Dört ülkeyi etkileyen “Terörsüz Türkiye”nin kazanımları

YAYINLAMA:
Dört ülkeyi etkileyen “Terörsüz Türkiye”nin kazanımları

Türk devletinin “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” projeleri, bölgede makul sonuçlarını göstermeye başladı. Türk devleti, Türkiye’de ve Irak-Suriye hattında terör örgütlerine karşı yürüttüğü silahlı mücadele sürecini başarıyla tamamladıktan sonra, terör örgütlerinin yeniden filizlenmesini ve eylemlerine devam etmesini önlemek için siyasi, diplomatik ve güvenlik boyutlarını içeren yeni bir süreci devreye sokmuştur. Bu planlamada da başarılı bir şekilde ilerlemektedir.

Önce Suriye’de terör örgütü PKK’nın unsurlarına silah bıraktırılarak devlet güçlerine entegre edilmeleri sağlanmış, daha sonra da Irak’ta benzer adımlar atılmaya başlanmıştır. Suriye, yaklaşık dokuz aydır istikrara kavuşmuş ve daha önce PKK’nın işgali altındaki bölgeler tamamen Suriye devlet güçlerinin kontrolüne geçmiştir.

Terör örgütü PKK’nın feshedilmesi ve silah bıraktırılması süreci, Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da belirli bir aşamaya gelmiştir.

Geçtiğimiz haftalarda Irak’taki birçok terör kampı boşaltılarak teslim edilmişti. Bu gelişmelere ilişkin görüntüler de yayımlanmıştı.

Geçtiğimiz günlerde ise Irak güvenlik güçleri, terör örgütü PKK’nın Sincar’daki uzantısı olan “Şengal Direniş Birlikleri” (YBŞ) adlı yapıdan bazı askerî noktaları devraldı.

Suriye ve Irak’taki bu gelişmeler, “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” projelerinin sağladığı kazanımlardır. Türkiye, Suriye ve Irak devletleri arasındaki iş birliği, dayanışma ve planlama kararlı bir şekilde sürdürülürse emperyalizmin taşeron olarak kullandığı hiçbir terör örgütünün bu bölgede barınabilmesi mümkün değildir.

Umarım İran da ABD ve İsrail’in saldırganlığını başından savar ve bölgeye uyum sağlayarak gerçek dostluğu yansıtan bir tutum sergiler. Böylece Türkiye, Suriye ve Irak’ın yanında dördüncü güç olarak bu sürece omuz verir.

Türkiye’deki her sağduyu sahibi, İran’ın toprak bütünlüğünü, istikrarını, huzurunu ve güvenliğini önemseyerek bu konuda hassasiyet gösterirken İran, zaman zaman bölgede hizipleşme ve ayrışma yaratan politikalar üretme çabasına girmektedir.

Azerbaycan-Ermenistan savaşında arka planda Ermenistan’ın yanında yer alması, bünyesindeki milyonlarca Güney Azerbaycan Türk’üne yönelik baskıları, işine geldiğinde PKK’ya kamp alanları açıp örgütü desteklemesi, işine gelmediğinde ise örgütle mücadele etmesi, Suriye’de nüfuzunu kaybetmemek için PKK’nın uzantısı YPG’ye dron yardımları yapması ve iş birliği çağrılarında bulunması, İran’ın çelişkili politikalarına örnek teşkil etmektedir.

Oysa Türkiye, İran’ın da bölgesel huzur ve güvenliğe katkı sağlayabilmesi için İran’daki PKK uzantısının feshedilmesi ve silah bırakması konusunda çaba göstermektedir. ABD ve İsrail’in bu yapıyı taşeron olarak kullanmayı sürdürme çabası ortadayken Türkiye’nin attığı bu adım, dostça bir yaklaşımdır.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, geçtiğimiz yıl PKK’nın silah bırakma sürecine değinerek, “Türkiye’nin terörsüz bölge hedefini destekliyoruz. İlkesel tutumumuz, terörizmin nerede olursa olsun kınanmasıdır. Bir bölgede terörün varlığı, diğer bölgelerde de güvensizliğe neden olur.” demişti.

İran İçişleri Bakanı İskender Mumini de geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, “Türkiye, Irak, İran ve Suriye, köklü bir çözüm için dört ülke olarak el ele vermeli. Silahlar yere bırakılmadan barış olmaz. PKK, PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını yere bırakmalıdır. Terör konusunda Türkiye’nin güvenliği İran’ın güvenliğidir, İran’ın güvenliği de Türkiye’nin güvenliğidir. İş birliğimiz gelişmelidir.” ifadelerini kullanmıştı.

Bu açıklamalar, İranlı yetkililerin terörle mücadelede bölgesel iş birliğinin önemini kabul ettiklerini göstermektedir. Ancak Türkiye’nin beklentisi, bu söylemlerin somut adımlarla desteklenmesi ve İran’ın da sürece kararlı bir şekilde omuz vermesidir. İran’ın geçmişte sergilediği tutarsız ve ikircikli politikaları terk etmesi, bölgenin hızla huzura, istikrara ve güvenliğe kavuşmasına katkı sağlayacaktır.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, Türk devletinin “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” projeleri çerçevesinde bölgedeki gelişmeleri adım adım takip ederek geçtiğimiz hafta yaptığı değerlendirme, bu sürecin hedeflerini bir kez daha ortaya koymuştur:

“Bağdat yönetiminin silahlı yapıların tasfiyesine yönelik girişimleri, Irak devletinin egemenlik sahasının tamamında meşru gücünü yeniden tesis etme iradesinin bir yansıması olmuştur.

SDG/YPG’nin askerî varlığının sona erdirilerek Suriye devletinin kurumlarına entegrasyonu yönünde atılan somut adımlar ise ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasî birliği bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.

Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe kat edilen Terörsüz Türkiye hedefimiz, bölgesel bir boyut da kazanmaktadır.

Diğer taraftan, İran İçişleri Bakanının Eylül’de gerçekleştirdiği Ankara ziyareti esnasında ‘PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır.’ açıklamasının gereğinin de yerine gelmesiyle bölgesel barış için bir adım daha atılmış olacaktır.

Terörsüz Bölge, bu coğrafyada bir arada yaşamaktan başka seçeneği olmayan Türkün de Arabın da Kürdün de cümle halkların da huzuru, barışı, refah ve mutluluğu için tarihî ve vicdanî mesuliyetidir.

İnşallah bu hedeflere ulaşacağız.

Terörü yerle yeksan edecek, huzuru arşa çıkartacağız.”

***

Terör örgütlerinin yaklaşık yarım asırdır bu dört ülkede gerçekleştirdiği terör eylemlerini kökten sona erdirmek için ilk defa bölgesel ölçekte tarihî bir fırsat önümüze çıkmıştır. “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” projelerinin hayata geçirilmesini engellemek için mücadele eden kim varsa bu dört ülkenin ve insanlığın en büyük düşmanıdır.

O yüzden “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” projelerine saldıran, bu sürece yönelik iftiralarda bulunan karanlık odaklara karşı her sağduyu sahibi dikkatli olmalıdır. Çünkü bu odaklar ya birilerinin talimatıyla hareket etmekte ya da siyasi menfaat peşinde koşmaktadır. Bu sürece saldıran ve iftira atanların dünkü PKK iş birlikçileri olduğunu da asla unutmayın…

Unutmayın ki Türkiye, Irak, Suriye ve İran gibi dört ülkede terörü bitirme noktasında tarihî bir fırsat yakalamışken, dünkü PKK iş birlikçileri yüzünden bu fırsatın önünün kesilmesine ve sürecin yavaşlatılmasına izin verilmemelidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...