Türkgün | Sağlık | Dijital amnezi nedir? Hafıza kaybının arkasında dijital alışkanlıklar mı var?

Dijital amnezi nedir? Hafıza kaybının arkasında dijital alışkanlıklar mı var?

“Az önce ne diyecektim?” sorusunu gün içinde kendinize kaç kez sorduğunuzu hiç fark ettiniz mi; belki de zihnimiz sessizce dijital yükün ağırlığını taşıyor. İşte tam da bu noktada, dijital alışkanlıkların hafızamız üzerindeki etkisi mercek altına alınıyor.

“Az önce ne diyecektim?” sorusunu gün içinde kendinize kaç kez sorduğunuzu hiç fark ettiniz mi; belki de zihnimiz sessizce dijital yükün ağırlığını taşıyor. İşte tam da bu noktada, dijital alışkanlıkların hafızamız üzerindeki etkisi mercek altına alınıyor.

MUHABİR: Tülin Küre

Anahtarınızı elinize alıp “Az önce nereye koydum?” diye etrafa bakındığınız oluyor mu? Ya da bir mesaj yazarken, iki saniye sonra ne yazacağınızı unutuyor musunuz? Gün içinde yaşanan bu küçük kopuşlar artık birçok kişinin ortak şikâyeti. Suçlu olarak da çoğu zaman cebimizde taşıdığımız o parlak ekran gösteriliyor.

Sabah alarmıyla başlayan ekran teması, gün boyunca devam ediyor. Toplu taşımada, yemek sırasında, hatta birisiyle konuşurken bile elimiz telefona gidiyor. Bu alışkanlık, fark etmeden zihnimizin çalışma şeklini değiştiriyor olabilir mi?

Dikkat bölünürse hafıza da zayıflıyor

Hafıza sandığımız gibi sadece “hatırlama” yeteneği değil. Önce dikkat gerekiyor. Bir şeye gerçekten odaklanmadıysak, beyin o bilgiyi kalıcı olarak kaydetmiyor. Sosyal medya ise dikkatimizi birkaç saniyede bir başka yöne çekmek üzere tasarlanmış bir dünya.

Kısa videolar, bitmeyen akış, sürekli gelen bildirimler… Beyin her an yeni bir uyaranla karşılaşıyor. Böyle bir ortamda derin düşünmek, okuduğunu sindirmek ya da bir bilgiyi uzun süre akılda tutmak zorlaşıyor. Bu yüzden birçok kişi “hafızam zayıfladı” diye düşünüyor; oysa belki de sorun, yeterince odaklanamamaktan kaynaklanıyor.

Beyin tembelleşiyor mu, yoksa görev mi devrediyor?

Eskiden en az birkaç telefon numarasını ezbere bilirdik. Şimdi en yakınımızın numarasını bile rehbere bakmadan söyleyemiyoruz. Randevu saatini hatırlamak yerine takvime güveniyoruz, yol tarifini akılda tutmak yerine navigasyona bırakıyoruz.

Uzmanlar bu durumu “dijital amnezi” olarak adlandırıyor. Yani bilgiyi hatırlamak yerine cihaza güvenme eğilimi. Bu, beynin tamamen tembelleştiği anlamına gelmiyor. Daha çok, “Ben uğraşmayayım, telefon halleder” demek gibi. Ancak uzun vadede hafızayı aktif kullanmamak, bazı bilişsel becerilerin körelmesine yol açabiliyor.

Sürekli kaydırma alışkanlığı zihni yoruyor

Sosyal medyada bir gönderiye ortalama birkaç saniye bakıp geçiyoruz. Derinleşmeden, düşünmeden, hızla… Bu tempo, beynin hızlı ödül sistemini besliyor. Kısa, çarpıcı, anlık içerikler zamanla sabrı azaltabiliyor.

Uzun bir makale okumakta zorlanmak, bir film izlerken telefona bakma isteği duymak, ders çalışırken sık sık başka sekmelere geçmek… Bunlar artık çok tanıdık davranışlar. Zihin sürekli hareket halinde ama aynı zamanda dağınık. Bu da unutkanlık hissini artırabiliyor.

Her unutkanlık telefon yüzünden değil

Burada önemli bir gerçeği atlamamak gerekiyor. Unutkanlık sadece sosyal medyaya bağlanamaz. Uykusuzluk, stres, yoğun iş temposu, kaygı, depresyon ve bazı vitamin eksiklikleri de hafızayı etkileyebiliyor. Özellikle uzun süren ve günlük yaşamı zorlaştıran unutkanlık durumlarında bir uzmana başvurmak gerekiyor.

Bazen sorun ekran değil; tükenmişlik, zihinsel yorgunluk ya da yeterince dinlenememek olabiliyor.

Zihni korumak mümkün mü?

Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak gerçekçi değil. Ama kullanım şeklini değiştirmek mümkün. Küçük adımlar bile fark yaratabiliyor:

  • Bildirimleri kapatmak ya da sınırlandırmak
  • Gün içinde telefonsuz zaman dilimleri oluşturmak
  • Küçük bilgileri bilinçli olarak ezberlemeye çalışmak
  • Kitap okumaya ve derin odak gerektiren aktivitelere zaman ayırmak
  • Düzenli uyumak ve stresten uzaklaşmaya çalışmak

Beyin, kullanılmadığında değil; doğru kullanılmadığında zorlanıyor. Onu zaman zaman ekranın hızından uzaklaştırmak, biraz sessizliğe bırakmak hafızaya iyi gelebiliyor.

Sonuçta sosyal medya tek başına hafızayı yok etmiyor. Ancak kontrolsüz ve sürekli kullanım, dikkati parçalayıp unutkanlık hissini artırabiliyor. Belki de mesele, teknolojiyi bırakmak değil; onun bizi bırakmasına izin vermemek.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...