Türkiye kar yağışı ve dondurucu soğukların etkisine girerken, kronik hastalığı olan bireyler için riskler artıyor. Özellikle diyabetli bireyler için soğuk hava; beslenme ve egzersiz kadar kritik bir faktör haline geliyor. Bilimsel verilere göre, vücut soğukla mücadele etmek için daha fazla glikoz yakarken, stres hormonlarının salgılanması insülin üretimini baskılayabiliyor.
Soğuk Hava Hipoglisemiyi Gizliyor!
Kış aylarında şeker yönetimindeki en büyük tehlike, düşük sıcaklıkların vücudun verdiği tepkileri maskelemesidir. Normal şartlarda kan şekeri düştüğünde (hipoglisemi) görülen titreme, üşüme veya uyuşma gibi belirtiler, soğuk havada "normal bir üşüme" sanılarak ihmal edilebiliyor. Bu durum, hayati risk taşıyan şeker düşmelerinin fark edilmesini geciktiriyor.
İnsülin Kullanımına Dikkat!
Soğuk havanın bir diğer etkisi de deri altı sıcaklığının düşmesidir. Düşük sıcaklıklar, enjekte edilen insülinin vücut tarafından daha yavaş emilmesine yol açabiliyor. Bu da kan şekeri yönetiminde öngörülemeyen dalgalanmalara zemin hazırlıyor.

Kış Alışkanlıkları Şekeri Yükseltiyor
Kış aylarında yaşam tarzında meydana gelen iki ana değişim, şeker yükselmesi (hiperglisemi) riskini artırıyor:
Hareketsizlik: Soğuk nedeniyle fiziksel aktivitenin azalması, vücudun insüline duyarlılığını düşürüyor.
Karbonhidrat Artışı: Soğukta enerji ihtiyacını karşılamak için yüksek karbonhidratlı besinlere yönelmek, şeker kontrolünü zorlaştırıyor.
Enfeksiyonlar Şeker Dengesini Bozar
Kışın sık görülen grip, idrar yolları ve boğaz enfeksiyonları vücutta stres yaratarak kan şekerini yükseltir. Enfeksiyon geçiren bireylerin bu dönemde şeker ölçümlerini daha sık yapması ve gerekirse tedavi dozlarını hekim kontrolünde güncellenmesi öneriliyor.