Hesapsız hesaplar...

YAYINLAMA:
Hesapsız hesaplar...

2010, 2012, 2014 yıllarındaki seçimleri kazandı, üst üste üç dönem İstanbul Barosu’nun başkanı oldu.

2015 yılında “Siz ne kadar siyasetten uzak durursanız durun, bir şekilde siyaset sizden uzak durmuyor” dedi ve CHP’ye üyelik başvurusunda bulundu.

Siyasete girişini ise “Hiçbir beklenti içinde olmaksızın, bir nefer olarak bu yola girdim. Nitekim milletvekilliği listeleri açıklandıktan sonra müracaatımı yaptım” sözleriyle duyurdu.

***

2016 yılındaki seçimde, baro başkanlığı için yarışan beş adayın arasında yoktu.

Neden aday olmadığını “Mahkeme kadıya mülk olmadığı gibi baro başkanlığı da kimseye mülk değildir” cümlesiyle açıkladı.

Aynı açıklamada kullandığı “Baro başkanlığını hiçbir zaman sıçrama tahtası olarak görmedim” ifadesiyle de siyasete uzanan yolculuğunda herhangi bir hesabı olmadığını bir kez daha vurguladı.

***

Takvimler 2018’i gösterdiğinde ise daha önce altı çizdiği “beklentisiz” eski baro başkanı duruşundan eser kalmamış gibiydi.

Çünkü “Vekillik derdim yok” diyerek çıktığını söylediği yolda bu kez genel başkanlık hedefiyle öne çıkıyordu.

“Anlaşılan o ki birileri, Atatürk’ün askeri olmayı anlamıyor. Atatürk’ün askeri olmak yurttaşlar arasında alt kimliklere dayalı hiçbir ayrım yapmamaktır; küresel güçlerin, emperyalizmin askerliğini, tetikçiliğini, devşirmeliğini reddetmektir” sözleriyle genel başkanlık için kolları sıvadığını ilan ediyordu.

Partiye üye olduktan yalnızca üç yıl sonra ortaya koyduğu bu hedef, yeterli imza toplanamaması nedeniyle gerçekleşmedi.

Ancak bu girişim, siyasi hedeflerinin en başından beri ne yönde olduğunu ortaya koydu.

***

Kimden mi bahsediyorum?

2020 yılında parti yönetimin boykot ettiği bir TV kanalına çıktığı için CHP’den ihraç edilen Ümit Kocasakal’dan…

Daha doğrusu, birkaç gündür, “Barodaki değişim yok şunun habercisi, yok bunun mesajı”denilerek gündeme taşınan Ümit Kocasakal’dan…

Bu konuyu, baro seçimlerinin hiçbir mesaj taşımadığını söylemek için açmıyorum.

Seçimleri yorumlarken ileri sürülen mesajlardan çok, seçilen başkanın kendi sözleriyle verdiği mesajlara dikkat edilmesi gerektiğine inanıyorum.

***

“İlk dört madde ciddi bir risk altında.

Cumhuriyet çok ciddi bir tehdit altında.

Bana sorarsanız bu çerçeve yasaya bağlı olarak yürüyen Terörsüz Türkiye süreci Cumhuriyetsiz Türkiye süreci.

Yeni devlet ve rejim kuracaklar.

Bütün dert bu.”

***

Kocasakal’ın göreve geldikten sonra verdiği ilk röportajda kullandığı ifadeler bunlar.

Aynı sayfada “Kocasakal’a ilk kutlama İmamoğlu’ndan” başlıklı haber de yer alıyor.

Kendisini hesapsız bir nefer olarak tanımlayarak siyasete atılan ve kısa süre sonra partisinin en üst makamına talip olan bir ismin, aradan on yıl geçtikten sonra yeniden baro başkanlığına dönmesi sizce de düşündürücü değil mi?

***

Üstelik göreve gelir gelmez Terörsüz Türkiye sürecini hedef alan mesajlar veriyor.

Oysa geçmişte, “Atatürk’ün askeri olmak” sözünü yurttaşlar arasında alt kimliklere dayalı ayrım yapmamakla ve emperyalizmin taşeronluğunu reddetmekle açıklamıştı.

Bugünkü söylemiyle dünkü sözleri arasındaki çelişki de tam burada ortaya çıkıyor.

***

Peki, bu dönüşün arkasında ne var?

Siyasi hedeflerine ulaşmak için yeniden bir zemin mi arıyor, yoksa baro başkanlığı üzerinden daha geniş bir siyasi hesap mı yürütüyor?

İmamoğlu’nun yerine aday olacak ismi mi bulduğu, yoksa Terörsüz Türkiye sürecine karşı çıkan çevrelerin yeni bir siyasi aktörü mü öne çıkardığı sorularının cevabını bulmamız uzun sürecek gibi görünmüyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...