Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, ülkenin yüksek üretim kapasitesine sahip önemli merkezlerden birine sahip olduğunu söyledi.
Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Son yıllarda yapılan yatırımlar sayesinde Türkiye’nin arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Ersoy, konservasyon altyapısının her geçen gün daha da güçlendiğini ifade etti.
Konservasyon laboratuvarlarında hem teknik ekipman hem de uzman kadro açısından önemli yatırımlar yapıldığını belirten Ersoy, bu çalışmaların somut sonuçlar verdiğini dile getirdi. Bugüne kadar 251 binden fazla eserin restore edilerek kültür hayatına kazandırıldığını söyleyen Ersoy, Türkiye’nin bugün dünyadaki en büyük ve en hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden biri haline geldiğini kaydetti.
Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının uluslararası alanda dikkatle takip edildiğini belirten Bakan Ersoy, birçok ülkeden uzman ekiplerin eğitim almak ve deneyim paylaşmak amacıyla Türkiye’deki laboratuvarları tercih ettiğini söyledi. Bu ilginin, Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında küresel ölçekte ayrı bir noktaya taşıdığını ifade etti.

Konservasyon laboratuvarlarının yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını dile getiren Ersoy, bu merkezlerin kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik rol üstlendiğini belirtti. Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif konservasyon laboratuvarının bulunduğunu ve bu merkezlerde 281 uzman personelin görev yaptığını açıkladı.
Kazılardan çıkarılan eserlerin sergilenmeden önce birçok bilimsel süreçten geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzeme türleri için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını, müdahale yöntemlerinin ise laboratuvar analizleri doğrultusunda belirlendiğini söyledi.
Tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinen Ersoy, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarlarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyaların Cumhuriyet Müzesi’nde geçici olarak sergilendikten sonra bakım ve onarımlarının yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildiğini ifade etti.

Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı çalışmalarının hız kazandığını belirten Bakan Ersoy, bugün Türkiye genelinde 256 noktada kazı faaliyeti yürütüldüğünü açıkladı. Artan kazı bütçeleri sayesinde son 60 yılda yapılan çalışmaların önümüzdeki 4 yıl içinde tamamlanmasının hedeflendiğini dile getiren Ersoy, bu yoğunluğun konservasyon kapasitesinin daha da güçlendirilmesini zorunlu kıldığını vurguladı.
Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve gelecek nesillere aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.