Türkgün | Sağlık | Doktorunuza sormadan oruç tutmayın! Kalp hastaları için kritik rehber

Doktorunuza sormadan oruç tutmayın! Kalp hastaları için kritik rehber

İnsan bazen inancıyla sağlığı arasında kalır; ancak kalp söz konusu olduğunda, sessizce atılan bir adım bile telafisi zor sonuçlar doğurabilir. İşte tam da bu nedenle, uzmanların altını çizdiği riskleri ve iftar sofrasında dikkat edilmesi gereken noktaları adım adım ele almak gerekiyor.

İnsan bazen inancıyla sağlığı arasında kalır; ancak kalp söz konusu olduğunda, sessizce atılan bir adım bile telafisi zor sonuçlar doğurabilir. İşte tam da bu nedenle, uzmanların altını çizdiği riskleri ve iftar sofrasında dikkat edilmesi gereken noktaları adım adım ele almak gerekiyor.

MUHABİR: Tülin Küre

Ramazan ayı, pek çok insan için hem manevi hem de duygusal anlamda çok kıymetli bir dönem. Ancak özellikle kronik hastalığı olan bazı kişiler, “Bir şey olmaz” diyerek doktoruna danışmadan oruç tutmayı seçebiliyor. İşte asıl risk de burada başlıyor. Kalp ve tansiyon hastaları için kontrolsüz bir şekilde tutulan oruç, fark edilmeden ciddi sonuçlara kapı aralayabiliyor.

Gün boyu süren açlık ve susuzluk, akşam ise bir anda yüklenen ağır sofralar… Vücut bu ani değişime her zaman uyum sağlayamayabiliyor. Özellikle kalp-damar hastalığı olan bireylerde iftardaki bazı alışkanlıklar, kalbin üzerindeki yükü artırabiliyor. Uzmanlar, “İbadet sağlığı tehlikeye atacak şekilde olmamalı” diyerek önemli bir noktaya dikkat çekiyor.

“BİR ŞEY OLMAZ” DEMEK EN BÜYÜK HATA

Kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, ritim bozukluğu ya da daha önce geçirilmiş kalp krizi… Bu rahatsızlıklar düzenli ilaç kullanımı ve istikrarlı bir yaşam düzeni gerektiriyor. Oruç tutarken ilaç saatlerinin değişmesi, doz atlanması ya da düzensiz kullanılması ciddi sorunlara yol açabiliyor.

Üstelik gün boyu susuz kalmak, kanın yoğunluğunu artırabiliyor. Bu durum da özellikle risk grubundaki kişilerde pıhtı oluşma ihtimalini yükseltebiliyor. Tansiyonun ani düşmesi ya da yükselmesi ise baş dönmesi, bayılma hatta kalp krizi gibi sonuçlara kadar ilerleyebiliyor.

İFTAR SOFRASINDA KALBİ YORMAYIN

Uzun saatler süren açlığın ardından hızlı ve kontrolsüz yemek yemek, kalbi adeta maratona çıkarmak gibi. Bir anda yüklenen yağlı yemekler, kızartmalar, aşırı tuzlu besinler ve şerbetli tatlılar; kan basıncında ani değişimlere neden olabiliyor.

Özellikle “Bir anda doyayım” düşüncesiyle hızlı yemek yemek, kalp ritmini de etkileyebiliyor. Uzmanlar iftarın hafif bir başlangıçla açılmasını, kısa bir mola verilmesini ve ana yemeğe yavaş geçilmesini öneriyor. Sofrada yavaşlamak, kalbi de rahatlatıyor.

SUSUZLUK KALBİ NASIL ETKİLİYOR?

Gün boyunca su içmemek, özellikle tansiyon hastalarında ciddi dalgalanmalara yol açabiliyor. İftar ile sahur arasında yeterli sıvı alınmadığında kan dolaşımı zorlanabiliyor. Bu durum çarpıntı, göğüs ağrısı ya da halsizlik olarak kendini gösterebiliyor.

Kalp hastalarında susuzluk, kanın akışkanlığını azaltarak riskleri artırabiliyor. Bu nedenle iftar ile sahur arasında suyu azar azar ve dengeli şekilde tüketmek büyük önem taşıyor.

KİMLER MUTLAKA DOKTORUYLA GÖRÜŞMELİ?

  • Daha önce kalp krizi geçirmiş olanlar
  • Kalp yetmezliği bulunanlar
  • Düzenli tansiyon ilacı kullananlar
  • Ritim bozukluğu yaşayanlar
  • Diyabet ve kalp hastalığı birlikte olan kişiler

Bu gruptaki bireyler için “Ben dayanırım” demek yeterli değil. Her vücut farklı tepki verir ve sağlık söz konusu olduğunda kişisel değerlendirme şarttır.

Ramazan’ın huzurunu yaşarken sağlığı ikinci plana atmamak, hem ibadetin hem de yaşamın devamı için en doğru adım olarak görülüyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...