilatlar ve kiralık odalara yerleştiler. Bazıları ise Ankara Garının karşısındaki bu günkü “GENÇLİK PARKININ” bulunduğu çayırlıkta kurulan ÇADIRLARA yerleştiler.
Meclisin toplanması için lazım gelen bina da tespit edildi. Devri iktidarları döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kulüp binası olarak yapımına başlanan ancak henüz tamamlanmamış olan binanın acilen tamamlanmasına ve MİLLETİN MECLİSİ olarak kullanılmasına karar verildi.
Feraset sahibi Ankaralılar imece ve yardımlaşmayla yarım inşaat halindeki bu binayı hızla tamamladılar. Gerekli tamirat ve eklemeler yapıldı. Eksiklikler tamamlandı. Bina temizlendi. Ancak binada ÇATI yoktu. Çatıyı kapatmaya yetecek kiremit bulunamıyordu.
MİLLETİN MECLİSİNİN ÇATISI YOKTU.
Ferasetleriyle durumun farkında olanlar, asıl hedefin ne olduğunu bilenler, zekice hamleler yapmaya başladılar. Bu meclisin temel düşüncesi ve kararlılığı olan MİLLİ BİRLİK, ÇATISIZ OLAMAZDI. Hali hazırda bir okul binasının çatısı için getirtilen kiremitler TBMM çatısı için kullanıldı. Ama bu kiremitler de çatıyı kapatmaya yetmedi. Ankaralılar kendi evlerinin çatılarından söktükleri sağlam kiremitleri Meclisin çatısını kurmak için getirdiler. Milli Birlik ve Kardeşliğin tesis edildiği ilk meclisin kutlu çatısı böylece tamamlandı.
Feraset, milli birlik şuuruyla hareket edip, kendi çatısından, kendi malından, evinden feragatla hareket betti. Sadece çatı çatılmadı. Milletin geleceğini aydınlatmak için evlerden gaz lambaları getirildi. Okullardan sıralar, evlerden halılar, iş yerlerinden teneke sobalarla bir kutlu meclis hazırlandı. Millet bu mecliste yeniden devletini kurdu. Meclisin konuşma zabıtlarını yazmak için toplanan BAKKAL DEFTERLERİNDE neler yazdığını okudukça insan gurur duyuyor.
Milletin meclisinde her olay en ince detayına kadar, ferasetle görüşülüyor, tartışılıyordu. En ağır muhalefetin bile temel dayanağı MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİKTİ.
Çatısını milletin çattığı bu ilk meclis binasında alınan kararlarla, kapısına dayanan YUNAN denize döküldü. Vatan her türlü işgalden kurtarıldı. Milli birlik ve kardeşlik düşüncesiyle 23 Nisan 1920 günü dualar ve şenliklerle açılan meclis çatısının altında 1285 gün sonra 29 Ekim 1923 günü yeni bir devlet kuruldu.
29 Ekim 1923 günü kurulan devlet CUMHURİYET olarak ilan edildi. Cumhuriyet, milletin birliği ve feraseti ile kuruldu. Cumhuriyet milli kalkınma ve yerli savunma sanayisi için kuruldu. Cumhuriyet Millet için kuruldu.
Cumhuriyet gençlik ve gelecek için kuruldu. Cumhuriyetin kuruluşundan tam on yıl sonra Gazi Mustafa Kemal :”Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, içeriden ve dışarıdan senin kötülüğünü isteyecek hainler olacaktır.” diye uyarmıştır. Bu konuşmadan 33.960 gün sonra 20 Ekim 2026 günkü meclis grup toplantısında, Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli bey: “ Türk gençliğinin milli hassasiyetlerini tenha köşelerde pazarlık konusu yapanlar, sefil oyunları aşikar olduğunda Türk gençliğinin öfkesinden nasibini elbette alacaktır... Vatanın bütün ümidinin onların (gençlerimizin) anlayış, bilgi ve enerjisinde olduğunu unutmadan, bilimin ışığında Türk istiklali ve istikbali için kendilerini yetiştirmeye odaklanmalıdır.” dedi.
Anladınız mı, çakma Cumhuriyetçiler? Anladınız mı çakma Milliyetçiler?
Her yaştan gencimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının 103. yılını kutlar, Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehit ve gazilerimize Allah’tan (C.C.) rahmet dilerim.